Malatya’da "Doğru Bilgi, Güvenli Gelecek" zirvesi
Erasmus+ Programı kapsamında desteklenen "Doğru Bilgi, Güvenli Gelecek İçin Gençlik Katılım Zirvesi" (K154 Projesi) gerçekleştirildi. Gençlerin demokratik hayata katılımını ve dezenformasyonla mücadele becerilerini artırmayı hedefleyen zirve, akademik ve medya dünyasından önemli isimleri İnönü Üniversitesi Turgut Özal Kongre ve Kültür Merkezi’nde bir araya getirdi.
Programa; İnönü Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Sağlam, İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Yatkın, Proje Koordinatörü Öğretim Görevlisi Dr. Hasan Toman, Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Fidan, Gazeteciler Kemal Öztürk, Mustafa Ekici, Burak Altun ile akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
Zirvenin açılış konuşmasını gerçekleştiren Proje Koordinatörü Öğr. Grv. Dr. Hasan Toman, projenin gençlerin yaygın öğrenme yoluyla sivil hayata katılmasını amaçlayan bir hareketlilik faaliyeti olduğunu belirtti. Toman, gençlerin karar alma mekanizmalarına dâhil olmasını ve fikirlerinin önemsenmesini hedeflediklerini ifade etti.
Zirvenin ilk oturumu olan "Propaganda, Medya ve Algı Yönetimi Forumu", İnönü Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Yatkın’ın moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Forumda gazeteciler Kemal Öztürk ve Mustafa Ekici, dijitalleşen medya dünyası ve dezenformasyonun boyutları hakkında doğrudan deneyimlerini paylaştı.
Gazeteci Kemal Öztürk, dünyadaki medya tekelleşmesine ve dijital devrime vurgu yaparak, "2011 yılı dünyada dijital devrim diye bir şey oluyor ve biz bunun çok da farkında değildik. Eskiden Anadolu Ajansı yazmışsa doğrudur diye bir algı vardı. Şimdi ise bambaşka bir tekel ile karşı karşıyayız. Bugün internet kullanıcılarının yüzde 98’i Google kullanıyor ve büyük şirketlerin tamamı Amerikan şirketi. Bir gün ABD ile kavga ederseniz ne olur? Bunu Filistin ve İran örneklerinde gördük. İsrail karşıtı cümleleri gördüğü her hesabı görünmez hale getiren bir sansür mekanizması işliyor" dedi.
Yapay zekânın habercilikteki etkisine de değinen Öztürk, "Savaştığın ülkenin iletişim araçlarını kullanarak kendi tezini anlatmak zorundasın. Bu büyük bir manipülasyonu beraberinde getiriyor. Artık bizim kendi sosyal medyamızı, kendi platformlarımızı ve kendi araçlarımızı kurmamız gerekiyor. Bu problemi geleceğin iletişimcileri olan sizler çözeceksiniz" şeklinde konuştu.
Gazeteci Mustafa Ekici ise, "Kriz ve afet anları insanların en küçük bilgi kırıntısına bile ihtiyaç duyduğu anlardır. Bu anlarda doğru bilgiye erişim neredeyse hayati bir meseledir. Dezenformasyonun oluşturduğu kargaşa, depremin veya afetin etkisini çarparak artırıyor. Örneğin baraj patladı haberleri hem ciddi korkular oluşturdu hem de devletin ve yardım kuruluşlarının odağını dağıtarak enkaz altındaki insanlara ulaşılmasını geciktirdi" ifadelerini kullandı.
Habercilik etiği konusunda gençlere uyarılarda bulunan Ekici, "Habercilikte hız kışkırtıcı bir şeydir ancak doğruluk her zaman hızın önünde gelmelidir. Mağdurların, ağlayan bir annenin veya bir çocuğun özel hallerine dikkat etmek zorundayız. Her şeyden önce haberci olarak değil, insan olarak bakmalıyız. Önce insanız, sonra haberciyiz. Yanlış bilgi yaymak, attığınız kurşundan farklı değildir" ifadelerine yer verdi.
Programın ilerleyen bölümlerinde Prof. Dr. Mehmet Fidan ve Gazeteci Burak Altun, "Eğitim ve Algı Yönetimi" ve "Siyasal Yönetimler ve Propaganda" konularında bilgiler aktardı. Gençler tarafından yöneltilen sorularla mevcut konular konuşuldu ve sosyal medyada dezenformasyonla mücadelenin gerçekliği tartışıldı.
Diğer oturumlarda gençlerle workshoplar düzenlendi ve gençlerin görüşlerin doğrultusunda dezenformasyonla mücadelede politika öneri metni oluşturuldu.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.