İlçe tabipliğinden içişleri bakanlığına uzanan merhum Namık Gedik’in öyküsü
Türk siyaset tarihinin önemli isimlerinden, Merhum Başvekil Adnan Menderes döneminde İçişleri Bakanı olan ve 27 Mayıs darbesinden 2 gün sonra intihar ettiği ileri sürülerek ölümü açıklanan dönemin Aydın Milletvekili İsmail Namık Gedik, 66 yıl sonra yeniden gündeme geldi.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, eski İçişleri Bakanı İsmail Namık Gedik’le ilgili "27 Mayıs zulmünün şehidi olarak rahmetle yad ediyoruz" diyerek Gedik’in Ankara’da bulunan naaşının Topkapı’daki Adnan Menderes Anıt Mezarı alanına nakledileceğini açıkladı.
Demokrat Parti döneminin en dikkat çeken siyasetçilerinden, olan İçişleri Bakanlığı yapan Dr. İsmail Namık Gedik, ölümünden 66 yıl sonra yeniden Türkiye’nin gündemine geldi. Adı Aydın’ın Çine İlçesi’nde bir caddede yaşatılmaya çalışılan Namık Gedik 27 Mayıs 1960 darebesinden 2 gün sonra vefat etmiş ve vefatı ‘intihar’ olarak açıklanmıştı.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Gedik’in 27 Mayıs sürecinin mağdurlarından biri olduğunu belirterek ölümü hakkındaki "intihar" anlatısını kabul etmediğini de kaydetti.
"İmsail Namık Gedik’in Aydın ile bağlantısı"
Verilere gore İsmail Namık Gedik 1911 yılında İstanbul’un Üsküdar ilçesinde doğdu. Gedik ilk ve orta öğrenimini İstanbul’da tamamladı. Kabataş Erkek Lisesi’nin ardından İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne girdi ve 1936’da doktor olarak mezun oldu. Üniversite yıllarında öğrenci teşkilatlarında görev aldı; Türk Talebe Cemiyeti’nde genel sekreterliğe kadar yükseldi. Askerlik hizmetinin ardından Aydın’ın Çine ilçesi’ne hükümet tabibi olarak atandı. Gedik, Çine’de doktorluk yaptığı dönemde yörede tanınan bir isim haline geldi. Daha sonra Haydarpaşa’daki hastanelerde dahiliye alanında uzmanlaştı; Muğla Memleket Hastanesi’nde iç hastalıkları uzmanlığı ve başhekimlik yaptı. Haydarpaşa Numune Hastanesi Verem Pavyonu’nda da görev aldı.
Eşi Melahat Gedik’in hukukçu olarak yine Aydın’ın Çine İlçesi’ne atanmasının ardından Çine’ye yerleşti. 1950 genel seçimlerinde Demokrat Parti’den Aydın milletvekili adayı gösterildi ve 14 Mayıs seçimleri sonunda TBMM’ye girdi. Böylece hekimlik kariyerini bırakarak aktif siyasete geçti.
Gedik, IX., X. ve XI. dönemlerde Aydın’ı temsil etti. 1950 seçimlerinde iktidara gelen Demokrat Parti içerisinde hızla yükseldi ve Adnan Menderes’in yakın çalışma arkadaşlarından biri haline geldi.
1954 genel seçimlerinin ardından kurulan Menderes hükümetinde Gedik’e İçişleri Bakanlığı, dönemin ifadesiyle Dâhiliye Vekâleti verildi. İlk dönemini 17 Mayıs 1954 ile 10 Eylül 1955 arasında yürüttü.
1957 seçimlerinde tekrar Aydın milletvekili seçildi ve Menderes hükümetindeki görevini sürdürdü. 1958-1960 döneminde iktidar ile CHP başta olmak üzere muhalefet arasındaki ilişkilerin sertleşmesi Gedik’i yeniden tartışmaların merkezine taşıdı. Topkapı, Uşak, Çanakkale-Geyikli ve Kayseri-Yeşilhisar gibi siyasi gerilimlerde İçişleri Bakanlığı’nın uygulamaları yoğun biçimde eleştirildi.
"27 Mayıs darbe günü gözaltına alındı"
27 Mayıs 1960’ta Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki bir grup subayın yönetime el koymasıyla Demokrat Parti iktidarı sona erdi. Başbakan Adnan Menderes, Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve hükümet üyeleri gözaltına alınırken İçişleri Bakanı Namık Gedik de tutuklandı. Gedik Ankara’daki Kara Harp Okulu’na götürüldü. İki gün sonra, 29 Mayıs 1960’ta, 49 yaşındayken hayatını kaybetti. O dönemin yetkilileri Gedik’in ölümünü ‘intihar’ olarak açıkladı. Ancak Gedik ailesi ve bazı araştırmacılar bu olayı uzun yıllar sorguladı. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, hükümetin "intihar" anlatısını kabul etmediğini belirterek Gedik’i 27 Mayıs sürecinin mağduru olarak nitelendirdi.
"Aydın için önemli bir isimdi"
İsmail Namık Gedik, siyasi kariyerinden önce Çine’de yıllarca doktorluk yaptı. Bölgede tanındı; daha sonra Demokrat Parti adına Aydın’dan aday gösterildi ve üç dönem boyunca Aydın milletvekili olarak TBMM’de görev yaptı. Eşi Melahat Gedik de 1961’de aynı şehirden milletvekili seçildi. Bu nedenle Gedik, doğum yeri İstanbul olmasına rağmen Cumhuriyet döneminde Aydın siyasetinden çıkan en etkili bakanlardan biri olarak biliniyordu. Ve adı Çine’de bir caddeye verilerek yaşatılmaya çalışılıyor.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.