• BIST 106.694
  • Altın 146,913
  • Dolar 3,5259
  • Euro 4,1394
  • Adana 32 °C
  • Adıyaman 32 °C
  • Afyon 24 °C
  • Ağrı 23 °C
  • Amasya 26 °C
  • Ankara 26 °C
  • Antalya 30 °C
  • Artvin 26 °C
  • Aydın 31 °C
  • Balıkesir 29 °C

“Hayırlar Çoğulcu,kapsayıcı, Evet Cephesi İse Oligarşik “

“Hayırlar Çoğulcu,kapsayıcı, Evet Cephesi İse Oligarşik “
Işık Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Bölümü Başkanı Prof. Dr. Örsan K. Öymen, referandum sürecini değerlendirirken, 16 Nisan referandumunda...

Işık Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Bölümü Başkanı Prof. Dr. Örsan K. Öymen, referandum sürecini değerlendirirken, 16 Nisan referandumunda hayır çıkmasının iktidara ciddi bir uyarı niteliğinde olacağını belirtirken, referandumda hayır ve evet oylarının başa baş göründüğüne dikkat çekti ve "İpteki cambaz vaziyeti söz konusu olan. Ya düşeceğiz ya da kalacağız"dedi. Işık Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Bölümü Başkanı Prof. Dr. Örsan K. Öymen,ANKA'nın sorularını yanıtladı.Din felsefesi ve laiklik konularındaki uzmanlığıyla tanınan Prof.Dr Örsan Öymen laikliğin uygulamaları konusunda farklı yaklaşımlar olsa da laikliğin tanımının çok net olduğunu, laikliğin dinsizlik olmadığını belirterek şöyle dedi: "Laiklik dinin devlet,siyaset hukuk ve eğitim işlerine karışmaması, bu alanlara müdahale etmemesi, dinin siyaset ,hukuk ve devlet işlerinden ayrılması koşuluyla din ve ibadet özgürlüğünün güvence altına alınmasını anlıyoruz.Dindarlık başka dincilik başka. Dinciden kasıt, devleti, siyaseti, hukuku ,eğitimi din temelli bir düzene oturtmaya çalışanlardır. Bizim Anayasamızın ikinci maddesi demokratik laik hukuk devleti ilkesini değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez bir madde olarak güvenceye alır. 24. Madde de kısmen dahi dine dayalı ekonomik, siyasal, sosyal bir sistemin olamayacağını yazar. Anayasamız bırakın tamamen , kısmen bile müsaade etmiyor".

-"LAİKLİK KAĞIT ÜSTÜNDE KALDI"-

Anayasa'da öngörülen ilkelere rağmen laiklik uygulamalarına bağlılık konusunda önemli gerilemeler olduğunu belirten Örsan Öymen " Laikliğe bağlılık tümüyle kağıt üstünde kaldı. Anayasa bir devletin hukuksal omurgası demektir. Hukuk devleti diyorsak, kabile devleti değilsek, yasalarla yönetillen ve bu yasaların kaynağını Anayasadan aldığı bir düzen varsa, yargı bağımsızlığı varsa, yargı da yasalara göre hareket ediyorsa, bu yasaların temeli de Anayasadır. Anayasa ise temel ilkeleri ortaya koyar. Bizim Anayasanın, Cumhuriyetin temel ilkesi demokratik laik sosyal hukuk devleti olmasıdır.Biz ancak 12 Eylül askeri darbesinde böyle şeyleri yaşadık. Seçilmiş bir hükümetin şimdi 12 Eylül askeri darbesini yapanların uygulamalarına kısmen veya bire bir benzeyen ve bazı konularda birebir aynı olan adımlar attığını ileri süren Öymen " Seçilmiş olmak tek başına bir şey ifade etmez. Hitler de seçimle işbaşına gelmişti. Demokrasinin ön koşulu sadece çok partili serbest seçimler değildir. Birçok koşulu var, serbest seçimler koşullardan biridir. Demokrasi eğer sadece serbest seçimlere indirgenirse bu sandıkçılık olur. Demokrasi halkın temsilcileri vasıtasıyla kendi kendini yönetmesidir. Bunun için de bazı koşulların gerçekleşmesi lazımdır"dedi.

-"DEMOKRASİNİN OLMAZSA OLMAZ ALTI ŞARTI"-

Demokrasi için altı şart olduğunu söyleyen Öymen , " Ben bu altı koşulu birincisi çok partili serbest seçim sistemi, ikincisi yasama, yürütme, yargı arasındaki güçler ayrılığı, üçüncüsü düşünce ve ifade ve örgütlenme özgürlüğü, basın ve medya özgürlüğü, dördüncüsü ekonomik ve sosyal adalet, beşincisi eğitim, yeterli eğitim seviyesi olması ve altıncısı da laikliktir. Bilinmeli ki laikliğin olmadığı yerde demokrasi olmaz, teokrasi olur. Bu kesin bir gerçekliktir. Teokrasi de gücünü halktan alan değil Tanrıdan alan yönetim şeklidir. Demokrasiden söz edebilmek için bu altı koşulun hep birden varlığı gerekir. Şimdiki durumda bu altı şarttan sadece biri cımbızla çekiliyor ve demokrasi denince sadece çok partili seçim anlaşılıyor. Demokrasi bir sistemin, bir mekanizmanın adıdır. Demokrasi bir karikatürde de öğrencinin öğretmenine verdiği cevaptaki gibi "kendi diktatörlerimizi seçebilme özgürlüğü olarak anlaşılamaz"diye konuştu.

-"LAİKLİK SÜRECİ 1800'LER AVRUPASINI ÇAĞRIŞTIRIYOR"-

Seçmenlerin oy davranışı ile laiklik hassasiyetleri arasındaki ilişkiye bu temel ilkeler açısından bakıldığında Avrupa'da bir zamanlar olduğu gibi Türkiye'de de bu sorunun uzun yıllardır yaşandığını belirten Öymen, şöyle devam etti: "Biz şimdi takvim olarak 21. Yüzyılı yaşasak da aslında fiilen batının, Avrupa'nın 1800'lerinde yaşadıklarına benzer süreçler yaşıyoruz. Laiklik süreci açısından 18.yüzyıl ile 19. yüzyıl arasında bir yerlerde gidip geliyoruz. Türkiye'de demokratikleşme süreci tam olarak oturtulamadı.Çünkü karşı devrim de devam ediyor. Sahte devrimciler her yerde bol bol. Demokratikleşme süreci biraz zaman alacak görünüyor. Dolayısıyla bu altı koşul, ölçüt üzerinden değerlendirdiğimizde tabiki dünyada mükemmel demokrasi yok hiçbir ülkede. Ama şu varki daha demokratik ülkeler var, seviye farkı olarak daha az demokratik ülkeler var. Mesela Almanya, İngiltere, Fransa, İsveç bunlar demokrasi açısından dünyada en ileri ülkeler. Bu ülkeler demokratik kriterler itibariyle ABD'den de daha ileri durumdalar, ideal olamasalar da." Şu anda Türkiye'nin demokrasi açısından Asya, Afrika ve Ortadoğu'daki birçok ülkeden daha iyi durumda olduğunu belirten Öymen " Amerika da Türkiye'nin ilerisinde aynı ölçütlerle düşünürsek. Türkiye ise İran, Irak, Mısır, Suriye,Libya ve Uganda'nın ilerisinde. Gerçi bizde o kümeye doğru gitme riski taşıyoruz eğer referandumda evet çıkarsa. Ama şu anda iyi kötü, kağıt üstünde de olsa, Türkiye'nin durumu birçok Asya ve Afrika ülkesinden daha iyi durumda"dedi.

-"LAİKLİK ELDEN GİDİYOR MU SORULARI GERİDE KALDI"-

"Laiklik elden gidiyor" kaygısının bir ilüzyon ya da paranoya olmadığını ve bunun yaşananlarla gerçek bir karşılığı bulunduğunu hatırlatan Öymen " Bu süreç, yani laiklik karşıtı gelişmeler 1950'lerde başladı. 1970'lerde Milliyetçi Cephe hükümetleri ile hızlandı. 12 Eylül ve Özal ile birlikte devam etti. İmam Hatip okullarında olduğu gibi yarı yarıya din temelli eğitim alan bir nesil yetiştirmeye başlarsanız ordan bir fayda gelmez. Yine de umutsuz olmamalıyız. Uygarlık tarihini incelediğimizde, zamansal gecikmeler, aksamalar, tökezlemeler olmuş, ama eninde sonunda birşeylerin yerli yerine oturduğunu görürüz. En azından Avrupa için bu böyle. Tarihin akışını tersine çeviremezsiniz. İlkel sistemler eninde sonunda çökecektir, ayakta kalması mümkün değil. Teokratik, monarşik düzenlere özenmek veya yeniden hortlatmaya çalışmak gerçekten çok komik.Böyle bir dünyada, iletişim ve teknoloji çağında ilkel düzenlerin uzun süre ayakta kalması mümkün değil"dedi. Öymen şöyle devam etti: "Bir kere laiklik elden gidiyor tartışması veya kaygısı geçmişte kalmış bir tartışma. Bana göre laiklik zaten elden gitmiş durumda. Son 10-15 yılda İmam Hatip okullarının sayısı nerdeyse beşe katlandı. Böyle bir eğitim sisteminden çıkan bir kişi dünya ile rekabet edemez. Kendi halkını cahil bırakmak o halka yapılacak en büyük kötülüktür. Diğer yandan bakılınca siyasette dini söylem ağırlık kazandı. Devlette görev alacaklarda liyakat esası uygulanmıyor. Eğitimden sonra hukuk alanında da dini referanslar deneniyor. Bir anlamda laiklik, sosyal ve siyasal yaşamda kısmen kaldı, şimdi biz onu kurtarmaya çalışıyoruz. En azından resmen kaybetmeyelim çabası sürüyor".

-"UMUTSUZ YAŞANMAZ AMA"-

Aydınlanma ve çağdaş uygarlık için sanatta, bilimde, eğitimde, siyasettte ilerlemenin kaçınılmaz olduğunu hatırlatan Prof. Dr Öymen " Türkiye'nin bir takım zorlukları var kuşkusuz. Türkiye batının olduğu kadar Ortadoğunun ve İslam coğrafyasının da bir parçası. Bu sadece coğrafya ile ilgili değil, kültürel olarak da geçerli. İslamda bir türlü bir reform hareketi gerçekleşemedi. Aslında Atatürk, İslamda bir ölçüde reform yaptı. Öyle sadece teoride değil, pratiğe de dökerek. Ancak bu pratiğin geliştirilmesi gerekiyordu. O da ancak eğitimle olablecek bir şeydi. Ancak geçmişteki hükümetler eğitim sistemini çökerttiler. Bir umut var mı? Umutsuz yaşanmaz ,ancak "Türkiye laiktir laik kalacak" demekle de, Anayasaya laiklik ilkesi koyarak da olmuyor. Felsefe teşvik edilmeli, okullarda zorunlu olmalı ve ilk okuldan başlamalı. Her üniversitede felsefe bölümü olmalı. Felsefe okul dışında da teşvik edilmeli, devlet ve özel sektör bu konuda öncülük etmeli. Felsefe sorgulayıcı düşünce demek, yaratıcı düşünce demek. Bunun teşvik edilmesi gerekiyor ki biz ancak bu şekilde laiklik ilkesinin neden önemli olduğunu topluma anlatabiliriz ve oturtabilriiz"dedi.

-"UÇURUMUN KIYISINDA İPTE CAMBAZ ÖRNEĞİ"-

16 Nisan'da yapılacak referandum konusundaki öngörülerini de aktaran Örsan Öymen şunları söyledi:

" Tabloya baktığımızda hayır cephesinde bir çoğulculuk,kapsayıcılık var. Bu iyi bir şey. Hayrı blokunda hem CHP'ye hem MHP'ye oy veren, hem HDP'ye oy veren,hem AKP'ye oy veren ve hem de Saadet Partisi'ne oy veren kesimler var. Aslında hayır cephesi bu anlamda toplumda kapsayıcı bir blok oluşturuyor. Her partiden insanlar var farklı oranlarda. Evet cephesinde ise AKP'nin yönetimi ve tabanı var. MHP'nin de tabanı değil, partinin üst yönetimi ve elitleri var. Dolayısıyla burada evet cephesinde daha oligarşik bir yapı var. Kapsayıcı ve çoğulcu bir yapı yok. Ben de ne evet ne de hayır tarafında yüzde 60'lar gibi oranlara inanmıyorum. Anketlerin de altını çizdiği gibi başabaş bir oran, bıçak sırtı gibi bir durum söz konusu. Tam böyle ipteki cambaz vaziyeti, uçurumun kenarındayız ya düşecek ya da kalacağız". NÇ / HF

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Haber Sitesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 210 90 00 Faks : 0212 210 34 00