• BIST 107.202
  • Altın 145,420
  • Dolar 3,5161
  • Euro 4,1312
  • Adana 24 °C
  • Adıyaman 19 °C
  • Afyon 17 °C
  • Ağrı 14 °C
  • Amasya 18 °C
  • Ankara 21 °C
  • Antalya 26 °C
  • Artvin 18 °C
  • Aydın 21 °C
  • Balıkesir 22 °C

Erguvan Mevsiminden Lale Mevsimine: İstanbul'da İlk Laleyi Ebussuud Efendi Yetiştirdi

Erguvan Mevsiminden Lale Mevsimine: İstanbul'da İlk Laleyi Ebussuud Efendi Yetiştirdi
İstanbul Büyükşehir Beledriyesi Kültür A.Ş.'nin Osmanlı dönemindeki çiçekçilik sanatını ve çiçeklerin sırlarını anlatan "Şükûfename" isimli...

İstanbul Büyükşehir Beledriyesi Kültür A.Ş.'nin Osmanlı dönemindeki çiçekçilik sanatını ve çiçeklerin sırlarını anlatan "Şükûfename" isimli kitapta, Nisan ve Mayıs aylarında İstanbul'u süsleyen lalelerin geçmişi ilgili ilginç bilgiler bulunuyor. Buna göre İstanbul'da ilk laleyi fetvalarıyla tarihe geçen, Kanuni Sultan Süleyman'ın ünlü Şeyhülislam'ı Ebussuud efendi yetiştirdi.

-BİR ÇİÇEK UYGARLIĞI: İSTANBUL-

Nisan ayı İstanbul'a; başta kendine özgü farklı renkleriyle erguvan türleri olmak üzere çiçekler ve gökyüzünde büyük V harfleri oluşturarak yazlık yuvalarına göçen çeşit çeşit kuş sürülerinin imzasıyla geliyor. Gerçek İstanbul'u keşfetmek için ise bir Nisan günü sabahından akşamüstüne değin erguvanların imparatorluklarını ilan ettikleri İstanbul Boğazı'nda bir gezintiye çıkmak tavsiye ediliyor. Lale'nin yanısıra Erguvan; kültür, folklor ve sanat tarihinde, imparatorluğun resmi rengi olduğu Bizans ve sonrasında Osmanlı'dan bu yana İstanbul ile özdeşleşen bir çiçek olarak kabul ediliyor.

Nisanda İstanbul'da erguvan, mayısta ise lale hakimiyeti bulunuyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden yapılan açıklamaya göre araştırmacı yazar Dr. Seyit Ali Kahraman tarafından hazırlanan "Şükûfenâme" adlı kitapta, Osmanlı çiçekçilik tarihinin en önemli yazma eserlerinden sekizi özgün diliyle yer alıyor.

-İSTANBUL'DA İLK LALEYİ EBUSSUUD EFENDİ YETİŞTİRDİ-

Şükûfenâme'de anlatılan hikâyeye göre; Kanunî Sultan Süleyman'ın ünlü şeyhülislamı Ebussuud Efendi'ye Bolu'dan bir lâle soğanı hediye olarak getirilmiş. Ebussuud Efendi'nin bu lâle soğanını ekmesiyle İstanbul'da lâle merakı ve yetiştiriciliği başlamış. Böylece lâle, Anadolu'da sıkça rastlanmasına rağmen, İstanbul'da yetiştirilmeye başlanmasıyla bir medeniyet çiçeği haline gelmiş.

Kitapta Ebussuud Efendi'nin adının verildiği "Ebussuud Zerrini", "Ebussuud Müşâbihi" ve "Ebussuud Beyazı" olmak üzere üç zerrin lale çeşidinden de bahsedilip şu bilgilere yer verilmiş.

"Evvelâ sâhib-i tohum olup hâlâ eseri mevcûd olanların kadîmi sultânü'l-müfessirîn, hâkânü'l-muhakkıkîn, mukaddime-i ceyşü'lmüteahhirîn, fâzıl-ı efâzıl-ı Rûm, hazret-i Ebussuûd İmâdî el-merhûm. Sâhib-i tohum-ı Zerrîn olup zamân-ı sıhhatlerinde üç adet zerrîni zuhûr edüp biri sarı kendi isimleriyle tesmiye etmiştir. Ve biri dahi ona müşâbih Ebussuûd müşâbihi derler, biri dahi beyazdır, ona da Ebussuûd beyazı derler. Hâlâ üçü dahi mevcûddur. Vefâtları dokuz yüz seksen iki Cemâziyelâhiresinin beşinci (22 Eylül 1574) Pazar gecesidir."

-AZİZ MAHMUD HÜDAYİ'NİN ÇİÇEK MERAKI-

Kitapta, padişahtan sadrazamlara, vezirlerden sıradan vatandaşa kadar İstanbul'da herkesin lale yetiştiriciliğine büyük önem verdiği anlatılıyor. İlginç bir tespit olarak çiçek yetiştiricilerinin daha çoğunluğunun tasavvuf ehli ve büyük âlimler tarafından yapıldığı da vurgulanıyor. Üsküdarlı Aziz Mahmud Hüdayi Efendi'nin de bu isimler arasında adı geçiyor. Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri sadece çiçek yetiştirmekle kalmamış aynı zamanda bu konuda insanları da teşvik etmiş.

-KANUNİ DÖNEMİNDE 200'ÜN ÜZERİNDE ÇİÇEKÇİ DÜKKANI VARDI-

Kitapta, 16.yüzyılda özellikle Kanunî Sultan Süleyman döneminde zirveye ulaşan bahçe ve çiçek kültürü ile başta padişahlar olmak üzere her kesimden halkın profesyonelce uğraştığı çiçek yetiştiriciliği, tarihî vesikalarıyla birlikte anlatılıyor. İstanbul'da Kanunî döneminde 200'den fazla çiçekçi dükkanı bulunduğu da bu belgelerden öğrenilmiş.

-BİN ALTIN DEĞERİNDEKİ LALE SOĞANI-

Kitapta yer alan bilgilere göre, on sekizinci yüzyılda lâle soğanları çok büyük paralara alınır satılır olmuş ve lâle merakı adeta bir çılgınlık hâline gelmiş. "Cüce Moru" olarak isimlendirilen lale çeşidine ise bin altın değer biçildiği yazılı kaynaklarda yer alıyor. Yetiştiricisinin bin altın teklif edilen cüce moru soğanını satmadığı da rivayetler arasında.

Şükûfename'de bin altın değerinde cüce moru (cüce ablağı) şu şekilde anlatılmış:

"Zemini koyu erguvânî, zamânı hâlis beyâz, uçları tîğlı bir mevzûn tuhfe lâledir. (Sivri hoş endâm mevzûn kabaklardandır). Kâh sâfî erguvânî gelür, Cüce Erguvânîsi derler ve kâh ablak gelür Cüce Ablağı derler. (Ba'zısında alaca gelir Cüce ablağı ve Erguvânî Alaca derler. Ve ba'zısına da sade yek renk gelir Cüce Moru derler.) Üsküdar'da (Kızkulesi dizdarı olan meşhur) Cüce Çelebi'de zuhûr etmeğin anın ismiyle şöhret bulmuşdur."

Kitapta bu lale çeşidi için bir de beyit bulunuyor:

"Kalbimin eyle küşâde bâğını

Kıl temâşâ gel Cüce Ablağını.

(Gönüller nakdin alır hüsn ü ânı

Budur şâhım Alaca Erguvânı)"

-SIRADAN ÇİÇEKLERİN KATILAMADIĞI YARIŞMA-

Kitaptaki bilgilere göre Osmanlı'da çiçeğe gösterilen yoğun ilgi sonucu kurulan Çiçek Severler Derneği'nin başındaki çiçekçibaşı padişah tarafından tayin edilirmiş. Yetiştiriciler çiçeklerini, çiçekçiler meclisine getirir, meclis bunları inceler ve kendinden önceki türlere benzemiyorsa yeni bir isim verirmiş. Ayrıca en güzel çiçeği seçmek üzere yarışma düzenlenirdi. Bu yarışmaya sıradan çiçeklerle katılmak imkânsızmış.

-ELÇİLERLE AVRUPA'YA GİTTİ-

16. yüzyılda gittikçe kuvvetlenen Osmanlıları merak eden elçilik heyetleri, çiçeklerle dolu İstanbul bahçelerinin güzellikleri karşısında hayrete kapılıp hayranlık duymuş ve Avrupa'nın hiç tanımadığı güzel fidanları ve çiçekleri ülkelerine göndererek paylaşmaya başlamışlar. Kısa bir müddet sonra da zaten Avrupa bahçelerinin çiçeklerle süslenmesini sağlayan, Anadolu'dan Avrupa'ya çiçek ve bitki ticareti başlamış.

-BOTANİK BİLİMİNE KAYNAKLIK EDİYOR-

Osmanlı çiçek yetiştiriciliğini ve çiçeklerini anlatan 8 yazma eseri bir araya getiren "Şükûfenâme" adlı kitapta, botanik bilimine kaynaklık edebilecek önemli bilgiler yer alıyor. Eser, Şükûfenâme-i Ali Çelebi, Ubeydullah Efendi Şükûfenâmesi, Lâlezarî Mehmed Efendi Şükûfenâmesi, Şükûfenâme, Defter-i Lâlezar-ı İstanbul, Takvimü'l-kibâr min Mi'yâri'l-ezhâr, Karanfil Risalesi, Revnak-ı Bostan adlı 8 yazmanın yanında, yine aynı konuda yazılmış yazmalardan yola çıkılarak hazırlanmış çiçek yetiştiriciliği bilgileri, yazmalarda isimleri geçen çiçeklerin listesi, çiçek yetiştiriciliğine ait sözlük ve dizinden oluşuyor.

Çiçek yetiştiriciliğine ait makalelerin de yer aldığı kitapta, "Lâle, nergis, buhur-ı meryem nasıl yetiştirilir?", "Seçkin bir lâlenin özellikleri nelerdir?" gibi sorulara cevaplar veriliyor. Kitapta ayrıca, çiçek yazmalarında geçen İstanbul lâlesi, Kıbrıs, Girit ve Kâğıthane lâlesi, sümbül, nergis, karanfil gibi, adı geçen çiçeklerin listesine de yer veriliyor.

(HM/ORH)

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Haber Sitesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 210 90 00 Faks : 0212 210 34 00