Palabıyık, gündemdeki konulara ilişkin İHA'ya açıklamalarda bulundu. Kürt meselesinin Avrupa serüveninin ülkemizden giden göç dalgası ile başladığını ifade eden Palabıyık, “Özellikle 1960'larda başlayan süreç sonrası göç eden ailelerin 1990 sonrası ülkemizde yaşananlar ile yaşananların siyasallaşması sonrası göç ile birlikte Kürt sorununun uluslararasılaşmasına yol açtı. Faili meçhuller ve benzeri gelişmeler göç olgusuna olumsuz katkı yaptı ve 90 sonrası yurt dışına gidenler 60'larda gidenlerle kurduğu hemşehrilik ilişkilerini örgüt lehine kullandı. Hemşehrilik bir mekanizma olarak adeta bir tampon bölge görevi gördü ve bu sosyolojik bir vaka haline geldi. Çünkü göç eden aileler alışkanlıklarını hemen bırakamıyor ve kırsal gelenekler (kümes hayvancılığı, vb) devam ediyordu, böylece ilk göç edenler sonraki gelenlerin etkisi ile siyasallaşınca bu tür geçiş aşamalarına öncülük ettiler. Tabi bir de SSCB'nin 1990'da parçalanmasından sonra bayraktan orak-çekiç çıkarıldı, bu Kürt siyasal hareketinin SSCB sonrası Avrupa'ya ilk göz kırpmasıydı. Ayrıca örgüt her ülkeyi ve bölgeyi FETÖ mantığı ile böldü ve yetki alanını belirlerdi. Bir de özellikle dernek, STK ve HDP benzeri yapılanmalar oluşturuldu. İlginç olan bu sivil yapılanmaların birçoğu ya federasyon ya da konfederasyon olarak kabul edildi. Bu yapılanmalar PKK'ya yakın sivil yapılanmaların desteklenmesi ve Türkiye karşıtı tavır kuruluşlarda önemli roller oynadı. Türkiye'nin son dönemlerdeki şahlanışı ve PKK'ya alan bırakmaması birçok ülkenin ülkemizin yumuşak karnı ile uğraşmasının ana sebebidir. Mesela MED-DER, DTK gibi yapılanmalar etkin çalıştı. Bir de DİAYDER gibi dini konularda PKK taraflı propaganda yapan yapılar, organizasyonların kuruluş sürecinde etkili oldu. DTK toplantılarına, Şeyh Murşid, Şeyh Takyedin, Meryem Ana Kilisesi Papazı Yusuf Akbulut, BDP il ve ilçe yöneticileri, İHD, MEYADER, DİVES, KURDİ-DER, KADEP yöneticileri, Barış Anneleri İnisiyatifi aktivistleri, Bismil Din Adamları Derneği, Dernekler Platformu, Mardin Din Adamları Derneği, Dicle Fırat Diyalog Grubu, ilçe belediye yöneticilerinin yanı sıra çok sayıda kurum ve kuruluş katılmıştır. Kongre, Kur'an okunması ile başlamış; Kur'an okunmasının ardından yaşamını yitireler anısına bir dakikalık saygı duruşunda bulunulmuştur. DİAYDER'e bağlı olarak camiler, dahi kurulmuş ve PKK'nın istediği isimlerden mahalle imanları oluşturulmuştur. Bu yapılanmalar aslında PKK'nın derin yapılanmasının işaretleri arasındadır lakin en önemli girişimler kadınlar tarafından yapıldı. Kadın dernekleri çok güçlendi, Avrupa'da hızla yayılan LGBT yapılanmaları PKK için inanılmaz bir ortam sağladı. Bir de terör ilişiği olan gazetecilerin himayesini üstlenildi, Can Dündar gibi.. Yani tek adımla başlamadı. Ayrıca özellikle Avrupa'daki siyasallaşmış Alevilik farklı bağlamlarda cepheleştirildi. Avrupa, sözde cihatçı örgütlere karşı PKK'yı tek muhalif olarak görmeye başladı. AB, Ortadoğu'daki özgürleştirici kadın hareketini PYD'nin başlattığı bir yapı olarak gördü ve destekledi” diye konuştu
PKK, evladını isteyen babaya oğlunun ayakkabısını vermiş
Bitlis Eren Üniversitesi (BEÜ) Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Adem Palabıyık, “Diyarbakır anneleri için başlatmış olduğum araştırma esnasında PKK, bir babadan oğluna karşılık 10 bin dolar istemişler ve evini satan babaya evladının ayakkabısını vermişler” dedi.
İlk yorum yazan siz olun