Kılıçdaroğlu’ndan Başbakan’a Yanıt: Bunun Hesabını Sormazsam Namerdim (1)

Kılıçdaroğlu’ndan Başbakan’a Yanıt: Bunun Hesabını Sormazsam Namerdim (1)
Partisinin grup toplantısında konuşan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Binali Yıldırım'ın sözlerine yanıt verdi.
Partisinin grup toplantısında konuşan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Binali Yıldırım'ın sözlerine yanıt verdi. CHP lideri, "Türkiye'yi bu hale kim getirdi, iktidardakiler. Üç terör örgütüne destek vererek getirdiler. Üç terör örgütüne yardım ve yataklık yaparak getirdiler. İki kanaatten eleştiri alıyoruz. Bir PKK, iki AKP… Çünkü ikisi de işbirliği yapıyor. Bakın şu fotoğrafa, Dolmabahçe mutabakatı. Önce bunun hesabını vereceksiniz. Bunun hesabını sormazsam namerdim" dedi.

CHP Genel Başkanı, partisinin grup toplantısına elinde Cumhuriyet gazetesiyle geldi ve gazeteyi bir ziyaretçiye verdi.

Partisinin grup toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı, Cumhuriyet gazetesine yönelik soruşturma ve HDP'li vekillerin tutuklanmasını değerlendirdi.

-BAŞBAKAN'A YANIT VERDİ-

CHP lideri, Başbakan Binali Yıldırım'ın partisinin grup toplantısındaki sözlerine de yanıt verdi.

-"BU LAFI EDEN BÖLÜCÜLERİN TAŞERONLUĞUNA SOYUNMUŞ KİŞİDİR"-

Kılıçdaroğlu özetle şunları söyledi:

"Başbakan çıkmış bölünme tehdidinden söz ediyor. "Başkanlık gelmezse Türkiye bölünür" diyor. Seni oraya Türkiye'yi böl diye mi oturttuk biz. Sen nasıl bu lafı edersin. Söyledim, cevap veremiyor. Bu lafı eden bir kişi başbakanlık koltuğunda oturamaz. Çünkü kimse bölücülerin taşeronluğuna soyunamaz. Bu lafı eden bölücülerin taşeronluğuna soyunmuş kişidir. Bu kadar açık bu kadar net söylüyorum.

-"KOLTUĞUNA SAHİP ÇIKACAKSIN, YETKİLERİNE SAHİP ÇIKACAKSIN"-

Başbakansan oturursun, Türkiye'nin dünya kadar sorunu var. Kendi sorununu çözeceksin önce, koltuğuna sahip çıkacaksın, yetkilerine sahip çıkacaksın, yetkilerini başkasına kullandırtmayacaksın. "Ben başbakanım, son söz bana aittir" diyeceksin. Yoksa olmaz. Sen başbakanlık yapamazsın.

- "BU ÜLKEDE CAN GÜVENLİĞİ YOKTUR"-

Bu ülkede can güvenliği yoktur, mal güvenliği yoktur bu ülkede, basın özgürlüğü yoktur, kişi dokunulmazlığı yoktur, otobüste bile tekme atabilirsin.

-" GİTTİKÇE NEYE BENZİYORUZ BİLİYOR MUSUNUZ, KUZEY KORE'YE"-

Gittikçe neye benziyoruz biliyor musunuz, Kuzey Kore'ye… Orada da bir diktatör var, bütün dünyadan soyutlanmış vaziyette, kendi dünyalarını yaşıyorlar.

-BM-

Birleşmiş Milletler açıklama yapıyor, onlar da aynı kaygıyı taşıyorlar.

Çünkü kendilerini BM'ye ihbar ettiler. İhbar eden Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti.

-HAPİSHANELER-

Hapishaneler…2002 rakamını veriyorum. 2002'de hapishanelerimizde 60 bin kişi, şimdi, 17 Ağustos 2016 itibarıyla hapishanelerde tutuklu ve hükümlü sayısı 214 bine ulaşmış. 10 kişilik koğuşta 30 kişi kalıyor.

Hapisteki gazeteci sayısı 241'e çıktı. Dünyada en çok gazeteciyi hapseden ülke Türkiye Cumhuriyeti.

İş kazalarında Avrupa birincisiyiz.

Er, erbaşlar, astsubaylar hapishanede. Öğrencilerin ne günahı var?

Türkiye'yi bu hale kim getirdi?

-"ONLAR DİLSİZ ŞEYTANDIR"-

Onlara kalsa diyecekler ki, "Türkiye'yi bu hale CHP getirdi'. Evet, mizah gibi geliyor değil mi? Kendileri yönetiyorlar, kendileri çalıyorlar, kendileri oynuyorlar, bir şey aksaklık olunca "CHP niye itiraz ediyor?'. Niye itiraz etmeyeyim. Bir yerde bir mağdur varsa zalimden ötürü baskı altındaysa ben zulme mi sahip çıkacağım, mağdura mı sahip çakacağım. Zulmün karşısında susan dilsiz şeytandır. Onlar dilsiz şeytandır.

-"ÜÇ TERÖR ÖRGÜTÜNE DESTEK VEREREK GETİRDİLER"-

Türkiye'yi bu hale kim getirdi, iktidardakiler. Nasıl getirdiler. Üç terör örgütüne destek vererek getirdiler. Açık ve net söylüyorum. Üç terör örgütüne yardım ve yataklık yaparak getirdiler. Tek tek sayacağım.

-"SEÇİMLE GELEN DARBEYLE GİDER" BUNU MU SÖYLEMEMİ İSTİYORDUNUZ?"-

Ben şunu söyledim, seçimle gelen seçimle gider diye bir cümle kullandım. Vay efendim sen bunu nasıl söylersin. Şunu mu söylememi bekliyordunuz, "Seçimle gelen darbeyle gider" bunu mu söylememi istiyordunuz? Yaaa biz 15 Temmuz'a niye karşı çıktık, seçimle gelen darbeyle gitmesin, seçimle gelen seçimle gitsin, halkın iradesiyle gitsin. Ama onların kafası ters çalışıyor. Neden, saraya bağımlı beyinleri, oradan aldıkları talimat üzerine gereğini yapıyorlar. Yine söylüyorum, demokrasilerde ana kural seçimle gelen seçimle gider ama seçimle gelen "ben hukukun üstündeyim" diyemez. "Ben her istediğimi yaparım" diyemez. "Ben savcıya gitmem, ben hakime gitmem, ben ifade vermem, ben her şeyin üstündeyim" diyemez. Gidecektir, ifadesini verecektir, savunmasını yapacaktır, hiç kimse yargılamanın dışındadır diye bir ayrıcalığı yoktur Türkiye'de, hiç kimsenin böyle bir ayrıcalığı yoktur. Ben şahsen pek çok davadan yargılanıyorum. Avukatım var. Gerektiğinde giderim, dilekçemi hazırlıyor, gidiyorum, hakkımı savunuyorum. Yargıdan kaçmak değil, eğer yargı taraflı davranırsa hep beraber oturur eleştiririz. Ama yargıdan kaçılmayacaktır, kaçmamalıyız.

-"BUNLARI KANDİL'E GÖNDEREN KİM?"-

Bazı çevreler suçluyor bizi, niye dokunulmazlıkları kaldırdınız? Bizim parti programımızda kurultayın aldığı bir karar vardır. Kürsü dokunulmazlığı hariç bütün dokunulmazlıkların kalkması lazım. Aynı şeyi söylüyorum. Böylece AKP'nin içindeki By-Lock'cuların da ortaya çıkması lazım.

-"BU KADAR YÜZSÜZLÜĞÜ BEN HAYATIMDA İLK KEZ GÖRÜYORUM"-

Biz bunu söyleyince diyor ki "Efendim bu tutuklanan milletvekilleri Kandil uzantısı" diyorlar. Allah aşkına bunları Kandil'e gönderen kim? Sizden icazet alıp Kandil'e gitmediler mi? İmralı'ya kim gitti, kim izin verdi? Bunlar hükümetin gözetimi ve koruması altında İmralı'ya gitmediler mi, masaları kurmadılar mı? Başkanlık sistemini konuşmadılar mı? Bu kadar yüzsüzlüğü ben hayatımda ilk kez görüyorum.

- "HÜKÜM KESİNLEŞMEDEN BİR MİLLETVEKİLİNİN TUTUKLANMASINI DOĞRU BULMUYORUM"-

Biz hukukun üstünlüğünü savunuyoruz. Hüküm kesinleşmeden bir milletvekilinin tutuklanmasını doğru bulmuyorum.

Devlet öç alma duygusuyla yönetilmez. Devlet kinle yönetilmez. Biz adaleti savunuyoruz.

İmralı'ya siz gönderdiniz.

2010'da çıktı dönemin başbakanı dedi ki, biz siz PKK ile görüşüyorsunuz dediğimiz zaman şu cümleyi kullandı, "biz PKK ile görüşmedik görüştüğümüzü söyleyenler şerefsizdir'. 2012 aynı kişi… "PKK ile görüşen arkadaşı ben gönderdim, sıkıntısı olan bana söylesin'. Şimdi kazaen bunu bir CHP milletvekili söyleseydi, ne olurdu?

İmralı ve Kandil arasında mekik dokudular bu arkadaşlar. Kimin arzusu üzerine. Hükümetin tekliflerini götürdüler. PKK ile görüştüler. İmralı'ya masayı kurdular.

-"İKİ KANAATTEN ELEŞTİRİ ALIYORUZ. BİR PKK, İKİ AKP"-

Bu PKK'ya yardım ve yataklık yapanlar bunlar değil mi? Onlara meşruiyet kazandıran bunlar değil mi? Bizi suçluyorlar. İki kanaatten eleştiri alıyoruz. Bir PKK, iki AKP… Çünkü ikisi de işbirliği yapıyor. Bakın şu fotoğrafa, Dolmabahçe mutabakatı. Üç kişi serbest, diğerleri tutuklu veya hapiste. Nerede bunlar. Bunlar CHP milletvekili mi? Kim bunlar? Kim bunları Dolmabahçe'ye gönderdi? Oturun anlaşma yapın dedi, kim bunlar? Önce bunun hesabını vereceksiniz. Bunun hesabını sormazsam namerdim.

Bizi suçluyorlar şimdi, "PKK'ya destek veriyorsunuz" diye. Benim söylediklerimin her kelimesi doğruysa bunun hesabını siz vereceksiniz, vermezseniz namertsiniz." (ANKA/DEVAM)

(MG/ORH)

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.