CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bakanlarla ilgili Başbakan Ahmet Davutoğlu'na, "Namuslu bir adamsan, yolsuzluklardan şikayet ediyorsan, "ben hırsızın peşini bırakmam" diyorsan, gel bunların dokunulmazlığını kaldıralım" diye seslendi.
Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında konuştu. Tüm vatandaşların Miraç Kandili'ni kutlayan Kılıçdaroğlu, bugünün Dünya Basın Özgürlüğü Günü olduğunu da anımsatırken, "Basın özgürlüğünde sınıfta kalan bir ülke olduğumuz için son derece üzgünüm. Son yayınlanan uluslararası bir istatistikte, Türkiye, 180 ülke arasında 151'inci. Afganistan, Çad, Uganda, Tanzanya, Kenya basın özgürlüğünde Türkiye'nin önünde. Bu ayıbı Türkiye'den ancak ve ancak CHP kurtarabilir" dedi. İşsiz gazeteci sayısının 7 bini bulduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, "Benim bütün gazeteci arkadaşlara sözüm var, ister destek verin ister vermeyin, CHP iktidarında özgürce yazacaksınız. Sizden sadece tek bir isteğim var, kaleminizi kiralamayın ve satmayın" diye konuştu.
-"GEÇİCİ OLARAK İŞSE BAŞLATILANLARIN TAMAMINI SÜREKLİ İŞE ALACAĞIZ"-
Türkiye'de 2016 yılı itibariyle işsizlik oranının yüzde 18'i bulduğunu belirten Kılıçdaroğlu, işsizliğin siyasi olarak mevcut hükümet tarafından istismar edildiğini belirtti. 1 Kasım seçimlerinden önce 325 bin 954 kişiyi geçici işe başlattıklarını belirten Kılıçdaroğlu, "Nüfusu fazla olan çocukların ailelerine, "oy verirseniz bunları işe başlatacağız" dediler. Seçim bitti şimdi hepsinin işine son veriyorlar. Geçici olarak işse başlatılan bu çocukların ailelerine sesleniyorum; biz hiçbir şeyi istismar konusu yapmadık. Benim sözüm, bu çocukların tamamını sürekli işe alacağız" dedi.
Kılıçdaroğlu, Çankaya Belediyesi tarafından başlatılan projeyle kağıt toplayan çocukların da tamamının sigortalı yapılacağını belirterek, "Peki o çocuk kağıt toplamayıp da, eline silah dağa mı çıksın, hırsızlık mı yapsın, yolsuzluk mu yapsın. O çocuğa birilerinin sahip çıkması lazım. Biz de halkın çocuklarına sahip çıkacağız" diye konuştu.
-"İŞSİZLİĞİN OLDUĞU BİR ÜLKEDE TOPLUMSAL BARIŞI SAĞLAYAMAZSINIZ"-
AK Parti iktidarı tarafından Doğu Anadolu'daki, Güneydoğu Anadolu'daki bütün fabrikaların kapatıldığını, "birilerine peşkeş çekildiğini" ifade eden Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
"O bölgedeki çocuklarımız nereye gitti, yüzde 99'u dağa çıktı. İşsizliğin üzerinde işte bunun için duruyorum. İşsizliğin olduğu bir ülkede toplumsal barışı sağlayamazsınız. İşsizliğin olduğu bir ülkede huzuru bulamazsınız, dayanışma amacını hayata geçiremezsiniz. 17 milyon yoksulumuz var. 3 milyon 750 bin hanede oturuyorlar. Günlük gelirleri 4 liranın altında. Çocuklar yatağa aç giriyorlar."
-"BEN DİYARBAKIRLILARA SİTEM ETMEYEYİM DE KİM ETSİN"-
"Diyarbakırlılar da unutmasınlar, 12 Ağustos 2005; dönemin başbakanı Diyarbakır'daki mitinginde konuşuyor. Bir genç bağırıyor, "fabrika istiyoruz Sayın başbakan" diyor. Sonunda başbakan şunu söylüyor, "bak kardeşim, AK Parti iktidarı buralara fabrika yapmayacak" diyor. Diyarbakırlılar alkışlıyor. "Diyarbakır'a modern hapishane yapacağım" diyor. Ben Diyarbakırlılara sitem etmeyeceğim de kim edecek. Ben fabrika kurulsun istiyorum, o "hapishane" diyor. Bu iktidar terör örgütlerine yardım ve yataklık yapan bir iktidardır, bunun için diyorum işte.
Biz ne yapacağız, Doğu-Güneydoğu'da, özel sektöre güzel teşvikler getireceğiz, "gel kardeşim fabrikanı kur', 5-10 yıl vergi almayacağım. Yeter ki istihdam yarat, yeter ki o çocuklarımız dağa değil fabrikaya gidip çalışsınlar. En büyük arzum bu."
-"TBMM'Yİ BÜYÜK BİR AHLAKSIZLIĞA ORTAK ETMEK İSTİYORLAR"-
Kayıp kaçak bedelini yasal hale getirecek, Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Yasa Tasarısına işaret eden Kılıçdaroğlu, "Bugünlerde TBMM'yi büyük bir ahlaksızlığa ortak etmek istiyorlar. Elektrik faturalarında kayıp ve kaçak bedeli yazılıydı, birisi elektriği kaçak kullanıyor, faturayı düzgün ödeyene kesiyorlar. Bu ahlaksızlığın dik alası. Git kaçıranın cezasını ver, bir daha kaçırmasın. "Önemli değil diyorlar, kaçırmaya devam etsin, ben de malı götürüyorum, o da götürsün" diyorlar. Faturayı kime keseceğiz, gariban vatandaşa" dedi.
Bu konunun mahkemeye taşındığını ve mahkemenin kayı kaçak bedelinin vatandaştan alınamacağına hükmettiğini belirten Kılıçdaroğlu, "Sizden haksız yere alınan elektrik tutarı 33 milyar lira. Şimdi geri ödenmesi lazım, mahkeme kararı çıktı. Şimdi ise Meclis'e kanun getiriyorlar, "O parayı almayalım. Yine hırsızlara iade edelim o parayı" diyorlar. Bunun hesabını sormazsak namerdim, sonuna kadar soracağız. Çoğunlukları var, hırsızlıklarına milletvekillerini ortak etmeye çalışıyorlar. Önce AYM'ye, olmazsa AİHM'e kadar götüreceğiz. Gücün vatandaşa yetiyor. Neden kaçakçı senin ortağın, vatandaşı ortak olarak görmüyorsun" diye konuştu.
-"ŞEHİTLERİN HESABINI SORACAK BİR SAVCI ARIYORUM"-
Her gün gelen şehit haberlerinin herkesin yüreğini yaktığını ifade eden Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
"Sadece Türkiye'de değil, Suriye'den füzeler atılıyor. Kilis yaşanamaz hale geldi. Soru şu, Türkiye'yi bu hale kim getirdi, 14 yıldır bu ülkeyi yönetenler getirdi. Emevi Camii'ne gidip namaz kılacaklardı, şimdi kaçacak delik arıyorlar. Türkiye bu hale düşer mi, yazık günah değil mi ülkenin onuruyla bu kadar oynamak. Beceriksizliklerinizi itiraf edin artık millet de öğrensin.
Terör örgütü yuvalanırken, şehirler silah depolarına çevrilirken valilere talimat verdiler, "sakın bunlara dokunmayın" diye. Şehrin ortasında kamyonlarla Kalaşnikof dağıtıyorlar. Polis, jandarma, "müdahale edeceğim" diyor, vali diyor ki "Ankara'dan talimat geldi, bırakın silahlansınlar kimse müdahale etmesin'. Bunu yapanlar, terör örgütüne yardım ve yataklık edenlerdir. Namuslu, helal süt emmiş, şehitlerin hesabını soracak bir savcı arıyorum. Ülkesini seven bir savcı arıyorum, namuslu, yürekli bir savcı arıyorum."
-"O SİLAHLAR DÖNDÜ SONUNDA BİZİ VURUYOR"-
"Gaziantep'e bakın, terörün olmadığı yerdi. Bütün Ortadoğu'nun üretimde bir numarasıydı. Şimdi Gaziantep'in merkezinde, kalbinde bomba patlatıyorlar. Orayı da terör örgütünün yuvası haline getirecekler. Güzelim kenti terör batağının ortasına sürüklediler. Kilis gibi yapacaklar.
TIR'larla Suriye'ye silah göndermişler, yakalandılar, açıkça savaş suçu işlediler. Müslüman'ı Müslüman'a kırdırmak için silahları buradan gönderdiler. El Kaide'ye, IŞİD'e, El Nusra'ya gönderdiler. Şimdi o Suriye'den atılan silahlar var ya, bunların gönderdikleri silahlar. Döndü sonunda bizi vuruyor.
-DOKUNULMAZLIKLAR-
Dokunulmazlıklar konusunda is iktidar partisinin asla "samimi bir parti olmadığını" söyleyen Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
"İlkeli davranmak lazım, ilkeli davranıyoruz. Meclis'e diyorlar ki "bütün dokunulmazlık dosyalarını getiriyoruz, kimsenin dokunulmazlığı olmayacak'. Ama Davutoğlu'nun dokunulmazlığı devam edecek. Benimki kalkacak, "kaldırmazsanız namertsiniz" diyorum. Davutoğlu, "ben korkuyorum" diyor. Hani sen "hodri meydan" diyordun. Be etkisiz eleman, "hodri meydan" diyen sensin. Niye kaldırmıyorsun? Çık adam gibi de ki, "benim verilemeyecek hesabım yoktur, benim de dokunulmazlığım kaldırılsın'. Diyemiyor çünkü abisi izin vermiyor.
Bakanların dokunulmazlığı da kalkmıyor, neden, onlar malı götürüyor. Peki eski bakanlar? Egemen Bağış vardı ya, bugün de herhalde bir twet atmıştır, "bakara makara" ayağına. Kuran'la Allah'ın kitabıyla dalga geçen, onların yanında şu an da saf tutmuş durumda. Bu bakanların da dokunulmazlığı da kalmıyor. Hırsız hırsızı korur, düzgün adamı korumaz ki."
-"ŞERİAT GELSE KOLU KESİK BİR AKP ORDUSUYLA KARŞILAŞACAĞIZ"-
Davutoğlu'na sesleniyorum; namuslu bir adamsan, yolsuzluklardan şikayet ediyorsan, "ben hırsızın peşini bırakmam" diyorsan, gel bunların dokunulmazlığını kaldıralım. Bunların bir abisi var ya hani, "Anayasadan laiklik kalkmalı, şeriat gelmeli" diyen. Vallahi şeriat gelmediği için aslına bunlar çok memnunlar çünkü şeriat gelse kolu kesik bir AKP ordusuyla karşılaşacağız."
Bir aldatma daha, kardeşim sen birilerinin dokunulmazlığını kaldıracaksan, getirirsin o vatandaşın dosyasını 276 oyla kaldırılıyor, senin 317 milletvekilin var. Niye kaldırmıyorsun? Getir, tek başına istediğin milletvekilinin dokunulmazlığını kaldırıyorsun, anayasa değişikliğine gerek olmadan. Neden bunu yapıyorlar, çünkü onlar da bunun çıkmasını istemiyorlar, milleti kandırmak istiyorlar. Sen getirsene Efkan Ala'yı, "AK Parti PKK ile doğrudan görüşüyor" diyen. Getir dosyasını kaldır, gönder mahkemeye yüreğin varsa ama kaldıramıyorsun. Şimdi getirmişler, "367 oy olursa anayasa değişikliği kabul edilecek'. 276 oyla zaten kabul ediliyor, niye getirmiyorsun bunu, milleti kandırmak için." (ANKA/SON)
(GO/ORH)