Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 16-17 Haziran tarihlerinde gerçekleştirdiği Rusya Federasyonu ziyareti sonrasında Türk gazetecilere açıklamalarda bulundu. Bakan Fidan, Rusya temasları kapsamında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından kabul edilirken, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Rusya Güvenlik Konseyi Sekreteri Sergey Şoygu, Rusya Devlet Başkanı Danışmanları Igor Levitin ve Vladimir Medinskiy ile görüştü. Ayrıca Fidan, Rus istihbarat yetkilileri, Rosneft Başkanı Igor Seçin ve Rusya'daki Türk iş adamlarıyla bir araya geldi.
"Türkiye-Rusya ilişkilerinde bir değişiklik yok"
Ziyaret kapsamında yapılan görüşmelerin son derece verimli geçtiğini belirten Fidan, "Bütün bu görüşmelerde şunu gördük; ikili ilişkilerde ve bölgesel konularda beraber çalışmak konusunda hiçbir sıkıntı yok. İkili ilişkilerde büyük şikayetlere neden olan meseleler yok. Her iki ülke de mümkün olan her alanda iş birliği yapmak istiyor. İş adamlarımızın da izlenimi aynı. Karşılıklı ziyaretler devam ediyor. Türkiye-Rusya ilişkilerinde bir değişiklik yok" diye konuştu.
İki ülkenin zor ve hassas konuları açık şekilde ele alabildiğini belirten Fidan, "Ruslarla çok özel bir ilişki geliştirdik, çok ciddi sıkıntılı alanlarımız olduğunda bile iş birliği yapmasını, güven oluşturmasını bildik. Her iki liderin de vizyonu ortada: Belli ilkeler çerçevesinde ülkelerinin iyiliğini savunuyorlar. Yapıcı bir tutum takınmaya hazırlar" ifadelerini kullandı.
"Rusya'nın Ukrayna konusundaki görüşü değişmedi"
Rusya-Ukrayna savaşına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Fidan, Rus yetkililerin tutumlarında değişiklik gözlemlemediğini belirterek, "Rusya'da gerçekleştirdiğim temaslarda, Rus yetkililerin Ukrayna konusundaki görüşlerinin değişmediğini müşahede ettim. 'Donetsk konusu hallolmadan olma şansı yok' diyorlar" dedi.
"3+3 Mekanizması'nın işletilmesi konusunda mutabık kaldık"
Güney Kafkasya'da bölgesel iş birliğinin önemine işaret eden Bakan Fidan, "Güney Kafkasya'da 3+3 Mekanizması'nın işletilmesi konusunda mutabık kaldık. Türkiye, Rusya, Azerbaycan, İran, Ermenistan ve Gürcistan arasındaki iş birliğinin derinleştirilebilmesi bakımından çok önemli bir mekanizma bu" dedi.
Bölgede rekabet yerine iş birliğinin öne çıkarılması gerektiğini vurgulayan Fidan, şu ifadeleri kullandı:
"Biz bölge ülkeleri olarak şunu görebilmeliyiz: Rekabet ve tahakküm arayışları yerine iş birliğini ön plana çıkarmamız lazım. Bu anlayışın Orta Doğu'daki son gelişmeler bağlamında belli bir noktaya gelmekte olduğunu görüyoruz. Aynı bakış açısıyla Güney Kafkasya ve Orta Asya'da ekonomilerimizi güçlendirebilir, istikrarı artırabiliriz. Tahakküm kurma arayışlarına son verilmesi lazım. Barış, huzur ve istikrar hepimizin lehine olacaktır. Anlayışımızı değiştirmemiz lazım. 3+3 formülü, Kafkaslarda önemli bir iş birliğinin hayata geçirilmesine hizmet edecektir. Tabii ki engeller var. Bazı ülkelerin karşılıklı güvensizliği ciddi boyutlara ulaşmış durumda. Öte yandan ortak bir arayış da söz konusu. Geçen hafta, biliyorsunuz, bizim bir toplantımız vardı: Azerbaycan-Türkiye-Gürcistan toplantısı. Özellikle bağlantısallık konusunda orada bir şeyler yapılabiliyor. Orta Koridor'un gelip Türkiye'ye bağlanması, bu konular görüşüldü. Önemli adımlar atılabileceğine inanmaktayız."
"Normalleşmeye hazırız"
Ermenistan'la normalleşme sürecine de değinen Fidan, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan hükümetinin önemli adımlar attığını belirterek, "Cumhurbaşkanımızın (Recep Tayyip Erdoğan) iradesiyle doğrudan ticaret ve uçuşlar dahil olmak üzere birçok önemli adım daha atıldı. Ermenistan'daki seçimlerin ardından yaptığımız Bakanlık Açıklaması'nda da belirttiğimiz gibi, yeni dönemde yapılması gerekenler de ortada. Biz o şartlar ortaya çıktığında normalleşmeye hazırız" ifadelerini kullandı.
ABD-İran mutabakatı
ABD ile İran arasında yürütülen nükleer müzakerelere ilişkin de bilgi veren Fidan, teknik ayrıntıların görüşülmeye devam ettiğini belirterek, "Prensipte anlaşıldı ancak detayların ele alınması gerekiyor. Zenginleştirilmiş uranyuma ne olacak ve bundan sonraki zenginleştirme moratoryumu nasıl işletilecek, bunların görüşülmesi gerekiyor. Örneğin, 400 kiloluk zenginleştirilmiş uranyumun İran'da seyreltilmesi konusunda bir prensip anlayışı var. Ama bunun seyreltilmesini kim yapacak, kim kontrol edecek, nasıl teyit edilecek, bunların görüşülmesi gerekiyor. Bunlar görüşülecek" dedi.
Savaş şartlarının ve güven eksikliğinin süreci zaman zaman yavaşlattığını ifade eden Fidan, "Savaş şartlarındaki güvenlik tedbirleri ve ABD'ye yönelik güven eksikliğinden ötürü İran'ın yanıtları veya önerilerinin ABD tarafına ulaşması bazen zaman alıyordu. ABD tarafının bir saatte yanıt verdiği bir konuya İranlılar bazen bir haftada ancak cevap verebiliyorlardı. Tabii bu arada zaman zaman karşılıklı saldırılar yaşandı. Ayrıca İsrail'in Lübnan'ı işgali, süreci geciktirdi. İki tarafı da doğrudan görüşmeye teşvik etmeye gayret gösterdim" değerlendirmesinde bulundu.
"İsrail'in saldırgan tavrı bütün dünyanın sorunu"
İsrail'in bölgedeki politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Fidan, "İsrail'in saldırgan tavrı bütün dünyanın sorunu haline gelmiş durumdadır. Bu tek başına Türkiye'nin sorunu değildir. İsrail bölgede yıkım olsun istiyor. Bazı ülkeleri işgal etmek, terör uygulamak istiyor" ifadelerini kullandı.
Gazze konusunda da çalışmaların sürdüğünü belirten Fidan, İran-ABD-İsrail hattındaki gelişmeler nedeniyle Gazze'nin geri planda kaldığını ifade ederek, "İkinci aşamaya geçilebilmesi için çalışmalar devam ediyor. Bir çerçeve metin üzerinde anlaşılması için çabalar sürüyor. MİT'le beraber bu sürecin içinde yer alıyoruz" dedi.
"Avrupalı liderler şuna güveniyor: Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türkler bu süreci yönetirler"
Temmuz ayında Ankara'da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi'nin önemine de değinen Fidan, hazırlıkların yoğun şekilde sürdüğünü belirterek, "Çok önemli konular var ve bunların ABD Başkanı'nın bulunmadığı bir toplantıda karara bağlanması mümkün değil. Pek çok Avrupa ülkesi, toplantının Cumhurbaşkanımızın ev sahipliğinde Türkiye'de yapılacak olmasının Başkan Trump'un Zirve'ye katılmasını mümkün kılan en önemli faktör olduğunu söylüyor. Cumhurbaşkanımız olmasa, Türkiye olmasa, Trump gelmeyecekti ve zaten buraya önem vermediğini fiili olarak deklare etmiş olacaktı. Çok önemli meseleler bizi bekliyor. Bu konular bakımından Ankara Zirvesi büyük bir fırsat teşkil ediyor. Herkes, bütün Avrupalı liderler şuna güveniyor: Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türkler bu süreci yönetirler" ifadelerini kullandı.
"NATO'da kutup olma niteliği taşıyan ülke Türkiye"
Türkiye'nin NATO içerisindeki konumuna dikkati çeken Fidan, "NATO'nun içerisinde kabaca üç grup var. ABD başlı başına bir kutup. Avrupa Birliği bir kutup, bir de bunun dışında kalan ülkeler. Bunun dışında kalan ülkelerden tek başına görüş oluşturma, adeta bir kutup olma niteliği taşıyan ülke Türkiye" dedi.
Ankara'da düzenlenecek zirvenin Türkiye'nin uluslararası rolü ve NATO'daki konumunu pekiştirmesini daha da güçlendireceğini ifade eden Fidan, "2024 yılında bu Zirve'yi düzenlemeye talip olduğumuzda bu kritik dönemi esasen öngörmüştük" değerlendirmesinde bulundu.
Oğuzhan Halil Özbek