DENİZLİ – Denizli İhracatçılar Birliği (DENİB) Başkanı Osman Uğurlu, Denizli’den temmuz ayında yüzde 18,1 artışla 484 milyon dolarlık ihracat yapıldığını belirterek, "Denizli ihracatı aylık bazda 500 milyon dolar sınırına ulaştı" dedi.
Temmuz ayı ihracat rakamlarını değerlendiren Başkan Osman Uğurlu, "Temmuz ayı ihracat rakamları açıklandı. Ülkemiz ihracatı Temmuzda yüzde 2,9 artışla 25,6 milyar dolar olarak gerçekleşti. TİM tarafından açıklanan Denizli ihracatı Temmuz ayında yüzde 18,1 artışla 484 milyon dolar oldu. Denizli İhracatçılar Birliği’nce kayda alınan ihracat ise yüzde 21,9 artışla 376 milyon dolar oldu. Hem Temmuz ayında hem de Ocak-Temmuz döneminde ülke genelinde 8’inci sıradaki yerimizi koruyoruz. Geçtiğimiz yılın aynı ayına göre iş günü sayısının aynı olmasına rağmen ihracatımızda artış kaydedilmiş olmasını, Denizlili ihracatçılarımızın küresel ekonomideki zorlu koşullara rağmen üretim ve ihracat kararlılığını sürdürdüğünü göstermesi açısından sevindirici bir gelişme olarak değerlendirebiliriz. Ocak-Temmuz döneminde ise Denizli ihracatı yüzde 8,8 artışla 2 milyar 930 milyon dolar olarak gerçekleşti. Küresel ölçekte yaşanan tüm belirsizliklere ve yoğun rekabet baskısına rağmen elde ettiğimiz bu performansla birlikte, yıl sonu hedefimize emin adımlarla ilerliyoruz. Yılın kalan döneminde ihracatçılarımızın ortaya koyacağı performansla birlikte bu hedefe ulaşacağımıza inanıyoruz. Temmuz ayında, ilimizin tekstil-konfeksiyon ihracatı yüzde 14 artışla 135 milyon dolar, elektrik-elektronik ihracatı yüzde 33 artışla 130 milyon dolar, demir-demir dışı metaller ihracatı yüzde 15 artışla 72 milyon dolar, tarım ihracatı yüzde 30 artışla 32 milyon dolar, madencilik ihracatı yüzde 15 artışla 31 milyon dolar oldu. Temmuz ayında Denizli, tüm ana sektörlerde ihracat artışı sağlayarak güçlü bir performans ortaya koydu. Özellikle elektrik-elektronik sektörünün yüzde 33 ve tarım sektörünün yüzde 30 oranındaki artışlarıyla öne çıktığını söyleyebiliriz. Bir diğer dikkat çekici gelişme ise; Ocak-Temmuz döneminde Türkiye geneli tekstil ve konfeksiyon ihracatı daralma eğilimini sürdürürken, Denizli’nin sınırlı da olsa yeniden büyüme patikasına geçmesi, ilimizin sektör bazında ülke ortalamasından pozitif ayrıştığını gösteriyor. Bu tablo, Denizlili ihracatçılarımızın zorlu küresel piyasa koşullarına hızla uyum sağlayabildiğini, pazar çeşitliliği ve yüksek üretim kabiliyeti sayesinde rekabet gücünü korumayı başardığını ortaya koyuyor" dedi.
Zirvede Yine İngiltere Var
En fazla ihracat yapılan ülke ve sektörlere değinen Uğurlu, "Temmuz ayında, ilimiz ihracatında lider konumda olan İngiltere’ye ihracatımız yüzde 31 oranında artışla 82 milyon dolar olarak kaydedildi. Ardından gelen ABD’ye ihracatımız yüzde 2,9 azalışla 45 milyon dolar, üçüncü sırada yer alan Almanya’ya ihracatımız yüzde 10 artışla 37 milyon dolar, dördüncü sırada yer alan İtalya’ya ihracatımız yüzde 36 artışla 36 milyon dolar, beşinci sırada yer alan Hollanda’ya ihracatımız yüzde 36 artışla 25 milyon dolar olarak gerçekleşti. 1 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan düzenlemeyle, 31 Temmuz 2026 tarihinde sona ermesi beklenen Döviz Dönüşüm Desteğinin süresi 31 Ocak 2027 tarihine kadar uzatıldı. İhracatçılarımıza kur istikrarı, maliyet yönetimi ve nakit akışı açısından önemli katkı sağlayan bu desteğin uzatılmasını memnuniyetle karşılıyor, alınan kararda emeği ve katkısı bulunan tüm kurum ve paydaşlara teşekkür ediyoruz. Yeni Tebliğ ile döviz almama taahhüdü yerine döviz pozisyonu esasına geçiliyor. Bunun yanında firmaların oluşturduğu katma değer dikkate alınarak destek kapsamında yararlanabilecekleri döviz tutarlarına üst limit belirlenebilecek. Aracılı ihracata ilişkin yeni uygulamalar devreye alınırken, denetim ve kontrol mekanizmaları da daha etkin hale dönüşüyor. Finansmana erişimin zorlaştığı, uluslararası pazarlarda rekabet koşullarının her geçen gün daha da ağırlaştığı bu dönemde, ihracatçılarımıza sağlanan %3 oranındaki döviz dönüşüm desteğinin 31 Ocak 2027 tarihine kadar uzatılmasını önemli buluyoruz. Bunun yanında, destek sisteminin daha etkin ve hedef odaklı hale dönüştürülmesini amaçlayan yeni düzenlemelerin de ihracatçılarımız açısından dikkatle takip edilmesi gerektiğine inanıyoruz. 1 Ekim 2026 tarihinde yürürlüğe girecek uygulamaya ilişkin ayrıntılar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından yayımlanacak usul ve esaslarla netleşecek olup, süreç netleştikçe üyelerimizi bilgilendirmeyi sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.
ABD’den Yeni Gümrük Tarifesi Kararı
ABD’nin 24 Temmuz 2026 itibarıyla 60 ticaret ortağını kapsayan yeni gümrük tarifelerini yürürlüğe aldığını belirten Başkan Uğurlu, "Yeni düzenleme kapsamında; Türkiye’den ABD’ye ihraç edilen ve muafiyet kapsamı dışında kalan ürünlere %12,5 oranında ek gümrük vergisi uygulanacak. ABD, Denizli’nin yıllık 400 milyon doların üzerindeki ihracatı ve yaklaşık %9’luk payıyla en önemli pazarlarından biri olmayı sürdürüyor. Özellikle Hindistan, Pakistan ve Vietnam’ın %10 tarife grubunda, Türkiye’nin ise %12,5 tarife grubunda yer almasını; başta ev tekstili olmak üzere fiyat rekabetinin yoğun olduğu sektörlerde rekabet avantajımızı olumsuz etkileyebilecek bir gelişme olarak değerlendirebiliriz. Kararın ürün bazındaki kapsamı ve uygulanacak istisnalara ilişkin detayların önümüzdeki süreçte netleşmesi bekleniyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Temmuz ayında Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) aylık bazda yüzde 1,78, Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) ise yüzde 1,52 arttı. Bu artışlarla birlikte yıllık enflasyon, TÜFE’de yüzde 31,75, Yİ-ÜFE’de ise yüzde 27,83 seviyesine ulaştı. Temmuz ayında aylık enflasyon yüzde 1,78 ile beklentilerin altında gelse de yıllık enflasyonun yüzde 31,75 seviyesinde bulunması fiyat baskılarının ekonomide etkisini sürdürdüğünü gösteriyor. Körfez Ülkelerinde yaşanan gerilimin küresel petrol fiyatlarını yükseltmesi ve bunun akaryakıt fiyatlarına yansıması sonucunda, ulaştırma grubu Temmuz ayında enflasyona en yüksek katkıyı sağlayan harcama grubu olarak öne çıktı. Aylık enflasyonda önceki dönemlere kıyasla daha ılımlı bir görünüm oluşsa da, yıllık enflasyonun halen yüzde 30’un üzerinde seyretmesi fiyat istikrarının tam anlamıyla sağlanamadığını ve dezenflasyon sürecinin hala zamana ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Üretici enflasyonunun yüzde 28 seviyesinde seyretmesi ise, maliyet baskılarının kısmen azaldığına işaret etse de üretici fiyatlarından tüketici fiyatlarına geçiş etkisi hâlen önemli bir unsur olmaya devam ediyor. Bu nedenle maliyet kanadındaki iyileşmenin kalıcı hale gelmesi hem fiyatlandırma davranışlarının normalleşmesi hem de reel sektörün planlama kapasitesinin güçlenmesi açısından önemli bir başlık olmaya devam ediyor" dedi.
Türkiye İmalat PMI Temmuz Ayında 47,7 Olarak Gerçekleşti
"Haziran ayında 47,1 olan manşet PMI, Temmuz’da 47,7’ye yükselmekle birlikte 50,0 eşik değerinin altında kalarak imalat sektöründeki belirgin yavaşlamanın sürdüğüne işaret etti" diyen Başkan Uğurlu, "Yeni siparişlerdeki azalış Hazirana göre biraz daha düşük hızda gerçekleşse de belirgin düzeyde devam etti. Anket katılımcıları, yeni siparişlerdeki azalışı olumsuz piyasa koşullarına ve fiyat baskılarına bağladı. PMI verilerindeki sınırlı toparlanmaya rağmen endeksin eşik değerin altında kalmayı sürdürmesi, imalat sanayinde talep koşullarının henüz güç kazanamadığını gösteriyor. İmalat sektöründe zorlu faaliyet koşulları Temmuz ayında da yaygın olarak hissedildi. Bunun en belirgin istisnasını 54,2 ile güçlü bir performans sergileyen giyim ve deri ürünleri sektörü oluştururken, elektrikli ve elektronik ürünler sektörü de 52,5 seviyesine yükselerek muhtemelen küresel yapay zekâ yatırımlarının da etkisiyle yeniden büyüme bölgesine geçti. Metalik olmayan mineral ürünler grubu da 50,3 değeriyle eşik seviyenin üzerinde yer aldı. Ancak, daha genel olarak bakıldığında, kalan 7 sektörün 50 eşik değerin altında kaldığını ve zorlu faaliyet koşullarıyla karşı karşıya kalmaya devam ettiklerini gözlemliyoruz. PMI verileri, birçok sektörde talebin istenilen seviyeye ulaşamadığını ve üretim faaliyetlerinin baskı altında kalmaya devam ettiğini gösteriyor. Küresel talepteki dalgalanmalar, yüksek finansman maliyetleri ve üretim üzerindeki maliyet baskıları ihracatçı firmalarımızı etkilemeye devam ediyor. İmalat sanayinde üretim, siparişler ve tedarik süreçlerine ilişkin göstergelerde görülecek iyileşmenin kalıcı hale gelmesi, ihracat performansının desteklenmesi açısından önem taşıyor" ifadelerini kullandı.
Merkez Bankası Politika Faizini Yüzde 37’de Sabit Tuttu
Türkiye ve dünyada yaşanan ekonomik gelişmeleri değerlendiren Başkan Uğurlu, "Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın politika faizini yüzde 37 seviyesinde sabit tutma kararını piyasa beklentileri doğrultusunda değerlendirdiğimizde, öncelikle enflasyonla mücadelenin kararlılıkla sürdürülmesinin önem taşıdığını düşünüyoruz. Enflasyonda kalıcı iyileşmenin sağlanmasıyla birlikte para politikasında başlayacak normalleşme sürecinin, ihracatçılarımızın finansmana erişimini kolaylaştıracak adımlarla desteklenmesi gerektiğine inanıyoruz.ABD Merkez Bankası (FED), Kevin Warsh başkanlığındaki ikinci toplantısında politika faizini beklentiler dahilinde yüzde 3,50-3,75 aralığında sabit tuttu. Fed bu kararla politika faizini üst üste beşinci kez sabit bıraktı. Bu toplantı, 2016’dan bu yana politika değişikliğine ilişkin aynı yönde üç karşı oy verildiği ilk toplantı oldu. 2016 yılından bu yana ilk kez politika kararına ilişkin aynı yönde üç karşı oyun kullanılmış olması, Fed üyeleri arasında para politikasının geleceğine ilişkin görüş ayrılıklarının arttığını gösteriyor. FED Başkanı Kevin Warsh’ın enflasyonda kalıcı iyileşmenin zaman alacağını vurgulaması da faiz indirim sürecinin beklenenden daha temkinli ilerleyebileceğine işaret ediyor. Bu durum, küresel finansal koşulların bir süre daha sıkı kalabileceği beklentisini güçlendiriyor. Avrupa Merkez Bankası’nın temmuz ayında politika faizini yüzde 2,25 seviyesinde sabit tutmasını, Euro Bölgesi’nde enflasyonun haziran ayında gerilemesinin de etkisiyle temkinli bir duruşun devamı olarak değerlendiriyoruz. ECB, haziran ayındaki toplantısında yaklaşık üç yıl aradan sonra ilk kez mevduat faizini yüzde 2,0’dan yüzde 2,25’e yükseltmişti. Son kararda ise enflasyonun mayıstaki yüzde 3,2 seviyesinden haziranda yüzde 2,8’e gerilemesi ve enerji fiyatlarındaki gelişmelerin yakından takip edilmesiyle faiz oranında değişikliğe gidilmedi. Bununla birlikte enflasyonun hâlâ ECB’nin yüzde 2’lik hedefinin üzerinde olması, para politikasında ihtiyatlı yaklaşımın sürdürülmesini gerekli kılıyor. Avrupa’nın Türkiye’nin en önemli ihracat pazarlarından biri olması nedeniyle Euro Bölgesi’ndeki gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar, jeopolitik riskler ve Avrupa’daki talep koşulları ihracatçılarımız açısından önemini koruyor. Avrupa ekonomisinde fiyat istikrarının güçlenmesi ve ekonomik aktivitenin toparlanması, ihracatımız açısından da olumlu bir zemin oluşturacak" şeklinde konuştu.