• BIST 1.392,910
  • Altın 492,12
  • Dolar 8,4230
  • Euro 9,9750
  • Adana 27 °C
  • Adıyaman 28 °C
  • Afyon 17 °C
  • Ağrı 18 °C
  • Amasya 17 °C
  • Ankara 19 °C
  • Antalya 30 °C
  • Artvin 22 °C
  • Aydın 22 °C
  • Balıkesir 19 °C

Bahçeli: 'HDP kapatılmalı, yöneticileri hakkında hukukun gereği yapılmalıdır'

Bahçeli: 'HDP kapatılmalı, yöneticileri hakkında hukukun gereği yapılmalıdır'
MHP Genel Başkanı Bahçeli;"HDP kapatılmalı, yöneticileri hakkında hukukun gereği yapılmalıdır. Eğer hukuk varsa terörizmin siyaset ayağı kapatılmalıdır" dedi.


Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) partisinin grup toplantısında gündeme dair açıklamalarda bulunan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, demokrasinin var olabilmesi, işlevsellik kazanabilmesi, hak ettiği itibara kavuşabilmesinin sözle değil, öz ve içerik açısından benimsenmesiyle mümkün olduğunu belirterek, “Bunun vasıtası da, sosyal ve siyasal yapıda düşünce açısından doğal görülen farklılıklara saygı duyularak meşruiyet ve hukuk alanı içinde kalmak kaydıyla serbestçe ifade edilmesidir. Türk demokrasi tarihine bu zaviyeden baktığımızda, nükseden bunalımların kökeninde, sağlıklı ve dengeli bir iktidar-muhalefet ilişkilerinin kurumsallaşmaması yatmaktadır. Böylesi bir ortamın yokluğu, bir yandan siyasî sistemin çözüm ve değer üretme kabiliyetini ortadan kaldırırken öte yandan meşruluk ve çoğulculuk tartışmalarını da ister istemez beraberinde getirmektedir” diye konuştu.


Türkiye'de demokrasinin temel zafiyetlerinden birisinin demokratik uzlaşma kültüründen mahrumiyet, hedeflenen siyasi istikrarın tesisi yönünde ciddi bir engel olarak varolageldiğini aktaran Bahçeli, “Partimiz yıllardan beri, uzlaşma kültürünün eksikliğine vurgu yapmış, işbirliği, yapıcı muhalefet ve yol gösteren eleştiriler ile yeni bir siyaset anlayışının yerleşmesine önayak olmuştur. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'yle artık yüksek hedefleri ihtiva eden yeni bir sayfa açılmış, böylelikle siyasi ve ahlaki uzlaşmanın güzelliklerle dolu mecrasına geçilmiştir. Cumhur İttifakı'nın gayesi yeni sistemin ilke ve kurumlarıyla olgunlaşıp kökleşmesini temin etmek, bunun yanında siyasetteki katılıkları yumuşatarak kutuplaşmaları törpülemektir” ifadelerine yer verdi.

MHP olarak, özellikle uzlaşma kültürüne sahip olmayan ve kendine güç vahmetmeye başlayan siyasi partilerin toplumsal huzursuzluğu derinleştirdiğine inandıklarını dile getiren Bahçeli, “Türk siyasetinin aştığı zorlu merhaleler dikkate alındığında, bu eğilim siyasal anlamda bir geriye kıvrılıştan başka bir anlam taşımayacaktır. Türkiye'nin çok partili demokrasi tecrübesinde yetmiş beş yılı geride kalmıştır. 1946'dan 2021 yılına uzanan bu zor ve sancılı süreçte, demokrasi ve siyasi etik tartışmaları da sürekli gündemdeki sıcaklığını korumuştur. Bir ahlak ve fazilet rejimi olan demokrasinin yaşayıp gelişebileceği manevi iklimin vazgeçilmez ihtiyaçları, temiz ve namuslu siyasetin ahlaki temelleri ile demokratik meşruiyetin icapları gibi ana sorunlar, bu tartışmaların merkezinde yer almıştır” dedi.

“Mühürlü kalpler görmese de Türkiye'nin bahtı açık, milli birlik ve dayanışma ruhu düne nazaran daha da sağlamdır”

Gelinen aşamada Türkiye'nin 75 yıllık yolculuğunda, güçlü temellere kavuşmasında önemli mesafeler kat edildiğini itiraf ve ifade etmek istediğini söyleyen Bahçeli, “Mühürlü kalpler görmese de Türkiye'nin bahtı açık, milli birlik ve dayanışma ruhu düne nazaran daha da sağlamdır. Amacı, ülkeye ve millete hizmet olan siyasetin ahlaki değerlerle bezenmesi bize göre bir mecburiyettir. Siyasetin ikbal aracı olarak görülmesi ve demokratik rekabete dayalı hizmet yarışı olan seçimlerin menfaat ve ihtiras yarışına dönüştürülmesi namuslu siyaset anlayışıyla örtüşmeyecektir. Bu tehlikeyi herkesin idrak etmesi ve ahlaki sınırlarda kalması zaruridir” değerlendirmesini yaptı.

“Gerçekte dürüstlük pahalı bir mülktür, zillete düşmüş ucuz insanlarda asla durmayacak, asla bulunmayacaktır”

MHP lideri Bahçeli, Türk halkının aldatılması, umut tacirliğinin kamçılanması, yalanın egemenlik kurması, halk dalkavukluğunun öne çıkması ve demagojinin geçer akçe görülmesinin açıkça millet iradesine fesat karıştırmak olduğun ifade ederek, “Bunun adı da işin özünde ‘milli irade gasbı'dır. Nihayetinde milli iradeyi gasp etmek için hezeyandan hezeyana koşan palavracı siyaset meddahlarının hala varlığı, ahlaki temele yaslanan dürüst ve namuslu siyaset anlayışının yeterince kök salamadığına işarettir. Gerçekte dürüstlük pahalı bir mülktür, zillete düşmüş ucuz insanlarda asla durmayacak, asla bulunmayacaktır” açıklamasını yaptı.
Yaptığı hatırlatmalarda kastının, “Cumhuriyet Halk Partisi'nin 18- 20 Haziran 2021 tarihinde Gaziantep'te düzenlenen ‘Belediye Başkanları Çalıştayı'nın açılışında konuşan Kılıçdaroğlu geçmiş beyanlarıyla ters düşmüş, yine baltayı taşa vurmuştur” olduğunu belirten Bahçeli, “İbn-i Haldun'un, ‘insan beyni değirmen taşına benzer. İçine yeni bir şeyler atmazsanız kendi kendini öğütür' sözü adeta Kılıçdaroğlu için özel söylenmiş gibidir” dedi.

“Bu zatın ne sözü sözdür, ne de siyaset anlayışı millet ve ülke yararınadır”

Kılıçdaroğlu'nun siyasi hıncına yenildiğini, menfaat hırsına boyun eğdiğini, akli ve zihni melekelerinin mefluç hale geldiğini belirten Bahçeli, “Bu zatın ne sözü sözdür, ne de siyaset anlayışı millet ve ülke yararınadır” diye konuştu.

“Bu belediyeler gökten zembille inmemiş veya Kılıçdaroğlu'nun terekesinden çıkmamıştır”
Kılıçdaroğlu'nun ülke nüfusunun yüzde 54'ünün CHP'li belediyeler tarafından yönetildiği ifadesini hatırlatan MHP lideri Bahçeli, “Milli ve üniter bir devlet olan Türkiye Cumhuriyeti, egemenlik yetkilerini ülkenin her noktasında aracısız, fasılasız ve doğrudan kullanmaktadır. Kaldı ki CHP'li belediyeler devletin hükmü şahsiyetinden bağımsız ya da özerk bir yönetim değildir. Bu belediyeler gökten zembille inmemiş veya Kılıçdaroğlu'nun terekesinden çıkmamıştır” ifadelerini kullandı.

“Kılıçdaroğlu'nun ağzındaki bakla zehirlidir”

MHP Genel Başkanı Bahçeli, Kılıçdaroğlu'nun nüfusun yüzde 54'ünün CHP'li belediyeler tarafından yönetildiğini muhataralı bir dille vurguladığını belirterek, şunları söyledi:
“Bu bize göre potansiyel bir ayrımcılığın, hatta devlet içinde başka bir devlet varmış gibi değerlendirme yapmanın diğer bir şeklidir. Kılıçdaroğlu'nun ağzındaki bakla zehirlidir. Belediye yönetimleri millete hizmetin ilk halkasıdır. Belediye başkanları da seçildikleri andan itibaren siyasi düşüncesi ve parti aidiyeti ne olursa olsun yörelerindeki herkesi kucaklamakla mükelleftir. Şehrinin emini ve emanetçisi olan belediye başkanlarının başka türlü davranması ahlaki ve hukuki keşmekeşliklere kapı aralayacak, ortam açacaktır.”

“Kılıçdaroğlu bildiğimiz kadarıyla hazine bulmadı, ortaya çıkan faturayı da cebinden ödemedi”

Kılıçdaroğlu, 11 Mart 2020'den 14 Haziran 2021'e kadar 4 milyon 550 bin haneye ayni yardım, 1 milyon 465 bin haneye nakdi yardım yaptıklarını, 1 milyon 200 bin hanenin borcu olmasına rağmen suyunu kesmediklerini, 150 milyondan fazla da maske ve dezenfektan dağıttıklarını duyurduğunu anımsatan Bahçeli, “Allah devletimize ve milletimize zeval vermesin. Dilerim ki, azımız çok, eksiğimiz yok olsun. Kılıçdaroğlu bildiğimiz kadarıyla hazine bulmadı, mirasa konmadı, kendi adına darphane kurmadı, ortaya çıkan faturayı da cebinden ödemedi. İhtiyaç sahibi vatandaşlarımıza ne yapıldıysa, ne verildiyse, helali hoş olsun, devletimizin bütçe imkanlarıyla, milletimizden toplanan vergilerle muhtaçlara ulaşıldı, yardım bekleyenlerin elinden tutuldu” diye konuştu.

“Biz demiyoruz ki, bir elimiz yağda diğeri baldadır ama CHP yönetiminin anlattığı gibi kötümser bir Türkiye tablosu kesinlikle söz konusu değildir”

CHP'li belediyelerin övünecek veya övülecek bir şeyi olmadığını, aksine her belediye başkanının görevinin gereğini yaptığını ve Kılıçdaroğlu'nun da böbürle böbürlene istismara yakayı kaptırdığını söyleyen Bahçeli şunları kaydetti:

“İşte bu ayıplı bir siyasettir. Biz hangi Kılıçdaroğlu'nun sözüne itibar edelim? Hangi Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarına inanalım? Covid-19 salgını boyunca, bir yanda gece yatağa aç girenlerden şikâyet eden, yardımların yapılmadığından dertlenen, yoksulluğun ve işsizliğin artışından bahseden Kılıçdaroğlu'na mı kulak verelim; yoksa sayıları beş milyona yakın haneye ayni ve nakdi yardım yaptıklarını kasıla kasıla anlatan Kılıçdaroğlu'nu mu ciddiye alalım? Hangi Kılıçdaroğlu doğruyu söylüyor? Dahası bu Kılıçdaroğlu'nun kaç yüzü vardır? Türkiye'de 26 milyon 600 bin civarında hanenin olduğu TÜİK'in araştırmalarıyla belirlenmiştir. Demek ki, bu hanelerin beşte birine CHP'li belediyeler yardım etmiştir. Merkezi hükümetin ve diğer belediye yönetimlerinin muazzam desteklerini hesaba kattığımızda esasen ekonomik zorlukların bütçe imkanları nispetinde göğüslendiği anlaşılacaktır. O zaman CHP yönetiminin sosyal ve ekonomik eleştirileriyle ilgili tüm iddiaları çürümüş olacaktır. Biz demiyoruz ki, hiç sorun yoktur. Biz demiyoruz ki, her şey güllük gülistanlıktır. Biz demiyoruz ki, bir elimiz yağda diğeri baldadır. Fakat CHP yönetiminin anlattığı gibi kötümser bir Türkiye tablosu kesinlikle söz konusu değildir.”

“Bizim askıda ekmek kampanyamızı tenkit edenler, askıda fatura uygulamasına geçtiler”

Meseleleri kavrayan, Türk insanının yanında duran, nimette de külfette de vatandaşlarla bir arada bulunan bir devlet yönetimi, bir Türkiye gerçeği olduğuna vurgu yapan Bahçeli, “Kıskananların çatlaması da doğal olarak beklenmelidir. Bizim askıda ekmek kampanyamızı tenkit edenler, askıda fatura uygulamasına geçtiler. Olsun, yapanı alkışlarız, bir mağduriyetin dahi giderilmesinden memnuniyet duyarız. Millet için varız, millete hizmet aşkıyla doluyuz” dedi.

“Sanatçı kisvesine bürünmüş bölücülere, Türkiye muhaliflerine belediye imkanları peşkeş çekilmiş midir?”
Devletin kasası, milletin kesesi üzerinde hiç kimsenin istismar düzeneği kurmasına göz yummayacaklarının altını çizen MHP Genel Başkanı Bahçeli, “Kılıçdaroğlu, beş CHP'li belediyenin 13 bin 338 sanatçıya yardım yaptıklarını da söylemiş. Peki bu sanatçılar kimlerdir? Sanatçı kisvesine bürünmüş bölücülere, Türkiye muhaliflerine belediye imkanları peşkeş çekilmiş midir? Kılıçdaroğlu'nun dost kataloğunda isimleri yazılı mıdır? Bu dost edebiyatının da iyice suyu çıkmıştır” değerlendirmesini yaptı.

“Acaba terörist Demirtaş Kılıçdaroğlu'nun dostu mudur?”

Kılıçdaroğlu'nun birlikte iktidar olmayı hedeflediği dostları arasında PKK'nın FETÖ'nün, DHKP-C'nin, dış güçlerin Türk düşmanlarını sıralamasındaki yer neresidir sorusunu soran Bahçeli, “Demokrasilerde iktidara dostlarla değil milletle ulaşılır. Bugün dost olanın yarın düşman olmayacağı garanti değildir. Dostuna güvenen şartlar değiştiğinde postuna dolacak samanı da öngörmelidir. Acaba terörist Demirtaş Kılıçdaroğlu'nun dostu mudur? Terörist Karayılan Kılıçdaroğlu'nun dost kategorisinde midir? Mesela Muharrem İnce de hala dost mu görülmektedir? Eski çamlardan bardak olmayacağına göre, Kılıçdaroğlu'na tavsiyem akşamları video çekip paylaşmak yerine merhum Zeki Müren'in eski dostlar isimli şarkısını dinleyerek kendisini avutmasıdır”
açıklamasını yaptı.



“Devlet kin ve nefretle değil adaletle muamele eder “

 

Mevlana'nın adaletin ağaçları sulamak, zulmün ise dikene su vermek ifadesini anımsatan Bahçeli, “Biz dikene su verenlerden olmayacağız. Elbette bizi bilen bilir, bilmeyen de kendi gibi bilir. Devlet duyguyla değil akılla yönetilir. Devlet kin ve nefretle değil adaletle muamele eder. Terörle ve bölücülükle mücadele de aynen böyle olmalıdır” diye konuştu.

“Çağımızda, terörizmin uluslararası karanlık oyunların çok etkili bir vasıtası olduğu açıktır”

Türkiye'nin 1984 yılından itibaren bölücü terörle mücadelesinin 37 yıldır sürdüğünü ve Türkiye'nin beka düzeyinde en önemli sorunu olduğuna dikkati çeken Bahçeli, “Ancak, bu mücadelede başarının önündeki engellerden en önemlisi, terörizm ile bölücülük arasındaki ilişkiyi algılamakta sorun yaşayan, bölücülüğü masum talepler olarak görmek isteyen çevrelerin varlığıdır. MHP, yıllardan beri terörü ve terör örgütünü, yalnızca kanlı eylemlerinden ibaret bir suç ve cinayet şebekesi gibi görmekten uzak bir anlayışla, daha yukarıdan yorumlama ve değerlendirme çabası içinde olmuştur. Özellikle çağımızda, terörizmin uluslararası karanlık oyunların çok etkili bir vasıtası olduğu açıktır” ifadelerine yer verdi.

Terör eylemlerinde hedef alınan ülkelerin istenilen düzeye getirmek için kullanılan stratejik senaryoların kirli yüzü olduğuna işaret eden Bahçeli, “Bu gerçeği, ülkemize yönelik tehditlerde bulmak istemeyenlerin, terörün hangi amaçlarla kullanılabileceğini anlamaları için çok uzaklara gitmelerine gerek yoktur. Yalnızca komşumuz Irak'a baktığımızda bile, geçmişte Amerika Birleşik Devletleri'ne yönelik terör saldırısının sanal suçlusu ilan edilen bir diktatörün idamına ve ülkesinin kan gölüne çevrildiğine şahit olabiliriz. Ardından Arap Baharı'yla Suriye'nin nasıl bir uçuruma yuvarlandığını da görebiliriz” şeklinde konuştu.

PKK'nın 37 yıldır kanlı eylemleri ile Türkiye'nin ilk gündemi haline geldiğini ve PKK terörünün bir sonuç değil bir vasıta, bir amaç değil bir araç olduğunu aktaran Bahçeli, “Kurulduğu ilk yıllardan itibaren PKK'nın, Türkiye üzerinde emelleri olan her devletin kullandığı, uluslararası ve hatta uluslar üstü bir baskı ve pazarlık mekanizması olarak şiddete ve teröre başvurduğu bir gerçektir. Millet varlığına kasteden PKK terörüyle mücadele ve teröristlerin imhası yıllardır en üst seviyede ve büyük bir fedakarlıkla sürdürülmüştür. Bu uğurda çok sayıda şehit verilmiş, çok sayıda vatandaşımız hayatını kaybetmiş ve yaralanmıştır. Ülkemiz başka sahalara ayırması gereken maddi imkânlarını haklı olarak terörle mücadeleye aktarmış, bu konuda da kayıplar yaşamıştır” açıklamasını yaptı.

“PKK terörizminin yıllar içinde aldığı boyut, Türkiye'mizi de içine alan bir projenin parçası haline getirmiştir”
PKK'nın yıllardır süren eylemlerinin arkasındaki stratejik nedenleri, küresel aktörleri, yerli iş birlikçileri, tarihsel kökenleri ve kötürüm niyetleri dikkate almadan yapılacak yorumların asla doğru olmayacağını düşündüğüne vurgu yapan Bahçeli, şunları söyledi:

“Bu açıdan PKK terörünü, silahsız bölücülükten; bölücü faaliyetleri de bölgemizdeki küresel projelerden bağımsız düşünmek ve birbirinin içinden çıktığını görmeden tek tek ele almak hepimizi yanlış sonuçlara ve elbette ki yanlış sebeplere götürecektir. Aslında kökleri Osmanlı İmparatorluğu'na kadar dayanmasına rağmen, bugünkü haliyle 1984 yılında ortaya çıkan bölücülüğün silahlı ayağı olan PKK terör örgütünün, yıllar içinde aldığı boyut terörizmi Türkiye'mizi de içine alan bir projenin parçası haline getirmiştir.”

PKK/YPG/PYD terörünün arkasında Türkiye üzerinde hesabı olanların tamamının hüviyetlerini görmenin ve arka planda yer alan ülkeleri bulmanın mümkün olduğunun altını çizen MHP lideri Bahçeli, “Devletin terörle mücadeleden sorumlu veya yetki verilmiş resmi makamlarının zaman zaman bunları dile getirdiği ve hatta şikayetçi olduğu malumumuzdur. Türkiye, PKK'nın ve bölücülüğün arkasındaki küresel aktörleri her platformda, özellikle son yıllarda muhataplarının yüzüne vurmuştur. Brüksel'de yapılan NATO Liderler Zirvesi'nde Cumhurbaşkanı'nın ABD Başkanı'na yaptığı da budur. Ardından Bakü'de gazetecilere verdiği beyanatıyla ABD'nin müttefik olarak PKK/YPG'yi mi yoksa Türkiye'yi mi gördüğünü açık yüreklilikle sormuş ve sorgulamıştır” diye konuştu.

‘Tarihi Şark Meselesi' olarak adlandırdıkları emellerin peşindeki küresel aktörler tarafından, bölüclük ve silahlı uzantılarını çok maksatlı ve çok destekli bir uluslararası yıkım enstrümanı olarak kullandıklarının inkar edilemeyeceğini söyleyen Bahçeli, “Bu kapsamda mızrağın çuvala bırakınız sığmadığını, delip geçtiği de aşikardır. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri'nin son otuz yılda komşumuz Irak'a yönelik iki ayrı savaşının siyasi sonuçlarını sebepleri ile değerlendirdiğimizde, Türkiye'yi bir kıvama getirmek için kullanılan bölücülük ve bölücü terör oyunu her yönüyle berraklaşacaktır” ifadelerine yer verdi.


“TÜSİAD Başkanı, kulağına üflenen yalan yanlış bilgilerle hükümeti, ekonomiyi, hukuk ve demokrasi konularındaki eleştirilerini sıralamıştır”

Son zamanlarda yapılan bu anlaşmaları ve TÜSİAD Başkanı'nın yaptığı açıklamaları değerlendiren Devlet Bahçeli şunları kaydetti:

“Hiç kimse ne var bunlarda demesin, zarfa değil mazrufa bakmak, söylenenden ziyade maskeli küresel senaryonun devreye alınma niyetine odaklanmak, ayrıntıya istiflenmiş sinsi hedefleri tefrik etmek sorumlu ve milli bir siyaset marifetidir. Bu gelişmeler yaşandıktan sonra TÜSİAD Başkanı hemen pozisyon almış, kulağına üflenen yalan yanlış bilgilerle hükümeti, ekonomiyi, hukuk ve demokrasi konularındaki eleştirilerini sıralamıştır. Bize göre zamanlama ilginçtir. TÜSİAD, son dönemlerde hukuk devletiyle hiçbir şekilde bağdaşmayacak karanlık ve karmaşık ilişki ağlarından muzdarip olduğunu ileri sürmüştür. Türkiye bir hukuk devletidir, hukukun üstünlüğü de egemendir. TÜSİAD'ın dış tazyiklere, dış telkinlere değil, milletimizin gerçeklerine, milli güvenliğimizin haysiyetine saygı ve riayeti, paradan daha önemli olan bir şeref meselesidir.”

“Öyle bir gün seçilmiştir ki, binada tek bir HDP'li yönetici yoktur”

İzmir HDP il binasına yapılan saldırının bilinçli bir eylem olduğuna dikkat çeken Devlet Bahçeli “Saldırganın ifade tutanağı uyanık bir şuurla analiz edildiğinde, meczup olmadığı, tek başına hareket etmediği, bilinçli bir eylem içinde eyleme geçtiği hemen fark edilecektir. Lütfen dikkat buyurunuz, öyle bir gün seçilmiştir ki, binada tek bir HDP'li yönetici yoktur, hatta planlı bir toplantı da iptal edilmiştir. Tıpkı Ankara Gar patlamasında, tıpkı Suruç katliamında olduğu gibi, HDP'liler araziye uymuşlar, birden bire kayıplara karışmışlardır. Olayın vuku bulduğu gün, ne hikmetse, çay servisi yapan asıl şahsın yerine yardım amacıyla kızı binaya gelmiştir” ifadelerini kaydetti.

“Bir taşla daldaki birden fazla kuşun vurulması hedeflenmiştir”

İzmir HDP binasında öldürülen Deniz Poyraz üzerinden Türkiye'nin aleyhine propaganda yapıldığını söyleyen Bahçeli, “Cinayete kurban giden Deniz Poyraz'ın masada yarım bıraktığı kağıt bardaktan içtiği çay ile yediği domates ve zeytin, kısa süre içinde Türkiye aleyhtarlarının propaganda görseli olarak kullanılmıştır. Katilin ise bozkurt işareti yapan ve silah tutan halini resmeden fotoğrafları sanki bir yerlerde hazırda bekletiliyormuş gibi anında servis edilmiştir. Yani bir taşla daldaki birden fazla kuşun vurulması hedeflenmiştir. Altını kalın bir şekilde çizerek soruyorum; bu katil gerçekte kimdir? HTS kayıtları çıkarılmış mıdır? Bağ ve bağlantıları kimleri ve nereleri işaret etmektedir? Provokasyonun içinde derin PKK'nın, yabancı istihbarat örgütlerinin, kiralık taşeronların parmağı var mıdır?” ifadelerine yer verdi.

“Kim ne biliyorsa, kimin elinde ne belge, ne bilgi varsa emniyet güçlerine ve adli makamlara teslim etmek durumundadır”
Soruşturmaya, bilgisi olan herkesin katkı vermesi gerektiğini ifade eden Bahçeli, “HDP'yi masumlaştırıp partimizi, Cumhur İttifakı'nı ve Türk devletini suçlamak üzerine bina edilen bu cinayetin önü arkası, sağı solu, altı üstü sonuna kadar araştırılmalıdır. Kim ne biliyorsa, kimin elinde ne belge, ne bilgi varsa emniyet güçlerine ve adli makamlara teslim etmek durumundadır. CHP, HDP, İP, Halk TV yazı ve haberleriyle tahrik kampanyasının medya ayağını teşkil eden kiralık yazar ve gazeteciler hem soruşturma hem de kovuşturma süreçlerine alacakları özel bir izinle müdahil olmalı, olayın iç yüzünün aydınlığa kavuşmasına cesaretleri varsa hizmet etmelidirler” dedi.

“Kılıçdaroğlu, ne dediğinin şuurunda mıdır? Aklı başında mıdır?”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Deniz Poyraz'ın ölümünün ardından yaptığı açıklamalara değinen Bahçeli şöyle devam etti:

“Biz bu cinayeti reddediyoruz. Katilin ve işbirlikçilerinin en ağır cezaya çarptırılmasını istiyoruz. Kılıçdaroğlu, ‘Deniz'i öldürdüler, istiyorlar ki, bu ülkede hiçbir genç mutlu olmasın' sözlerini neye dayanarak, hangi delile güvenerek söyleyebilmiştir? Bu olayın sonucunda, Türkiye'yi haydut devlet durumuna düşürmek isteyenler olduğunu açıklayan Kılıçdaroğlu, ne dediğinin şuurunda mıdır? Aklı başında mıdır? Haydut devlet nedir? Uluslararası hukukun tek bir sayfasını okumadan kulaktan dolma ifadelerle nasıl ve hangi hakla, hangi cüretle, hangi tespitle böyle konuşabilmiştir?

Son yıllarda uluslararası literatüre giren başarısız devlet, rantiye devlet, düşmüş devlet, haydut devlet gibi kavramlar genellikle hedef ülkeleri yalnızlaştırmak için kullanılmaktadır. Haydut devlet, küresel kapitalist sisteme uyum sağlamaya direnen, nükleer silah kapasitesini geliştirmeye çalışan, uluslararası terörizme destek veren ve ABD'nin hayati çıkarlarını tehdit eden devletler için söz konusudur.

Genellikle diğer ülkelerle diplomatik ilişki kurmaktan kaçınan bu devletler, politik veya ekonomik yaptırımlara, hatta askeri müdahalelere uğrama potansiyeline sahiptirler. İzmir'deki cinayetin ardından Türkiye'ye pusu kurmak isteyen gerçek haydut devletler yok mudur? Kılıçdaroğlu, kime hizmetle memur edilmiş, akıl hocalığını kimler devralmıştır?

Partiler üstü bir anlayışla tesis edilen, milletimizin özlemlerini ve devletimizin dik duruşunu teyit eden dış politikayı 180 derece değiştireceklerini söyleyen bu gafilin ağzından çıkanı kulağı duymuş mudur? Hepsini geçtik de, HDP Eşbaşkanları tahrip edici konuşmalarını yaparken katil devlet sloganları atan alçakları kimler doldurmuş, bu karanlık güruh kimlerin dolduruşuna gelmiştir?”

“Öldürülen Deniz Poyraz, PKK'nın kırsal katılım sorumlusu, şehirden dağa çıkmak isteyen PKK sempatizanlarını terör kamplarına sevk eden halkanın içinde yer alan milis işbirlikçidir”

HDP'nin İzmir İl Binasında öldürülen Deniz Poyraz Hakkında açıklamalarda bulunan Devlet Bahçeli şu ifadelere yer verdi:

“Kılıçdaroğlu'na haydut devlet kavramını söyletenler bu işin neresindedir? Açık seçik söylüyorum, Türk devleti egemen ve haysiyet sahibi bir devlettir, katil ithamları ise soysuzluktur. Öldürülen Deniz Poyraz'ın kim olduğunu ben size söyleyeyim, PKK'nın kırsal katılım sorumlusu, şehirden dağa çıkmak isteyen PKK sempatizanlarını terör kamplarına sevk eden halkanın içinde yer alan milis işbirlikçidir. Milis işbirlikçi, köy, kasaba ve şehirlerde yalnız ve sahipsiz görülen kişileri terör örgütüne devşirmek için çalışan, örgütün hain eylemlerine yardım ve yataklık yapan terörist demektir.

“Herkesi ikaz ediyorum, hiç kimse, ‘ne yapsın acısı var, ne dediğini bilmiyor' saptırmasına heves etmesin”
Deniz Poyraz'ın babasının sözleri hatırlatan Devlet Bahçeli, “Bu milis işbirlikçinin babası ise duyan herkesi şok eden açıklamalarda bulunmuş, bir nevi canlı bomba gibi patlamıştır. ‘Deniz benim Deniz'im değil, Kürdistan'ın Denizi'dir. Biz dağlarda direnen aslanlara borçluyuz. Şu anda düşmanın tank ve toplarının önünde direniyorlar. Biz ne kadar bedel de versek halen onlara borçluyuz. Allah gerillaya güç kuvvet versin, mertebelerini yükseltsin'. Herkesi ikaz ediyorum, hiç kimse, ‘ne yapsın acısı var, ne dediğini bilmiyor' saptırmasına heves etmesin. Böylesi bir bahaneye de sarılmasın. İzmir'in göbeğinde bir PKK'lı arayıp da bulamayacağı bir propaganda imkanı yakalamış, bunu da şerefsizce kullanmıştır. Dağda bir aslan biliriz, o da şerefli Türk askerimiz, şerefli Türk polisimiz, şerefli güvenlik korucularımızdır” ifadelerine yer verdi.

“Şerefiniz kadar konuşun desem, bunların hiçbirisinin ağzını bıçak dahi açmaz, açamaz”

“Diğer eli silahlı vaziyette dağlarda gezenler de görüldüğü yerde indirilecek açık hedeflerdir ve çakalın insan suretleridir” diyen Bahçeli şunları kaydetti:

PKK'lı milis işbirlikçilere hakkı yenmiş garip gureba, mağdur ve mazlum muamelesi yapan köksüzlere soruyorum, suçsuz günahsız, güzeller güzeli Aybüke öğretmenimiz şehit edilirken nerelerdeydiniz? Nereye sinmiştiniz? Hiç sesiniz çıkmış mıydı? Annesi Nurcan Karakaya ile 10 aylık Bedirhan bebek barbarca şehit edilirken ne yapıyordunuz? Kalbinizde hiçbir sızı duydunuz mu? Ya Eren Bülbül, ya Necmettin öğretmenimiz, ya ana kuzuları, ya emzikli bebekler, bileniniz, hatırlayanınız kaldı mı? Şerefiniz kadar konuşun desem, bunların hiçbirisinin ağzını bıçak dahi açmaz, açamaz. Sol örgütler, emek ve meslek örgütleri, barolar, CHP, HDP, TKP, TİP, EMEP, KESK, DİSK, Halkevleri, alayınıza milletim adına soruyorum, Deniz Poyraz'a sahip çıktığınız kadar bu milletin çocuklarına, bu vatanın onurlu evlatlarına sahip çıkabildiniz mi? Müşfik bir seslenişiniz, sevgi dolu bir dokunuşunuz görüldü mü? Aziz şehitlerimize rahmet dilemenizi bıraktık da, terörü kınayacak tek bir kelam edebilecek insaf ve iffeti sergileyebildiniz mi? Hz.Ömer'in şu duası duamdır: Allah'ım! Günahkârın kuvvetini ve iyinin acizliğini sana şikayet ediyorum.”

“Şayet birileri Türk-Kürt çatışmasının düşünü kuruyorsa, gök girsin kızıl çıksın ki, bu düşten kabusla uyandırmak bizim için hayat memat konusu olacaktır”

Kürt ile Türk'ün arasında hiçbir fark olmadığını belirten MHP lideri Bahçeli, “Kürt kökenli kardeşlerim, biz sizi Allah için seviyoruz, bağrımıza basıyoruz. Aramızda hiçbir fark yok, inancımız bir, irademiz bir, istikbalimiz bir, geçmişimiz bir, bayrağımız bir, devletimiz bir, milletimiz bir, mukaddesatımız bir, acımız bir, anımız bir. Kan içen vampirlere sırtınızı dönün, bu teröristlere şamarı indirin, birliğimizi ve dirliğimizi bozmak isteyen iç ve dış mihraklara millet sevdasıyla özdeşleşmiş tarihi gücünüzü gösterin. Şayet birileri Türk-Kürt çatışmasının düşünü kuruyorsa, gök girsin kızıl çıksın ki, bu düşten kabusla uyandırmak bizim için hayat memat konusu olacaktır” diye konuştu.

“Bayrak olacağız, sancak olacağız, vatan olacağız, düşmeyeceğiz, Türkiye'yi kesinlikle düşürmeyeceğiz”

Türkiye üzerinde oynanan oyunlara karşı her zaman dik duracaklarını ifade eden Devlet Bahçeli, “Kılıçdaroğlu'na diyorum, yabancı dostlarının tuzağına düşme, zira başaramayacaksın. HDP'nin eşbaşkanlarına sesleniyorum, emperyalist efendilerinize aldanmayın, zira başaramayacaksınız. İP'in ve diğer marjinal partilerin başkanlarını uyarıyorum, ona buna ümit bağlamayın, melun amaçlarınıza kesinlikle ulaşamayacaksınız. Set olacağız, bariyer olacağız, baraj olacağız, kale olacağız, sur olacağız, duvar olacağız, Plevne'deki direniş, Kocatepe'deki dirayet, Çanakkale'deki şehadet olacağız, zilletin önünü keseceğiz, oyunlarını bozacağız. Bayrak olacağız, sancak olacağız, vatan olacağız, düşmeyeceğiz, Türkiye'yi kesinlikle düşürmeyeceğiz. Bir olacağız, kardeş olacağız, büyük bir aile olacağız, Türk milletinim kahramanca duruşuyla ayrık otlarını kurutup bölünme umudu taşıyanları hayal kırıklığına uğratacağız. Mert olacağız, ahlaklı olacağız, erdemli olacağız, tavizsiz olacağız, adam gibi adam olacağız, serdengeçti bir yürekle Türkiye'yi sonuna kadar muhafaza ve müdafaa edeceğiz” ifadelerini kaydetti.

Mustafa Cenik - Engin Yağcı
 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2002 Haber Sitesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0850 533 02 62 Faks : 0212 210 34 00