-MHP Lideri Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında konuştu.
-Devlet Bahçeli: Adında Cumhuriyet olup da Cumhuriyet deverlerine en çok zarar veren, Türkiye karşıtı oluşumları sevindirip umutlandıranların medya özgürlüğüne sığınmaları inandırıcı görülmeyecektir.
ANKARA - MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Adında Cumhuriyet olup da, Cumhuriyet değerlerine en çok zarar veren, Türkiye karşıtı oluşumları sevindirip umutlandıranların medya özgürlüğüne sığınmaları inandırıcı görülemeyecektir. Özgürlük demek millete küfretmek değildir. Özgürlük demek maneviyata sataşmak, mukadderata saldırmak hiç değildir. Şehitlerimize bir kez olsun Fatiha okumayıp milletimizin acılarını paylaşmayanların gündemdeki operasyonlardan hemen sonra mağduriyet kartını ileri sürmeleri bize göre gerçekçi ve geçerli bir durum değildir" dedi.
Bahçeli'nin TBMM Grup konuşmasında gündemdeki konulara ilişkin görüşleri şöyle:
HDP'lilerin tutuklanması: PKK kan dökerken, HDP'liler alkışlamaktadır. PKK vatan evlatlarını şehit ederken, HDP'liler onaylamaktadır. Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanıyla birlikte iki siyasi bölücünün tutuklanması gecikmiş bir karar olmakla birlikte milletimizi bir nebze de olsa rahatlatmıştır. İhanet karşılıksız bırakılırsa milli vicdan çökecek, devlete duyulan güven çözülecektir. Bölücü hevesleri okşayan, suç ve cinayetlere kılıf arayan, teröristleri özgürlük savaşçısı, hakkı yenmiş mazlumlar şeklinde göstermeye kalkan kim varsa vatana ihanet etmiş sayılacaktır.
Cumhuriyet ve basın gözaltıları: Yayınlarıyla teröre destek veren dergi, gazete ve televizyonların da tahammül ve sabrın bir sınırı olduğunu görmeli ve bilmesi gerekmektedir. Özgürlük ve demokrasi paravanının arkasına gizlenmek muhataplarını kurtarmaya, aklamaya, temize çıkarmaya yetmeyecektir. Yayınlarıyla teröre destek veren dergi, gazete ve televizyonlar da tahammül ve sabrın bir sınırı olduğunu görmeli ve bilmelidirler. Her alanda FETÖ ve PKK'nın ayıklanmasıyla ilgili faaliyetler devam ederken, medya ayağına dokunulması neden birilerini rahatsız etmektedir? Adında Cumhuriyet olup da, Cumhuriyet değerlerine en çok zarar veren, Türkiye karşıtı oluşumları sevindirip umutlandıranların medya özgürlüğüne sığınmaları inandırıcı görülemeyecektir. Özgürlük demek millete küfretmek değildir. Özgürlük demek maneviyata sataşmak, mukadderata saldırmak hiç değildir. Şehitlerimize bir kez olsun Fatiha okumayıp milletimizin acılarını paylaşmayanların gündemdeki operasyonlardan hemen sonra mağduriyet kartını ileri sürmeleri bize göre gerçekçi ve geçerli bir durum değildir. Partimize yönelik yalan haberlerin merkezi olanlar, Türk milletinin safında durmayanlar, önce zihniyetlerini gözden geçirmeli, sonra da özeleştiri yapacak cesareti gösterebilmelidir. Terörizmle mücadelede herkese az ya da çok görevler düşmektedir. Ortak milli hedef ve ülkülerde buluşabilmek için önce milli düşünmek, yerli hareket edebilmek gerekmektedir. Bunu yapar ve başarırsak PKK'nın, FETÖ'nün ve diğer terör örgütlerinin kaynağı kuruyacak, saldırıları ise sonuçsuz kalacaktır.
FETÖ ile mücadele: Kimin Bylock'u varsa deşifre edilsin, kim FETÖ'ye yardım ve yataklık yapmışsa gereği eksiksiz ve sonuna kadar yapılsın. Bylockla ilgili gazetelerde röportajı yayınlanan, ismini değiştirip ABD'ye kaçan ve yabancı istihbaratlara uşaklık yapan ajan ve alçakların manipülasyonlarıyla FETÖ operasyonlarının sulandırılmak istendiği de ortadadır. Buna fırsat vermemek, kriptolu yazışma ve mesaj programı olan Bylocku kullananların sıfat ve görevi ne olursa olsun üstüne gitmek siyasetin namus borcudur. Gizlenmiş abi ve ablaların saklandıkları delikten çıkarılmaları, Pensilvanya'daki terörist başının ABD'yi ikna ederek ülkemize getirilmesi hükümetin tarihi nitelikli görevidir. Diplomasi hukuki delilerle güçlendirilmeli, Yurtta Sulh Konseyi başta olmak üzere FETÖ tümüyle, tüm organ ve unsurlarıyla ortaya çıkarılarak cezalandırılmalıdır... Zabıt katibine, garsona, sıvacıya, hizmetliye, ebe ve hemşireye kadar inen; ama hala siyaset ayağına değmeyen, üst mevkilere dokunmayan FETÖ'yle mücadelenin, bu gidişle inandırıcılığını kaybetmesi olağan ve mümkündür.
Başkanlık: AKP'nin neyi teklif edip etmeyeceğini, bizim duyarlılıklarımıza nasıl yaklaşacağını henüz bilme şansımız yoktur. Hükümet sistemleri üzerindeki tartışmaların son bulmasını ümit ediyoruz. Fiilli durumun sonlandırılarak devlet ve toplum hayatını tesiri altına alan hukuksuzluğun bıçak gibi kesilmesini istiyoruz. Hazırlanan teklifi önce göreceğiz, sonra değerlendireceğiz, daha sonra da bir karar ve kanaate varacağız. Bizi anlaşılmaz bulanlar, sözlerimizin şifrelerini çözmeye çalışanlar biraz daha sabrederlerse pek yakında muratlarına ereceklerdir. Türkiye'nin anayasal yörüngeye kavuşturulmasını, fiili açmaz ve çatlağın onarılmasını acil görüyoruz. Aksi halde hesapta olmadık sorunların ortaya çıkabileceğini, daha şiddetli kriz ve kaos dalgasının ülkemize çarpabileceğini düşünüyoruz.
İdam cezası: Madem idam cezasına ihtiyaç vardır. Madem milletimiz bunu istemektedir. O halde bahaneye, kaçak güreşmeye, fuzuli konuşmaya gerek yoktur. AKP hazırsa, MHP dünden vardır. Sayın Başbakan'a diyorum ki, gelin bu işi bitirelim, milletimize ve ülkemize düşmanlık yapanların hakkından gelelim. Terör, savaş ve çok yakın savaş suçlarına idam cezasını düzenleyen tasarı veya teklif TBMM gelmesi halinde, Milliyetçi Hareket Partisi Türk milletinin talep ve beklentileri doğrultusunda gereğini yapacaktır... Şimdi söz ve hamle sırası AKP'dedir. Getirin hazırlığınızı, gösterelim hainlere dünyanın kaç bucak olacağını Türk milletinin ismet-i haremine göz dikenleri, saffet ve sancağına el uzatanları cezalandıralım, hadlerini mutlaka bildirelim. Ya devlet ihanetin başını koparacak, ya da milli birliğimiz bozulacaktır.Terörizmle mücadeleyi kazanmaktan başka alternatifimiz artık kalmamıştır. Aksi halde iflas yakın ve muhtemeldir. PKK'nın son teröristi kelepçelenmeden veya gömülmeden, son kanlı silah alınıp kırılmadan mücadeleden dönmek devlete haram, millete hakarettir.
Musul: Cumhurbaşkanı'nın sık sık dile getirdiği yeni güvenlik ve mücadele stratejisi bize göre anlamlı ve değerlidir. Teröristler kaynağında imha edilmelidir. Hainler neredeyse Türk devleti orada bulunmalı, bu da yetmez çelikten iradesiyle kudretini göstermeli, artık bu fitnenin kökünü kurutmalıdır. Sayın Erdoğan'ın Sincar'ın yeni bir Kandil olmasına müsaade etmeyeceklerini söylemesi de yerindedir. Musul'a girmemiz halinde Diyarbakır'ı vereceğimizi iddia eden zeka özürlüler bilmelidirler ki, Musul ve Kerkük'ün kaderini Ankara ve İstanbul'dan ayrı düşünmek vizyonsuzluk, tarihsizlik ve teslimiyetçiliktir. Musul Musulların, Türkmenlerin yurdudur. Ve burada Türkiye'nin varlığı kaçınılmaz bir ihtiyaçtır. Terör örgütleri sınırlarımızın hemen dibinde kendilerine hayat alanları açıp devletleşme yolu ararken Türkiye'nin kenarda beklemesi, gelişmeleri atıl şekilde izlemesi olacak şey değildir. Bizi Musul'dan uzak tutmak için PKK ve FETÖ görevlendirilmiş, PYD-İŞİD çoktan devreye sokulmuştur.
Uzlaşma: 7 Haziran'dan itibaren etkin olan yanlış siyaset dilini teşhis ve tedavi etmek şarttır. Türkiye'nin beka ve birliği sağlamak maksadıyla, her siyaset ve devlet adamının geçmişi vicdan merceğinde inceleyip hanesine düşen sorumluluğu dürüstçe kabullenmesi gerekmektedir. Kavgayla mesafe alamayacağımız malumdur. Kutuplaşmanın soğuk yüzüyle, siyasi ve ideolojik ayrışmanın yıldırıcı hamleleriyle Türkiye'nin tarihi hak ve çıkarlarını savunmamız akla yatkın değildir.
-"TÜRKİYE KEFENİ YIRTTI"-
15 Temmuz terörist girişimini 7 Haziran'dan sonraki olay ve gelişmelerden muaf görmenin rasyonel olmadığını belirten Bahçeli, "Siyasi tükenmişlik hali, devlet hayatındaki gelgitler, iktidar-muhalefet arasındaki kapanmayan uçurumlar darbeci teröristlere kapı aralamış, bölgesel ve küresel mihraklara ümit aşılamıştır. Kendi içimizde çözemediğimiz her meseleye Türkiye'ye husumet besleyen iç ve dış odaklar müdahil olmak, çıkarlarına müzahir olacak şekilde yönlendirmek için uygun ortam kollamışlardır. Türkiye, söküğü varsa bizzat dikebilecek cesaret ve kabiliyettedir. Eksiği varsa bunu tamamlayabilecek kırattadır. Bu itibarla Türk siyaseti, yapısal sorunlarından arınıp, geleneksel çatışmacı anlayışından kurtularak, yeni bir milat, yeni bir misak, yeni bir mutabakat anlayışıyla 15 Temmuz'dan sonra beliren yeni şartlara uyum sağlamalıdır" dedi.
Türkiye'nin adı konmamış, ilanı yapılmamış ikinci bir Mondros ve Sevr süreciyle karşı karşıya kaldığını anlatan Bahçeli, şöyle devam etti:
"Türk askeri içinden devşirilmiş, postal ve kamuflaj içine saklanmış teröristler vatana ve millete bomba yağdırmışlar, nefret ve şiddet saçmışlardır. Allah muhafaza FETÖ'nün canileri başarılı olsalardı, bugün ne siyasetten, ne iktidar olmaktan, ne de bir vatandan bahsedebilecektik. Türkiye bağımsızlığından olacaktı. Kozmik odalara girilmesi, MGK'nın dahi dinlenmesi, devletin ur gibi sarılması boşuna değildi. Türk milleti iç savaş şartlarına mahkum olup asırların emek ve mirası mahvolacaktı. 1919'lu yıllardan sonra ilk kez bir işgal girişimi gerçekleşmiştir. Türkiye kefeni yırtmış, istila ve infazı engellemişse, bunun en büyük şeref payesi hiç kuşku yok ki büyük Türk milletine aittir. Kahraman milletimiz mukaddesatına sahip çıkmanın yanında, egemenlik haklarını canı pahasına müdafaa etmiş, terörizmin şer niyet ve tetikçilerini bir vuruşta yere sermiştir. Biz bundan iftihar ediyor, milletimizle övünüyoruz."
(HM/ORH)