LGS listesinin şifreleri

lgs-listesinin-sifreleri
LGS listesinin şifreleri

Eskişehir Atatürk Lisesi’nin deneyimli Müdürü Ersin Kökten ve Rehberlik Öğretmeni Neslihan Peker Özkan, LGS tercihi konusunda milyonlarca veli ve öğrenciyi sadece puana ve okul popülaritesine odaklanmanın getireceği büyük yanılgılara karşı uyardı. Eğitimciler, doğru listenin şifrelerini hayat kurtaran yüzdelik dilim esnekliği, adrese dayalı gerçekçi stratejiler ve teknoloji çağında gençlerin psikolojik sağlamlığını koruyacak sosyal imkanlar üzerinden tek tek sıraladı.


Eskişehir’in köklü eğitim kurumlarından Atatürk Lisesi’nde 26 yıldır öğretmenlik yapan ve son 8 yıldır okul müdürlüğü görevini yürüten Ersin Kökten ile okulun rehberlik öğretmeni Neslihan Peker Özkan, Liselere Geçiş Sistemi (LGS) sonuçlarının açıklanmasının ardından milyonlarca aileyi yakından ilgilendiren tercih süreciyle ilgili açıklamalarda bulundu. Sadece yüksek puana odaklanarak ya da popüler okul adlarına aldanarak yapılan tercihlerin büyük bir yanılgı doğurabileceğini vurgulayan uzmanlar; doğru bir liste için hayati önem taşıyan "yüzdelik dilim esnekliği formülünü" ve adrese dayalı yerleştirmedeki riskleri sıraladı. Teknoloji çağında öğrencilerin yalnızlaştığına dikkat çekerek okul tercihindeki en büyük kriterin "sosyal mutluluk" olması gerektiğini belirten okul yönetimi ve rehberlik servisi; spor salonu, laboratuvar ve sosyal kulüp gibi fiziki imkanların sadece bir lise hayatını değil, üniversiteye hazırlık sürecindeki stres ve kaygı yönetimini nasıl doğrudan etkilediğini örneklerle gözler önüne serdi.



"Teknoloji çağında çocukların mutlu olacağı okullar seçilmeli"


Okul tercihinde en önemli faktörün öğrencilerin sosyal anlamda mutlu olabilmesi olduğunu belirten Atatürk Lisesi Müdürü Ersin Kökten, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:


"Bence velilerin ve öğrencilerin okul tercih ederken dikkat etmesi gereken en önemli faktör, çocukların sosyal anlamda kendilerini mutlu edebilecekleri bir okul olmalı. Çocuklar eğitim öğretim konusunda bir ivme kazanırken aynı zamanda sosyal anlamda da çok daha başarılı olmalılar. Çünkü günümüzde sosyetenin azaldığı, bu anlamda öğrencilerimizin sıkıntı yaşadığını biliyoruz. Maalesef teknoloji iyi anlamda dünyamıza girerken kötü anlamda da çocukları psikolojikman etkiliyor. Telefon ve tablet ile saatler geçiriyor öğrencilerimiz. Böyle olunca da iletişim konusunda sıkıntılar yaşayabiliyorlar. Onun için biz öğrencilerimizin okul olarak, sosyal gelişmelerini sağlıyoruz. Yurt içi, yurt dışı geziler yapıyoruz. Birçok projeye katılıyoruz, aktiviteler yapıyoruz. Teknolojiyi aynı zamanda takip ediyoruz. Bence çocuklar tercih yaparken mutlu olacakları okulları seçmeliler."



"Puan değil yüzdelik dilim esas alınmalı"


Sınavın zorluk derecesinin her yıl değişmesi nedeniyle puan odaklı yaklaşmanın yanıltıcı olacağını, tercih listesi oluşturulurken izlenmesi gereken stratejilerden bahseden Rehber Öğretmen Neslihan Peker Özkan, "Asıl belirleyici olan öğrencinin genel yüzdelik dilimidir. Tercih listesini oluştururken ilk birkaç tercihte öğrencinin kendi yüzdeliliğinin üstünde olan, hayali olan yerler yazılabilir ama bunu tercih listesi geneline çok yaymamak gerekir. İlk 3-4 okuldan sonra artık öğrencinin yüzdelik dilimine yakın okullar yazulmalı, listenin sonuna doğru da kendi yüzdelik diliminin 2 katı aşağısına kadar inerek okul tercihleri yapılmalı ki tercihler bu şekilde daha garanti olur" şeklinde konuştu.



"Sosyal imkânlar üniversite kaygısını azaltıyor"


Okulların fiziksel ve sosyal imkanlarının üniversiteye hazırlık sürecini doğrudan etkilediğini savunan Özkan, "Aslında bunu sorgulamak tam olarak yapılacak şey, süreci yüzde yüz etkilemese de öğrencinin motivasyonuna, akademik gelişimine katkı sağlayacağından dolayı lise hayatını ve üniversite hazırlık sürecini etkileyecektir. Lise sadece akademik bilgi yüklenen bir kademe değil, özellikle sosyal becerilerin geliştiği bir dönem. Okulun fiziki donanımları öğrencinin öğrenme sürecini olumlu etkiler, dolayısıyla üniversite hazırlık sürecine büyük katkı sağlar. Okulun sağladığı sosyal imkanları ise ben bir tık daha önemsiyorum. Bu imkanlar öğrencinin iletişimini güçlendirir, takım çalışmalarındaki başarısını artırır, sosyal becerilerine büyük katkı sağlar, psikolojik sağlamlığını artırmada rol oynar. Bütün bunlar da öğrencinin üniversite sınav sürecindeki kaygıyı, stresi daha iyi yönetmesine büyük katkı sağlar. Kendi okulumuz adına konuşacak olursam biz okul idaresi ve öğretmenler olarak öğrencilerimizin çok yönlü gelişimini önemsiyoruz. Yani sosyal duygusal zekası yüksek, takım çalışmalarında aktif, iletişimi güçlü, mutlu ve vizyon sahibi birer yetişkin olmalarını amaçlıyor, bu yönde öğrencilerimizi destekliyoruz" dedi.



Yerel yerleştirmede "OBP ve Gerçekçi Liste" vurgusu


Merkezi yerleştirme tercihi yapacak öğrencilerin yerel yerleştirme listesinde de dikkatli olması gerektiğini belirten Rehber Öğretmen Özkan, "Merkezi yerleştirme puanıyla tercih yapacak öğrenciler puan ve yüzdelik dilim oynamalarından dolayı bu tercihlerine yerleşememe durumu yaşayabilirler, bu gibi durumlarda yerel yerleştirme tercihleriyle yerleşirler. O yüzden öğrencimiz yerel yerleştirme tercihi yaparken öncelikle ikamet ettiği adres bölgesine dikkat etmelidir. Sonra Ortaöğretim Başarı Puanı (OBP) devreye giriyor, bu bölgedeki okullar da öğrencileri belli bir ortaokul başarı puanına göre kabul ediyor. Öğrencimiz yine tercih yaparken kendi puanına dikkat ederek, çok hayali olmayacak şekilde gerçekçi bir tercih listesi oluşturmalıdır" diye konuştu.



"Arkadaş etkisiyle okul seçmeyin, okulları ziyaret edin"


Tercih döneminde yapılan en büyük hatalardan birinin arkadaş ve popülarite etkisi olduğunu dile getiren Özkan, "Arkadaşlık ilişkilerinde de, her ilişkide olduğu gibi dengeler değişebilir, hiçbir şey kalıcı değildir. Bu yüzden öğrencinin kendisi için çok önemli olan, 4 senesini geçireceği bir okul tercihi yaparken arkadaş etkisinin bir tercih sebebi olmasını pek doğru bulmuyorum. Sadece okulun adına bakmak da büyük yanılgı olur. Peki bunun önüne nasıl geçebiliriz diye sordunuz, oradan devam edecek olursak şu şekilde birkaç öneri sıralayabilirim: İlk olarak öğrencinin ilgi, yetenek ve beklentileri neler, bunlara dikkat edilmeli. İkinci olarak sadece okulun adına bakmaktan ziyade okulların niteliklerine, projelerine, üniversite yerleştirme oranlarına bakılmalı diye düşünüyorum. Ve son olarak tercih etmek istediği okulu öğrenci ebeveynleriyle birlikte imkanı varsa muhakkak gidip ziyaret etmeli, aklına takılan soru işaretlerini giderip ona göre tercihlerini yapmalıdır" diye belirtti.



"Her yüksek puanlı okul her öğrenciye uygun değildir"


Son olarak okul kültürü ile öğrenci mizacının bir yapboz gibi uyuşması gerektiğine dikkat çeken Neslihan Peker Özkan, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:


"Her yüksek puanlı okul, her öğrencinin karakterine, hedeflerine uygun olmayabilir. Mesela yoğun akademik baskıya gelemeyen, rekâbetten hoşlanmayan ve sanatsal yönü ağır basan bir öğrenci düşünelim; bu öğrenci için sadece puan yüksekliğine bakarak okul tercih etmek ne kadar uygun olabilir? Uyum analizi yaparken okulun sadece yüksek puanına değil, eğitim felsefesine de bakılmalı. Okul ne kadar proje odaklı, ne kadar akademik başarı odaklı, sanatsal, sosyal ve sportif faaliyetlere eğitimde ne kadar yer veriyor? Bunlara bakıp öğrencinin de öğrenme stilini analiz edip karşılaştırma yapmak gerekir. Öğrencinin mizaç özellikleri, gelecekte yapmak istediği meslek ve okulun kültürü bir yapboz parçası gibi birbirini tamamlamalıdır."


HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.