Almanya’dan turistik amaçla İstanbul’a gelen ve konakladıkları otelde zehirlenme iddiasıyla hayatlarını kaybeden aynı aileden 4 kişinin ölümüne ilişkin 6 sanığın yargılandığı davanın ikinci duruşması görüldü. Celse arasında mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, 5 sanık hakkında 22 yıl 6 aya kadar cezası istedi. Kararını açıklayan mahkeme, Hakan Oğlak hakkında 13 yıl 4 ay, Zeki Kışı ve Serkan Kışı hakkında 18 yıl, Doğan Caferoğlu hakkında, 12 yıl 2 ay hapis cezası verdi.
Almanya’dan 2025 yılında turistik amaçla İstanbul’a gelen Böcek ailesinden anne Çiğdem Böcek, baba Servet Böcek ile çocukları Masal ve Kadir Muhammet Böcek’in konakladıkları otelde zehirlenme iddiasıyla hayatlarını kaybetmelerine ilişkin açılan davanın duruşması İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Bir önceki celsede mahkeme, resepsiyon görevlisi Muhammad Moeen Ud Dın Chıshtı’nın tahliyesine karar vermiş, tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına hükmetmiş ve dosyayı esasa ilişkin mütalaasını hazırlaması için savcıya göndermişti.
Celse arasında açıklanan mütalaada sanıklar Serkan Kışı, Zeki Kışı, Doğan Cağferoğlu, Hakan Oğlak ve Muhammad Moeen Ud Dın Chıshtı’nın "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma" suçundan 2 yıl 8 aydan 22 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılmaları talep edildi. Sanık Rustemshea Batyrov hakkında ise ölümle illiyet bağı kurulamadığı gerekçesiyle beraat kararı verilmesi istendi. İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile taraf avukatları hazır bulundu.
"Siz toprak öpmeyi biliyor musunuz?"
Duruşmada beyanda bulunan maktul Çiğdem Böcek’in annesi Aysu Çelik, "Gereken adaletin sağlanmasını istiyorum. Benim çocuklarımın ne suçu vardı? Benim evimde yemek yapılmıyor, vicdanınız nasıl rahat? Para uğruna değdi mi bu? Gereken cezanın verilmesini istiyorum. Size güveniyorum. Size de zor, bize de zor, ne gereği vardı? Kustuğunda, ilaçlamadan kaynaklı olabileceğini düşünüp neden onları göndermediniz? Biz yandık, bizimkinin telafisi yok. Başkası yanmasın. Bunları serbest bırakmayın. Siz toprak öpmeyi biliyor musunuz? Ben onları bir daha göremeyeceğim. Adaletinize sığınıyorum" dedi.
Maktul Servet Böcek’in babası Yılmaz Böcek ise "Bu karşınızda oturan zanlılar dört kişiyi öldürdü. Bu insanlar 10 sene ceza da alsa acımızı dindirmeyecek. Tek dileğimiz en yüksek cezayı almaları. İçeride yattıkları her gün bizim çektiğimiz acıyı çeksinler. Dilerim daha beter olsunlar" ifadelerini kullandı. Müşteki avukatları ise sanıkların olası kast ile öldürme suçundan cezalandırılmasını talep etti.
Tutuksuz sanık Rustemsha Batyrov, "Geçen duruşmada söylediğim şeylerin aynısını tekrar ediyorum, beraatimi talep ediyorum. Vefat eden aileye de baş sağlıiı diliyorum" ifadelerini kullandı. Resepsiyon görevlisi sanık Muhammed Moeen Ud Dın Chıshtı, "Vefat eden ailenin mekanı cennet olsun, yakınlarına baş sağlığı diliyorum. Beraatimi istiyorum" dedi.
"Çok üzgünüm, keşke benim canım da malım da feda olsaydı, o aile ölmeseydi"
Otel sahibi tutuklu sanık Hakan Oğlak, "Hayatını kaybeden aileye başsağlığı diliyorum. Çok üzgünüm, keşke benim canım da malım da feda olsaydı, o aile ölmeseydi. Yaşadığım sağlık problemlerimden dolayı aktif bir çalışma hayatı sürdüremiyordum. Bacağımdan tedavi gördüğüm için otele sık sık gidemiyordum. Otelin tüm işlemleri benim bilgim ve onayım dahilinde Halil Duran tarafından yapılıyordu. Aynı şekilde ilaçlama da bilgim dahilindedir. Ben, ilaçlanan oda için ‘İki gün bekleyin, iyice temizleyin, öyle kiralayalım’ dedim. Yaşananlara dair bilgim bu kadar. Odada hangi tür böcek olduğu ya da nasıl ilaçlama yapıldığı konusunda bilgim yok. İlaçlama firması bize oteli tahliye edin gibi hiçbir bilgi vermedi. Bu kişilerin ilaçtan etkilendiği için vefat ettiğini düşünmüyorum. Odalar arasında hava geçişi yok. Benim bu olayda herhangi bir kusurum veya ihmalkarlığım yok. Kendini sertifikalı ve eğitimli gösteren bir firmaya ilaçlama yaptırdım. Yedi aydır tutuklu olmamın sebebi ilaç firmasıdır. Sitesinde sertifikaları gözüken firmanın aslında sertifikasız olduğunu nasıl bilebilirdim? Cezaevi şartlarında bacağımı koruyamıyorum. Bacağımdaki yaranın basit tedavilerle sürdürülmesi mümkün değil, larva tedavisine devam etmem gerekiyor aksi takdirde bacağım kesilebilir. Diğer bacağımda da sorun başladı. Kalbimle ilgili de ciddi sorunlarım var damarlarımın tıkanıklık seviyesi artmış. Beraatimi talep ediyorum" ifadelerini kullandı.
"2-3 saat boyunca otelin kapısının kilitli kalması kabul edilemez"
DSS ilaçlama firmasının sahibi Zeki Kışı’nın oğlu tutuklu sanık Serkan Kışı savunmasında, "Sabah Böcek ailesi midye yedi ve zehirlenmeye başladı. Adli Tıp Kurumu raporlarını detaylı incelediğimizde, dört kişinin de bedeninde aynı bakteri var ve bunun gıda zehirlenmesine yol açabilecek bir bakteri olduğu belirtiliyor. Böyle bir rapor varken, bu bakterinin hangi oranda bulunduğunun da değerlendirilmesi gerekiyordu. Az pişmiş et ve uygun şekilde saklanmamış besinler bu bakteriye yol açabiliyor. Olay yeri dört kez incelendi. Alüminyum fosfit çok ciddi derecede çürümüş balık kokusu yayar ancak Böcek ailesinin böyle bir şikâyeti yok. Hatta Servet Bey midyeden zehirlendiklerini ifade ediyor. Olay yeri inceleme ekipleri yarım saat sonra odaya gidiyor pencerenin kapalı, perdelerin çekili olduğu odada herhangi bir koku tespit edilmediği rapor ediliyor. İlaçlamaya bağlı bir koku da alınamadığı belirtiliyor. AFAD’ın gaz ölçümünde de herhangi bir bulguya rastlanmıyor. Otel işletmesinin, ilaçlamaya karşı gerekli önlemleri alması gerekirdi. DSS ilaç firması hakkında Şikayetvar’da yalnızca bir şikayet bulunuyor; o da ‘ilaç ismini sordum, söylemediler’ şeklindedir. 2022 yılında yapılan ilaçlama, bin metrekarelik bir kuran kursunda gerçekleştirilmiştir. Böcek ailesinin kaldığı oda ise 20 metrekaredir. Ben olay günü uzaktaydım bu nedenle bilinçli taksirle yargılanamam. Böcek ailesi, otel sahibi tarafından aynı odada kalmaya devam ettirilmiştir. Resepsiyon görevlisi kapıyı kilitleyip ayrılmıştır. 2-3 saat boyunca otelin kapısının kilitli kalması kabul edilemez. Bu nedenle beraatimi talep ediyorum" ifadelerini kullandı.
Öte yandan, duruşmada avukatın kendisine "Karan bebek öldükten sonra neden devam ettiniz?" sorusuna sanık Serkan Kışı "Karan bebeğin ilaçlamadan öldüğünü bilmiyorduk" yanıtını verdi.
DSS İlaçlama firma yetkilisi sanık Zeki Kışı, "Beraatimi talep ediyorum" dedi.
DSS İlaçlama firması çalışanı sanık Doğan Caferoğlu, "İlk ifademin arkasındayım, Ben 2 aydır orda çalışıyordum, herhangi bir yerde bile bu süre deneme süreci ve işi öğrenme sürecidir. Amacım sadece ailemin geçimini sağlamaktır. Bu işi yaparken toz maske ve sivil kıyafet ile çalışıyorduk. Anlatılan hiçbir olayla ilgili, geçmiş olaylarla ilgili bilgim yoktu" ifadelerini kullandı.
Sanıkların son sözlerini alan mahkeme heyeti, Rustemsha Batyrov ve Muhammed Moeen Ud Dın Chıshtı hakkında beraat kararı verirken, diğer sanıklar hakkında suçun unsurlarının sabit olduğunu belirterek, bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne sebep olma suçundan değişen oranlarda hapisle cezalandırmalarına hükmetti. Otel sorumlusu Hakan Oğlak hakkında 13 yıl 4 ay, İlaçlama Firması yetkilileri Zeki Kışı ve Serkan Kışı hakkında 18 yıl, ilaçlama firması çalışanı Doğan Caferoğlu hakkında, 12 yıl 2 ay hapis cezası verdi.