Türkiye gazetesinin 48 yıllık bir geçmişi var. Birilerinin yaptığı gibi çamur atmak, karalamak, iftirada bulunmak, yalan yazmak bu müessesenin tarzı olmadı.
28 Şubatçıların batırıp bitirmek için kâbus gibi çöktüğü yıllarda bile münakaşaya girmemek adına kan kusup ‘kızılcık şerbeti içtim' denildi.
Arkasında necip ve vefakâr okurunun dışında gücü bulunmayan bir gazetenin okyanusta suhuletle ilerlemesi için başka çaresi de yoktu.
Bu ‘pasif direniş' zamanla bizi okuyan okumayan her kesim tarafından benimsendi. Onun için okurumuz kavgalardan hoşlanmaz. Biz de pek hazzetmeyiz.
Ama bu demek değildir ki kavga etmesini bilmeyiz. Sanmasınlar ki işi gücü algı oluşturmak maksadı ile çamur atmak, karalamak, çarpıtmak, hayal mahsulü haberler yazmak olan vazifeli tiplere ağzının payını veremeyiz.
Verdik de nitekim...