MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Maduro’yu iktidardan haksız ve hukuksuz şekilde uzaklaştırma girişimi tanıdık bir komplodur"
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "ABD’nin Venezuela’da yapmış olduğu askeri müdahale ile Devlet Başkanı Maduro’yu iktidardan haksız ve hukuksuz şekilde uzaklaştırma girişimi bilinen ve tanıdık bir komplodur" dedi.
MHP Genel Başkanı Bahçeli, 2026 yılının ilk TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu. Bahçeli, "ulaşılabilir stratejik hedefin süper güç Türkiye’nin inşası olduğunu" belirterek, Venezuela Devlet Başkanı Maduro’ya yönelik müdahaleyi "zorla lider transferi" olarak nitelendirdi. Bahçeli, ABD’nin Venezuela’daki müdahalesini 15 Temmuz’a benzeterek, küresel düzeyde egemenlik mücadelelerinin çatışma riskini büyüttüğünü söyledi. Bahçeli, MHP’nin 24 Ekim 2025 tarihinde başlattığı "Hayırlı Günler Komşum Ziyaretleri" ile "Derdin Derdimizdir Sohbet Toplantıları" kapsamında bugüne kadar 81 il, 963 ilçede 49 bin 725 program düzenlendiğini de kaydetti.
"Maduro’ya karşı yapılan gayrimeşru ve hukuk dışı saldırıyı hepten lanetliyorum"
Konuşmasında Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya yönelik askeri müdahale girişimine geniş yer veren Bahçeli, bunu "dijital çağın yeni sürüm eşkıyalığı" olarak tanımladı. Bahçeli, "Beyaz perdede ya da televizyonlarda izlediğimiz ‘Karayip Korsanları’ filmi resmen ve alenen tüm dünyanın gözü önünde gerçekleşmiş, film seti Venezuela’nın başkenti Karakas’ta kurulmuştur. Öncelikle seçimle göreve gelmiş, egemen eşitliği uluslararası camiada hukuken tescillenmiş Venezuela’nın Devlet Başkanı Maduro’ya karşı yapılan gayrimeşru ve hukuk dışı saldırıyı nefretle, şiddetle ve her yönüyle sadece kınamıyor, hepten lanetliyorum. Bu ayıp, bu ahlaki yıkım, bu zalimlik, bu hukuk tanımazlık, bu insan hakları karşıtlığı, bu kabalık, bu skandal eylem, bu mütehakkim zorbalık hiç kimseye hak, hiçbir ülkenin de imtiyazı değildir. Maduro’nun hataları, yanlışları ve kanunsuz iş ve işlemleri varsa bile bunun silahlı ve zora dayalı tecziyesi bir başka ülkenin yetki sahası içinde ele alınamaz. Muhatap Venezuela halkıdır, sorumluluk Venezuela halkınındır. Seçimle gelenin seçimle gitmesi, suç işleyenin, suçu olanın kendi ülkesindeki mahkemeler önünde hesap vermesi bir demokrasi ve hukuk normudur" ifadelerini kullandı.
"Maduro’yu iktidardan haksız ve hukuksuz şekilde uzaklaştırma girişimi tanıdık bir komplodur"
Bahçeli, söz konusu müdahalenin 15 Temmuz ile benzerlik taşıdığını dile getirerek şu ifadeleri kullandı:
"Tarihte barbar kavimler Roma’yı nasıl istila etmişse, aynısı 2 Ocak’ı 3 Ocak’a bağlayan gece yarısı Karakas’ta sahnelenmiştir. Bu müfrit ve mütehakkim tablonun ülkemizde yaşanan 15 Temmuz ihanetiyle benzerliği de dikkat çekicidir. ABD’nin Venezuela’da yapmış olduğu askeri müdahale ile Devlet Başkanı Maduro’yu iktidardan haksız ve hukuksuz şekilde uzaklaştırma girişimi bilinen ve tanıdık bir komplodur. Türkiye’de 15 Temmuz 2026 tarihinde FETÖ eliyle gerçekleştirilen kalkışmada Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan Marmaris’te bulunurken doğrudan kendisine yönelik sergilenen aşağılık girişimdeki yöntem ile bugün Maduro’yu hedef alan yöntem birbirinin aynısıdır. 15 Temmuz’da casus ve haşhaşi örgütü maşa olarak kullanarak üzerimize salan ABD, Venezuela’da bunun yerine doğrudan müdahale etmiştir. Türk milletinin ayağa kalkan iradesine ve kahramanca mücadelesine çapıp yerle yeksan olan FETÖ ihanetiyle Venezuela’daki gece yarısı darbesi aynı tornanın mamulü, aynı projenin mahsulüdür."
"Trump’ın sağduyusu, akli ve ahlaki melekeleri buharlaşmıştır"
Dünya genelinde artan jeopolitik gerilimlere de işaret eden Bahçeli, "Trump’ın yeni hedefleri Meksika, Kolombiya, Panama, Küba, Kanada ve Gröland’dır. Tezahür eden akıl ve izan tutulmasının, tekmil halindeki egemenlik ve hukuk yarılmalarının dünyayı kademe kademe felakete taşıdığını fark ve idrak etmemek için yalnızca üç maymunu oynamak yeterlidir. Konu ne narko-terör konusu ne de otoriterleşen devlet veya yöneticiler konusudur. Bunun çok daha derininde, çok daha ötesinde hakimiyet ve paylaşım şiddetindeki basınç yüksekliğinin muhtelif coğrafyalarda öbek öbek patlamaya geçme halidir. Trump’ın sağduyusu, akli ve ahlaki melekeleri buharlaşmıştır. Şimdi anlaşıldı mı iç cephemizi tahkim etmedeki samimi gayret ve gayemiz. Şimdi anlaşıldı mı ‘Terörsüz Türkiye’ hedefindeki ısrar ve irademiz. Şimdi anlaşıldı mı milli birlik, kardeşlik ve dayanışma azmimiz, savunmadaki tavizsiz karar ve kararlılığımız. Şimdi anlaşıldı mı Türk’ü sevmeyen Kürt, Kürt’ü sevmeyen de Türk olmaz söz ve beyanımızdaki sahicilik ve sağlamlık" şeklinde konuştu.
"İran diken üstündedir, sokaklar kaynamaktadır, halk gergin, her ihtimal gündemdedir"
Venezuela’daki gelişmelerin etkilerinin süreceğini ifade eden Bahçeli, şöyle devam etti:
"Jeopolitik depremler, ticaret savaşları, ekonomik operasyonlar, siyasi hesaplaşmalar, diplomatik kutuplaşmalar, asimetrik ve vekalet savaşları kıtaları vurmuş, ülkeleri karşı karşıya getirmiştir. Birinci ve İkinci Dünya Savaşları öncesinde biriken ve derinlere sirayet eden yüksek basıncın aynısı, belki daha fazlası şu an küresel arenada tedavül halindedir. Venezuela’ya yapılan hukuk ve meşruiyet dışı darbenin türev sonuçları mutlaka olacak ve doğacaktır. Vekâlet savaşlarından doğrudan güç kullanma dönemine geçilmiştir. İran diken üstündedir, sokaklar kaynamaktadır, halk gergin, her ihtimal gündemdedir. Tayvan gerilimi artarak devam etmektedir, muhtemel çatışma, hatta savaşın karşılıklı yığınakları süratle yapılmaktadır. Gazze’de süregelen soykırım, Somali, Yemen, Sudan, Etiyopya ve Kızıldeniz’i içine alan, Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri’ni kamplaştıran egemenlik arayışları, Rusya ile Ukrayna arasında beşinci yılına giren savaş hali, barış, huzur ve güvenlik arayışlarının duvara tosladığının en kısa göstergesinden başka bir şey değildir. Maduro’yu suçlayan ABD yönetiminin Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin hakkında yakalama kararı verdiği soykırımcı Netenyahu’nun sırtını sıvazlayıp pamuklara sarması utanç duyulacak bir ikiyüzlülük değil midir? Bu durum ahlaken ve hukuken çürüyen uluslararası sistemin irileşmiş bir safhası olarak değerlendirilmeyecek midir? Emperyalizm, kudurma aşamasına kan içe içe geçmiştir. İştahları kabartan petrol, her zillet ve rezaleti mubah hale getirmiştir. Tam bir teşhis ve tespit maharetiyle açıklarsak kan kokusu almış bir köpek balığından daha tehlikelisi, petrol kokusu almış Amerikan emperyalizmidir."
"Korkaklar her gün ölür, fakat adam gibi adam olanlar yalnızca bir kez ölür"
Bir devlet için tehlikenin elindeki araçlarla ulaşması gereken hedefler arasındaki mesafenin devletin güvenliğini tehdit edecek kadar açıldığında ortaya çıktığına dikkati çeken Bahçeli, "İnsan bir kez ölür, o da şerefiyle olmalıdır. Korkaklar her gün ölür, fakat adam gibi adam olanlar yalnızca bir kez ölür. Puf diyecek bir ağız olmadığı için yerinde sallananlara seyirci kalacak, sakince katlanacak ve alttan alacak bir acziyet Türk milletinde yoktur. Geldiğimiz bu aşamada evrensel adalet ilkelerini paylaşmak isterim: Onurlu yaşamak, başkasına zarar vermemek, herkese kendine ait olanı iade etmek. En yüksek strateji, araçların büyük amaçlara dikkatli şekilde uyarlanmasıdır. Türkiye’miz bu yüksek stratejiyle güvenlik duvarlarını aşılmaz hale getirmelidir" değerlendirmesinde bulundu.
"SDG/YPG’nin İsrail’in dümen suyuna girmesi kaosu sertleştirecektir"
Suriye’de entegrasyon sürecinin hızlanması gerektiğini belirten Bahçeli, "SDG/YPG, Suriye’nin kuzeydoğusunda geniş bir alanda fiili hakimiyet kurmuştur. Bu bölge yer altı ve yer üstü kaynakları bakımından son derece zengindir. SDG/YPG’nin İsrail’in dümen suyuna girmesi, bu siyonist alçaklık tarafından Mazlum Abdi’nin PKK’nın kurucu önderliği yerine hazırlanıyor görüntüsü çözümsüzlüğü ve kaosu sertleştirecektir" dedi.
"Arap aşiretleri Şam yönetiminin önşartsız yanında durmalıdır"
Suriye’nin üniter yapısının korunmasının zorunlu olduğunu vurgulayan Bahçeli, "Mutabakatla ya da zorla Suriye’nin üniter yapısı, siyasi ve toprak bütünlüğü kategorik olarak tesis edilmeli, bilhassa Arap aşiretleri Şam yönetiminin önşartsız yanında durmalıdır. Suriye’de İsrail planları bozulacaktır. Bu siyonist şımarıklığın DEAŞ kartını masaya sürüp Türkiye üzerinde istihbarat operasyonları ve terörist faaliyetler yürütmesinin bedeli de çok ama çok ağır olacaktır. Sormak lazımdır ki, dünya Yahudileri İsrail’in soykırım siyasetini reddedip, on emirden birisi olan ’öldürmeyeceksin’ mesajını ne zaman dikte edeceklerdir? İsrail, insanlık vicdanı karşısında ciddi bir meşruiyet kaybı yaşamaktadır. Eninde sonunda işlenmiş soykırım suçunun siyasi ve hukuki sonuçları muhakkak olacaktır. Netenyahu politikalarının ahlaki ve hukuki lekesi esasen bütün Yahudilere tesir etmiştir. Dünya Yahudiliğinin temsilcilerini bu lekeyi temizlemeye, İsrail vahşetini durdurmaya, Gazze halkının insani ihtiyaçlarını karşılamaya, mazlumların dokunulmaz haklarını korumaya, bölgesel düzlemde barış ve istikrarı desteklemeye, bu kapsamda da inisiyatif almaya çağırıyorum" ifadelerini kullandı.
"DEAŞ’lı teröristlerin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduklarının söylenmesi sorunlu bir açıklamadır"
Yalova’da etkisiz hale getirilen DEAŞ mensuplarına ilişkin açıklamalara da değinen Bahçeli, "Yalova’da etkisiz hale getirilen DEAŞ’lı teröristlerin akıbeti herkese de ders ve ibret olsun. Son olarak bu DEAŞ’lı teröristlerin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduklarının söylenmesi son derece rahatsız edici ve sorunlu bir açıklamadır. Böylesi düşüncesiz ve her yöne çekilebilecek mahsurlu değerlendirmelerden özenle kaçınılmasını temenni ediyor, aziz şehitlerimizi rahmetle, minnetle ve saygıyla yad ediyorum" diye konuştu.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.