Dağ Başını Duman Almış

Yüksel YAZICI

Dağ Başını Duman Almış

Türk Milleti’nin  bir zamanlar dillerden düşürmediği, şimdilerdeyse pek fazla akla gelmeyen ve de pek dillendirilmeyen Gençlik Marşı vardı… “Dağ başını duman al mış / Gümüş dere durmaz akar/ Güneş ufuktan şimdi doğar / Yürüyelim arkadaşlar…

İşte bu marştan ve onun saygı değer yazarından söz edeceğim bugün size… Çünkü, bu marşı dillendirmeye  yeniden ihtiyacımız var gibi… Zira yurdumuz, İşstiklal Savaşı öncesi gibi sisli ve hüzün verici!

Ali Ulvi Elöve, yurdumuzun yetiştirdiği  şair öğretmenlerimizdendir ve “Çocuklara Neşideler” (Çocuklara şiirler) adlı kitabıyla, çocuk edebiyatımızın ilk bilinçli yazım emekçisidir. Selanik’de doğan Elöve, genellikle Türk gençliğine mal olmuş olan özgün marşın güftekarı olarak  bilinip sevilmiştir.

Bu marşın sözlerini yazdığı süreçlerde (1916) “Muallim Mektebi”nde (İstanbul Erkek Öğretnen Okulu) öğretmenlik yapan Elöve, sonraları bu çalışması hakkında şunları anlatmıştır:

“Birgün, okulumuzun uygulama odalarından birinde çalışırken, zamanın Milli Eğitim Bakanlığı baş müfettişi ve spor eğitimcisi arkadaşım “Selim Sırrı Tarcan” , okulumuzu ve beni ziyarette bulundu. 

O süreçlerde dilden dile dolaşan ve pek gözde olan bir İsveç şarkısı müziği üzerine Türkçe güfte yazmamı istedi. Çocuklar için şiirler yazdığımı bildiği için, bunu başaracağımı düşünüyordu.

İstenilen güfte 4+4 ya da 8 heceli olması gerekliydi. Zaman geçirmeksizin, bu konuda çalışmaya koyuldum. O süreçler, Birinci Dünya Paylaşım Savaşı’nın yenilgimizle sonuçlanan yıllarıydı. Bu nedenle de, gençlik ve halk çok derin kaygılarla doluydu. Marşın sözlerini yazaraken başlıca amacım, o sisli havayı dağıtmak, gençlere umut yaratmak ve onları yeniden yüreklendirmekti. Ve bu çalışmam, istediğim şekilde sonuçlandı.”

Sözkonusu  marş, İsveçli ünlü besteci “Feliks Körling” (Feliks Çörling)’in olup; spor eğitimcisi ve Türkiye Olımpiyat Komitesi’nin de hem kurucusu ve hem de yıllarca başkanlığını yapmış olan Selim Sırrı Tarcan tarafından, gittiği İsviçre dönüşünde yurdumuza getirilmişti (1909).

Bestelendiği ülkede bir şarkı olarak söylenen bu marşın asıl adı “Tre Trallande Jamtor” yani “Üç Şarkıcı Kız” ya da “Şakıyan Üç Kız” anlamına gelmekte olup; İsviçre’de ormancılara ve Orman Fakültesi öğrencilerince söylenen ve çok sevilen bir şarkıdır.

İşte o şarkının melodisini çok beğenen Selim Sırrı Tarcan, bu müziğe bir güfte uyarlatıp,  Türk gençlerine armağan etmek istiyordu.  Ve o süreçte İstanbul Erkek Öğretmen Okulu’nun edebiyat öğretmeni olan arkadaşı Ali Ulvi Elöve’ye güftesini ısmarlamış, 1915-1916 ders yılı ortalarında da marş olarak tamamlanmıştır.

Bu marş önce okulun içinde, sonra da 1916 ilkbaharında, Kadıköy İttihat Spor Çayırı’nda (Bugünkü Fenerbahçe Stadyomu’nun olduğu yer) düzenlenen ilk beden eğitimi gösterisinde öğrencilerce söylenmiş ve sonra da tüm yurda yayılmıştır.

Bu olaydan üç yıl sonra da, Mustafa Kemal Paşa’yı Samsun’a götüren Bandırma Vapuru güvertesinde, kurtuluş hareketinin öncüleri olan o deniz yolcuları tarafından birlikte  söylenmiş ve o melodi eşliğinde Anadolu topraklarına ayak basılmıştı.

Mustafa Kemal ve arkadaşları, Samsun’dan çıktıktan sonra vardıkları Çamlıbel’de de hep bir ağızdan bu marşı söylemişler, İstiklal Savaşı zaferle sona erip cumhuriyet kurulduktan çok sonraları  yani 1938 yılındaki 2400 sayılı T.B.M.M. nin yasası ile; 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı’nın Gençlik Marşı olarak kabulü öngörülmüştür. Sözkonusu marşın melodisi üzerinde yapılan küçük bazı değişikliklerle, zamanın müzik ustalarından viyolonist Zeki Bey tarafından da dilimize uyarlanmıştır.

Mustafa Kemal Atatürk, bu marşla ilgili olarak düşüncelerini, sonraları şöyle dile getirmiştir:

“Anadolu’nun dağ başlarını, tekerleklerine çuval doldurduğumuz kırık dökük otomobillerle aşarken; bu marşı yanımda bulunanlara söylemeyi adet edinmiştim.”

Görüldüğü üzere, Anadolu kurtuluş hareketinde bu marşın çok büyük bir önemi vardır. Gerçekten de, insanın yüreğini kabartan, mutlak olarak zaferi umutlandıran sözlere ve melodiye sahiptir. Ali Ulvi Elöve, Türk gençliğine bu marşı armağan etmekle de kıvanç duymuştur hep! Kim duymaz ki zaten?

Bu büyük insanı O zamanlar Yeşilyurt’taki  evine davet edildiğim ve  tanıdığım süreçler de baş tacı  ettiğim,  çok sonraları da onunla ilgili bir hatıratımı kaleme alarak sayfaları arasına kattığım   “Bohem Yıllar” adlı kitabım birkaç ay önce yayınlandı.  Yaşamım süresi içinde  onur duyduğum kişilerin arasındaki gerçekten  baş tacı ettiğim insanlardan ve edebiayçılardan biridir Ali Ulvi Elöve… Tanıştığımız süreçlerde hayli yaşlanmış ve yorgun düşmüştü artık… Ve çok konuşmayı pek sevmez, genellikle dinleyip düşünmeyi tercih ederdi. Fakat onun güftesini yazdığı Gençlik Marşı, ebediyen genç kalacak ve hiç unutulmayacaktır elbet!

“Dağ başını duman almış,

Gümüş dere durmaz akar.

Güneş ufuktan şimdi doğar,

Yürüyelim arkadaşlar.

             Sesimiz yer, gök, su dinlesin;

             Sert adımlarla her inlesin, inlesin!

 

Bu gök, deniz nerede var?

Nerede bu dağlar taşlar?

Bu ağaçlar, güzel kuşlar...

Yürüyelim arkadaşlar.                            

         Sesimiz yer, gök, su dinlesin;

               Sert adımlarla her inlesin, inlesin!

 

Her geceyi güneş boğar,

Ülkemizin günü doğar.

Yol uzun da olsa ne var?

Yürüyelim arkadaşlar.

              Sesimiz yer, gök, su dinlesin;

                    Sert adımlarla her inlesin, inlesi

 

Dağlar, taşlar güzel kuşlar,

Ya bu insanlar insanlar…

Güneş ufuktan birgün doğar,

Yürüyelim arkadaşlar.

              Sesimiz yer, gök, su dinlesin;

                    Sert adımlarla her inlesin, inlesin!”

                                                                         (Ali Ulvi ELÖVE)

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.