• BIST 106.955
  • Altın 145,794
  • Dolar 3,5211
  • Euro 4,1346
  • Adana 31 °C
  • Adıyaman 29 °C
  • Afyon 21 °C
  • Ağrı 24 °C
  • Amasya 27 °C
  • Ankara 24 °C
  • Antalya 30 °C
  • Artvin 28 °C
  • Aydın 27 °C
  • Balıkesir 27 °C

Bahçeli (1): Cumhurbaşkanı'nın 104 Ve 105’inci Maddeye Doğru Çekilmesini Sağlamak Mümkün Gözükmüyor

Bahçeli (1): Cumhurbaşkanı'nın 104 Ve 105’inci Maddeye Doğru Çekilmesini Sağlamak Mümkün Gözükmüyor
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bir fiili durumdan bahsedildiğini belirterek, "Bu fiili durumdan bahsediliyor ise burada bir dayatma var demektir, Anayasayı...

-MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bir fiili durumdan bahsedildiğini belirterek, "Bu fiili durumdan bahsediliyor ise burada bir dayatma var demektir, Anayasayı çiğneme vardır, cumhurbaşkanlığının görevinin aşılması vardır. Böyle bir durum karşısında ya fiili durumu devam ettirirseniz Türkiye'de neler olabileceğini kestirmek zaman içinde belli olmayabilir. Ama fiili durumu hukuki bir zemine taşırsanız o zaman farklı bir anlayışı hakim kılabilirsiniz" dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı'nın Anayasa'nın 104 ve 105'inci maddesi sınırlarına çekilmesini neden zorlamadıklarına ilişkin, "Milliyetçi Hareket Partisi'nin Meclis'teki milletvekili sayısı 40'tır. Diğer siyasi partileri de bir araya getirmiş olsanız, parlamenter rejimin korunması ve Cumhurbaşkanı'nın 104 ve 105'inci maddeye doğru çekilmesini sağlamak mümkün gözükmüyor" dedi.

MHP lideri Bahçeli, Star TV ve NTV canlı yayınında Nazlı Çelik'in gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Bahçeli, başkanlık sistemi karşıtı söylemlerinin ve Türkiye'nin parlamenter sistemle devam etmesi yönündeki beyanlarının hatırlatılması üzerine şunları söyledi:

"Milliyetçi Hareket Partisi parlamenter istemin korunması ve güçlendirilmesinden yana olmuştur. Ve Türkiye'deki gelişmelerle, siyasi ve sosyal gelişmelerle paralel bir tarzda düşünerek hareket etmiştir. Parlamenter sistemi, özellikle cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ortaya koymuş olduğu sorunları da göz önüne alarak bir sigorta olarak görmüştür. Bazıları halk tarafından cumhurbaşkanının seçilmesini istemiştir. Bunların en tabii düşüncesidir ve hakkıdır. Ama Türkiye'de açılım denen bir süreç, çözüm denen bir süreç başladığı sırada Türk milletinin etnik ve mezhep temelli bölünmesine gayret gösteren unsurların yoğun bir faaliyet içine girmiş olmaları karşısında, biz o dönem içerisinde halkın cumhurbaşkanını seçmesini sağlıklı görmedik. Meclis'te seçilmesini istedik ama Meclis'te de seçilirken önemli sorunlar yaşanmıştır.

12 Eylül öncesinde 115 turdan sonra cumhurbaşkanı seçilememiştir ve hepimizi üzen büyük tahribat altında toplumu önemli yarılmalara sürükleyen bir 12 Eylül rejimi ile karşı karşıya kalınmıştır. Bütün bunları dikkate alarak hareket ettiğimiz zaman parlamenter sistemi MHP olarak hep düşünmüş ve öne çıkartmışızdır. Bu kanaatimizde de bir değişiklik yoktur ve olmamıştır. Ancak bir Anayasa değişikliği ile cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi sonrasında farklı bir durum ortaya çıkmıştır. Buranın altını çizmek lazım. Seçimlerin temelini teşkil eden Anayasa değişikliğinde MHP "hayır" oyu kullanmıştır, yani Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini erken bulmuştur ve bazı riskler taşıdığı kanaatine sahip olmuştur. Çünkü Cumhurbaşkanlığı seçimiyle sürekli tırmanan terör ve terörün kat etmiş olduğu siyasal alan ve o alan içerisinde bölünmeye sürükleyebilecek bazı demokratik adımlar adı altında mesafe kat etmeleri ülkemiz için bir tehlike teşkil etmekteydi. Onun için cumhurbaşkanlığı seçiminde gerekli kılınan Anayasa değişikliğinde biz "hayır" oyu kullandık. Netice itibariyle bizim oylarımız yetersiz kaldı. Bazıları yetmez ama "hayır" dedi. Bazıları "evet" dedi. Netice itibariyle cumhurbaşkanı halk tarafından seçildi. Buranın altını çizerek beraberce düşünmek lazım. 18 maddenin üzerinde, her maddede bir kelime üzerinde tartışma yapacağımız yerde, bu noktayı ele alarak ve aradaki farklılaşmayı, ayrışmayı, dayatmaları göz önüne alarak Türkiye'yi daha sağlıklı ve demokratik bir topluma nasıl götürebileceğimizi düşünmek gerekmektedir. Türkiye'deki istikrarsızlık, kaos, kriz, kargaşa, darbe, kalkışma bütün bunların hepsini dikkate alarak hareket etmek lazım."

-(REFERANDUMDA HAYIR ÇIKARSA KAOS RİSKİ) "ÖYLE BİR RİSKİN OLDUĞU BENİM KANAATİMDİR"-

Referandum sonucunda "hayır" çıkarsa bir kaos ortamının oluşup oluşmayacağı sorusuna Bahçeli, "Şimdiki açıdan öyle bir riskin olduğu benim kanaatimdir. Bunu da Türkiye'de ilk defa söyleyen ben olmuşumdur. Bunun ayrıntılarını zamanımız olduğu takdirde çok yönlü konuşmak gerekmektedir" dedi.

-"FİİLİ DURUMU HUKUKİ BİR ZEMİNE TAŞIRSANIZ FARKLI BİR ANLAYIŞI HAKİM KILABİLİRSİNİZ"-

MHP lideri Bahçeli, Anayasa değişikliğine "evet" demelerinin gerekçesini şöyle açıkladı:

"Halk tarafından seçilmiş bir cumhurbaşkanı var, halk tarafından seçilmiş bir TBMM var. Halk tarafından TBMM parlamenter sistem içerisinde yasamadan bir yürütme çıkarmak durumundadır. Yani bir başbakan ve bakanlar kurulu olacak, cumhurbaşkanı da bunu onaylayacak. Fakat uygulamada cumhurbaşkanı Anayasa'mızda belirtilen 104 ve 105. Maddelerdeki görev ve sorumluklarını aşarak kendi partisinden bir başbakan ve bakanlar kurulunun oluşmuş olması ve Meclis'te de büyük bir çoğunluğu elde etmiş olması, tabiatıyla bir yönetim şekli ortaya koyuyor. Fakat bu yönetim şekli Anayasal değil. Yani cumhurbaşkanı her şeye müdahale edebilir bir konuma geliyor.

Burada bir tek adamlığa gidiş bir diktatörlük kanaatleri vesaire gibi toplumda tartışılır konular hale geliyor. Böyle bir durumda hükümet ve bazı sorumlular ve Sayın Cumhurbaşkanı bir fiili durumdan bahsediyor. Bu fiili durumdan bahsediliyor ise burada bir dayatma var demektir, Anayasayı çiğneme vardır, cumhurbaşkanlığının görevinin aşılması vardır. Böyle bir durum karşısında ya fiili durumu devam ettirirseniz Türkiye'de neler olabileceğini kestirmek zaman içinde belli olmayabilir. Ama fiili durumu hukuki bir zemine taşırsanız o zaman farklı bir anlayışı hakim kılabilirsiniz."

-"CUMHURBAŞKANI'NIN 104 VE 105'İNCİ MADDEYE DOĞRU ÇEKİLMESİNİ SAĞLAMAK MÜMKÜN GÖZÜKMÜYOR"-

Bahçeli, Cumhurbaşkanı'nın Anayasal sınırlarına dönmesini neden zorlamadıkları sorusuna ise şöyle yanıt verdi:

"Milliyetçi Hareket Partisi'nin Meclis'teki milletvekili sayısı 40'tır. Diğer siyasi partileri de bir araya getirmiş olsanız, parlamenter rejimin korunması ve Cumhurbaşkanı'nın 104 ve 105'inci maddeye doğru çekilmesini sağlamak mümkün gözükmüyor. Bu konu çok net. Bunu ille yapabilirim diyor iseniz başka türlü bir yola sevk edilmeniz lazım. Yani, "Sosyal kargaşa, kaos, kriz vesaire gibi olaylarla bunu beslerseniz, o zaman belki siyasi iktidar bu konuda kanaat değiştirebilir" gibi toplumda ve toplum üzerinde etkili olan bazı çevreler ki Türkiye bunları yaşayarak geldi. Kimse kafasını kuma gömmesin. Kimse gözünü kapatarak olayları seyretmesin. Türkiye'de yıllardan beri yaşananları görmek lazım. Eğer bu devleti seviyorsak, bu millete saygı duyuyorsak o zaman partiler üstü düşünmek durumundasınız. Biz diyoruz ki 11 Ekim'de yapmış olduğumuz açıklamamızda, böyle bir fiili dayatma var, bir Anayasa'yı çiğneme var. Bakanlar Kurulu'nun cumhurbaşkanı hakkıdır, Anayasada yeri var. Çok sık topluyor, her konuda, her değerlendirmede kendisini öne çıkartıyor. Çünkü halk tarafından seçilmiş ve yüzde 50'nin üzerinde bir oyla seçildiği için bunda da tabii olarak kendisini haklı görüyor. Ama öbür tarafta da bir Başbakan ve bir Bakanlar Kurulu var."

-"BUNU SÖYLEYENLER EĞER MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİLİYSE ÇOK ŞEREFSİZ İNSANLARDIR"-

MHP'nin "evet" kararını vermesinde parti içi çekişmelerin rolünün sorulması ve Kurultay sürecinde MHP'nin hükümetten destek aldığı, pazarlık yapıldığı iddialarına ilişkin şunları söyledi:

"Bunu söyleyenler eğer Milliyetçi Hareket Partiliyse çok şerefsiz insanlardır. Milliyetçi Hareket Partisi'nde pazarlık kavramı yoktur. Milliyetçi Hareket Partisi'nde herhangi bir ferdin çıkarları dahil parti çıkarları düşünülerek herhangi bir düşünceyle bir siyasi geliştirme, bir proje üretme bir planlama yapmak yoktur. Eğer Milliyetçi Hareket Partisi'ni bunlar söylüyorsa çok büyük bir hata işliyorlar. Ama bunun dışındaki çevreler geçmişte kendilerinin yaptığı bazı pazarlıkların burada da yapılabileceğini düşünerek MHP'yi suçluyor, tolumda itibarsızlaştırmak istiyorlarsa, o zaman da bir siyasi ahlaksızlık içerisinde bulunuyorlar demektir." (ANKA/DEVAM)

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Haber Sitesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 210 90 00 Faks : 0212 210 34 00