Kılıçdaroğlu: Ülkeye Başbakan Mı Arıyorsunuz, Saraya Uşak Mı Arıyorsunuz
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, "Davutoğlu'nu savunuyorsak halkın iradesine duyduğumuz saygıdan ötürü savunuyoruz" derken, "Siz ülkeye başbakan mı arıyorsunuz, saraya uşak mı arıyorsunuz. Saraya uşak aranıyor. Ne demek düşük profil, onların anlayışına göre bir; hırsızlığa hiç itiraz etmeyecekler, millete hesap, hesap da vermeyecekler" dedi.
Partisinin grup toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı özetle şunları söyledi:
"Egemenlik nedir. Anayasanın 6. Maddesi… "Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir. Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır. Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz" diyor. Gayet açık, gayet net…
-"DAVUTOĞLU'NU SAVUNUYORSAK HALKIN İRADESİNE DUYDUĞUMUZ SAYGIDAN ÖTÜRÜ SAVUNUYORUZ"-
Davutoğlu'nu savunuyorsak halkın iradesine duyduğumuz saygıdan ötürü savunuyoruz. Ama Türkiye 2010'dan itibaren farklı bir sürecin içine adım adım götürülmek isteniyor.
İlk söylem, 17 Aralık 2012… "Yasama ve yargı benim için ayak bağıdır" dedi. Erdoğan.
İki; 21 Mart 2015… Cumhurbaşkanı seçildikten sonra "parlamenter sistem artık bekleme odasına girmiş bulunmaktadır" diyor.
15 Ağustos 2015… "İster kabul edilsin ister edilmesin Türkiye'nin yönetim sistemi bu anlamda değişmiştir" diyor.
Bunlar nedir, sivil görünümlü bir darbenin ön ayak sesleridir.
Arkasından ne oldu, seçimler oldu, Sayın Davutoğlu geldi, başbakan oldu.
Ama işler iyi gitmedi. Sonra 4 Mayıs günü davet ettiler. Saraya geleceksin dediler. Saraya gitti. Saraydan çıktı, "ben istifa ediyorum" dedi. Kullandığı şu cümle çok önemlidir, istifasıyla ilgili olarak "benim tercihim değildir, bir zaruretin neticesidir" dedi.
-"ONUN DEMOKRASİ KÜLTÜRÜ YOKTUR"-
Bir başbakan 23 milyon oy alan bir başbakan 23 milyon seçmeni değil de bir kişinin dudağından çıkan sözlere kendini esir ettiriyorsa o sözlerin tutsağı oluyorsa onun gereği olarak başbakanlıktan istifa ediyorsa onun demokrasi kültürü yoktur.
Bu ne anlama gelir; bu aynı zamanda "ben demokrasiye inanmıyorum, ben milli iradeye de inanmıyorum, 23 milyonun oyu da çöp sepetine gitti" diyor. "Benim için bir kişi önemlidir, sarayda oturan zat'. Böyle bir tablo ile karşı karşıyayız.
Başbakanlık maddesi vardır, Başbakanlık kuruluş kanununda.
Eğer Türkiye Cumhuriyetinin hak ve menfaatlerini korumak istiyorsan demokrasisini önce koruyacaksın. Yani ne yapacaksın, o bir kişi seni çağırıp istifa et dediği zaman şunu söyleyecekti, "Sayın Cumhurbaşkanı kusura bakma beni buraya 23 milyon 600 bin kişi getirdi, bir kişinin ifadesiyle ben koltuğumu bırakmam" diye demesi gerekirdi.
-"BİZ DÜŞÜK PROFİLLİ KULA KULLUK, SARAYA UŞAKLIK YAPAN BİR KİŞİYİ ARAMIZDA BARINDIRMAYIZ"-
Böyle bir rezalet olur mu diyoruz, bize şunu söylüyorlar; "siz bunu anlamazsınız. Siz de bu tür bir kültür yok, bunun adı reise itaat, davaya sadakat" diyorlar. Ama haklılar bizde böyle bir şey yok. Biz aklımızı birisine kiraya vermeyiz. Biz düşük profili, kula kulluk, saraya uşaklık yapan bir kişiyi aramızda barındırmayız.
Anayasamızın meşhur 101. Maddesi var. Cumhurbaşkanı seçilenin, varsa partisi ile ilişiği kesilir. Bu kadar açık.
Peki, şu cümleye ne dersiniz, "bu partiyle gelişmeleri yakından takip etmem birilerini rahatsız" ediyor.
-"SEN ANAYASAYI ÇİĞNİYORSUN"-
Sen anayasayı çiğniyorsun kardeşim. Bundan daha anormal ne olur? Neden bir partinin iç işlerine karışıyorsun? Neden diyorsun "Davutoğlu istifa et'. Neden diyorsun ben düşük profilli bir adam arıyorum, onu getireceğim başbakanlığa.
-"SENİN DE OYUNU SIFIRLADILAR"-
Adalet ve Kalkınma Partisine oy veren 23 milyon 600 bin vatandaşıma sesleniyorum. Sen sandığa gittin, oyunu kullandın. Ama nasıl paraları sıfırladılarsa senin de oyunu sıfırladılar.
Efendim "biz düşük profilli bir başbakan adayı arıyoruz'. Böyle bir rezalet olamaz. İşin garip tarafı ne biliyor musunuz, şimdi herkes düşük profilli başbakan adayı benim diye ortalıkta geziyor. Bıyık, herkes bıyık bırakmaya başladı. "Ben en düşük profiliyim" diyor, "ben en yeteneksiz adamım" diyor. Beni seç diyor. Böyle bir şey hiçbir darbe döneminde yaşanmadı. Böyle bir ahlaksızlık hiçbir dönemde olmadı.
-"ÜLKEYE BAŞBAKAN MI ARIYORSUNUZ, SARAYA UŞAK MI ARIYORSUNUZ"-
'Senin sözünden vallahi billahi ben çıkmam, yat dersen yatarım, kalk dersen kalkarım'… Yaa siz ülkeye başbakan mı arıyorsunuz, saraya uşak mı arıyorsunuz. Saraya uşak aranıyor.
-"NE DEMEK DÜŞÜK PROFİL"-
Ne demek düşük profil, onların anlayışına göre bir; "hırsızlığa hiç itiraz etmeyecekler, millete hesap, hesap da vermeyecekler, yolsuzluk hep beraber yapacağız, malı götüreceğiz hep beraber'. Böyle bir anlayışla bir başbakan aranıyor. Şimdi bu arayışı sürdürüyorlar. Kim olabilir, boy boy gazetelerde fotoğrafları var. Benim diyor, en düşük profili adam benim diyor.
-"DAVUTOĞLU'NUN HAKKINI SAVUNMAK KADERE BAKIN BİZE DÜŞTÜ"-
Şimdi Sayın Davutoğlu'nun hakkını savunmak kadere bakın bize düştü.
-"DAVUTOĞLU ONU DA ARKADAN HANÇERLEDİLER"-
Başkanlık sistemiyle sultanlığı getirmek istiyorlar. Yolsuzluk mu reis yapabilir, arkadan hançerlemek mi zaten kültürlerinde var, kime kardeşim dediyse arkadan hançerledi. Erbakan'ın dizinin dibindeydi, Erbakan sırtını döner dönmez onu da arkadan hançerlediler. Davutoğlu onu da arkadan hançerlediler. Arkadan hançerleme geleneği var bunlarda.
-"BU DARBE YOL ARKADAŞIM DEDİĞİ KİŞİLERİN ARKADAN HANÇERLENDİĞİ BİR SARAY DARBESİDİR"-
Dolayısıyla bu darbe 28 Şubat darbesine benzemiyor, bu darbe yol arkadaşım dediği kişilerin arkadan hançerlendiği bir saray darbesidir, 4 Mayıs saray darbesinin özelliği budur. Sultanlığı getirecekler, herkes sultanı bekliyor, reisi bekliyor.
Bütün bunlar ne için yapılıyor, başkanlık için yapılıyor. Neden başkanlık için yapılıyor, ömür boyu dokunulmazlık almak istiyor, ömür boyu, çünkü korkuyor, yaptığı hırsızlıkların herkes farkında, o da farkında, ailesi de farkında, Adalet ve Kalkınma Partisinin milletvekilleri de farkında. İlla ben başkanlık istiyorum diyor. Ömür boyu dokunulmazlık, başka, ben Türkiye'yi bölmek istiyorum diyor, başkanlık bölücülüktür.
Bir diğer hastalık daha var, eski koltuklarını bırakmama hastalığı, belediye başkanlığı yaptın hala belediye başkanı, başbakanlık yaptın hala başbakan, cumhurbaşkanlığı yaptın, şimdi muhtarlık da yapıyorsun, yaa bırak kardeşim herkes görevini yapsın. Sen de anayasa da yazılmış cumhurbaşkanının görevleri neyse sen de o görevlerini yap, her şeyi ben yapacağım diyor. Onun için demiştim her şeye maydanoz olan adam diye…
Onun derdi başkanlık peki vatandaşın derdi, süt üreticisine sorun, bir dokun bin ah işit, gidin örtü altı seracılık yapan vatandaşa sorun, hepsi perişan.
-"TBMM'DE TEK BİR CHP'Lİ BİLE OLSA BAŞKAN OLAMAYACAKSIN"-
Bunların derdiyle ilgilenmiyor, ben illa başkan olacağım diyor. Ben de söylüyorum kardeşim sen TBMM'de tek bir CHP'li bile olsa başkan olamayacaksın.
Başkanlık nedir, Türkiye'yi ben yöneteceğim diyor, hiç tanımam diyor, mahkeme, karar, medya hiçbir tanımam diyor. Ben de vatandaşıma soruyum, Türkiye'yi bir adam mı yönetsin, yoksa bu devletin kurumları mı olsun, mahkemeleri mi olsun, TBMM mi olsun yoksa bütün bunları kapatalım bir kişi çıksın bir aile ben istediğimi yaparım... padişahta bile bu kadar yetki yok." (ANKA/DEVAM)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.