• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Adana 27 °C
  • Adıyaman 25 °C
  • Afyon 20 °C
  • Ağrı 16 °C
  • Amasya 22 °C
  • Ankara 20 °C
  • Antalya 24 °C
  • Artvin 20 °C
  • Aydın 28 °C
  • Balıkesir 26 °C

İstanbul Kar ve Çocukluğum

Şengül Yıldırım

İstanbul karlar altında, arada bir kalkıp camdan dışarı bakıyorum. Bu gün ikinci gün bitiyor, hiç dışarı çıkma isteğim yok. Cama resimler çizmek falan da gelmiyor içimden. Kafamda çılgın düşünceler, çılgın dedimse, yapacak çok işim var babında söylenmiş bir söz. Artık çılgın olma yaşını çoktan gerilerde bıraktım. 


Benim için kar demek (belki de herkes için aynıdır ) çocukluğum demektir. Çoğunlukla yılbaşının ilk günü kara uyanırdık. Camdan dışarı bakıp kar yağdığını görünce, pijamalarımla sokağa çıkmak geçerdi içimden. Sokak derken, çocukluğumda İstanbul'da her evin mutlaka bir bahçesi olurdu. Hemen hemen hepsi de kocaman bahçeler. Ben büyüdükçe bahçeler küçüldü. Zira emlâk para etmeye başladı, Önünü görenler, gelecek için yatırım yapanlara iyi bir araçtı bahçe içindeki evler. Kocaman bahçeleri alıp, parselleyip satıyor veya yatırım yapıyorlardı. 


İşte böyle bir sokaktı bizim sokaklar. Büyük bahçelerin içinde dizi dizi tek katlı evler ki bu evlerin her birinde bir aile barınıyordu. Babamın işi dolayısıyla sonradan taşındığımız Yeşilköy, Florya'da aynı düzende idi. 
Biz bahçeye 5, 6 çocuk aynı anda fırlayıverirdik, sözleşmiş gibi. Sonra haydi gelsin kar topları. Kardan adamlar. Yan bahçelerden de gelen çocuklar olurdu. Çılgın gibi eylenir, oynardık karlarla. Saçaklardan buzlar sarkardı. Buzları düşürmeye çalıştığımızı gören, ana babamız, hemen dışarı fırlar, saçaklardaki buzları düşürürlerdi, kopup kafamıza falan düşmesin ,bizleri yaralamasın diye. Bizler de buzları alıp kıtır kıtır yerdik anne babamız hastalanmayalım diye çöpe atmadan önce. Ah o ne büyük bir zevkti, kıtır kıtır buz yemek. 


Bahçe bizi kesmezdi, Bahçe çıkışından sonra bir büyük alan ve ucunda bir yokuş vardı. Elimizde okul çantaları, kontraplak parçaları bizim için kızak olurdu sonra yokuş aşağı çığlık çığlığa kayan, bazen de düşen bizler ,çok güzel eğlenirdik, zevkine doyum olmazdı aklımıza yemek falan gelmezdi.
Okulumuz aşağı yukarı 20, 25 dakika uzaktı evimize. Öyle servis falan da yoktu bizim zamanımızda. Arkadaşlar zor belâ oyunu bırakır, okula doğru yol alırdık, okula toplu halde gitmekte başlı başına bir eğlence olurdu bizler için. Trafik sıkıntısı çekmezdik, zaten evle okul arasında 3 durak vardı, biz çocuklar oynaya zıplaya okula çok rahat giderdik. Trafik sıkıntısı çekmezdik dedim zira koskoca anayolda dolmuş, otobüs ve toplu halde biz çocuklar, hepimiz trafik kaidelerine riayet ederdik. Ha unutuyordum az daha eskiden bizim trafik polislerimiz vardı, trafiği düzenleyen. Bizleri toplu halde beklerken görünce arabaları durdurup bize yol verirdi. Aklımız karda yani oyunda olduğu için sınıflara isteksiz girerdik. Girerdik girmesine de aklımız dışarıda, kafamız çalacak teneffüs zilinde, gözlerimiz pencerelerde olurdu. Karın dans ederek yağışını seyrederken, hayaller kurardım, teneffüs olsun kendimi bahçeye oyuna atayım diye. 
Sonra büyüdüm, kar benim için Uludağ oldu. Her sene mutlaka Uludağ'a gidip yanan bir şöminenin yanında sucuk ızgara ve bir bardak şarap eşliğinde uçsuz bucaksız karı seyretmek, kayak yaparak eğlenen insanları seyretmek olurdu. Uludağ atmosferini çok severdim, her ne kadar kayak yapmasam da. 
Birde kış denince aklıma çıtır çıtır yanan bir soba, üzerinde kızaran dilimlenmiş ekmek kokusu, hâlâ vaz geçemediğim ıhlamur, anne ıhlamuru. Şimdilerde suyu kaynatın, ıhlamuru atın içine 5 dakika bekletip demlendikten sonra için, asla kaynatmayın, dediklerinin aksine kaynaya kaynaya koyu renkli bir çay görünümünde olan ıhlamur ki annem onun ve çayın içine mutlaka karanfil atardı da o ıhlamurun tadına doyum olmazdı. Sabah akşam haz duyarak içerdik.


Akşam olup eve gelince yemeğimizi yiyip sobanın başına otururduk. Bilmece, hikâye derken çoğunlukla orada kıvrılıp uykuya dalardık, sabah erken kalkıp da, tekrar oyun oynama hevesiyle. Ha bir de mısır patlatırdı annem bize. Bazı akşamlar komşular da bizimle olurdu tombala oynardık. 
Camdan dışarı bakıp çocukluğumda İstanbul'da yağan karın ve Çocukluğumun özlemi burnumu sızlattı doğrusu. 


Saygı ve sevgilerimle.

Şengül YILDIRIM / A. K. S ve Mozaik Derneği Yönetim Kurulu Üyesi.

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2002 Haber Sitesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0850 533 02 62 Faks : 0212 210 34 00