Hande Demir

Hande Demir

Hayat, Biraz da Yarım Cümlelerdir

Hayat, Biraz da Yarım Cümlelerdir

Çoğu zaman hayatta ne yaptığımızdan çok, neden hâlâ emin olamadığımız takılıyor aklımıza. Bir karar veriyoruz ama içimizde bir şey tam yerine oturmuyor. Yola devam ediyoruz; yine de sanki başka bir yola bakmayı ihmal etmiyoruz. Bu hâl düşündüğümüzden daha yaygın, sadece pek konuşulmuyor.

Sosyal medyada ise konuşulan şeyler daha net. Orada hayatlar tamamlanmış gibi duruyor. Bir noktaya varılmış, bir aşama geçilmiş, bir şey “olmuş”. Süreçler değil, sonuçlar dolaşıyor. Oysa gerçek hayatta çoğu insan, tam da o sonuç ile başlangıç arasındaki boşlukta yaşıyor.

Bu boşluk ilginçtir; insanın kendini en çok sorguladığı ama en az gösterdiği yer. Ne tamamen vazgeçtiği ne de gerçekten sahip çıktığı bir alan. Kararsızlık deniyor buna, ama belki de kararsızlıktan çok arayış. Ve arayış, paylaşılmaya uygun bir hikâye sayılmıyor.

Bir başka pencere buradan açılıyor: Zaman. Sosyal medyada zaman hızlanmış gibi; bir şeyler oluyor, bitiyor, yerini yenisi alıyor. Gerçek hayatta ise bazı şeyler olmuyor. Bekliyoruz. Aynı sorularla uzun süre yaşıyoruz. Bazen cevap gelmiyor; bazen cevap geldiğinde, başka bir soru çoktan yerini almış oluyor.

Bu bekleme hâli çoğu zaman başarısızlık gibi algılanıyor. Sanki durmak geri kalmakla eşdeğer. Oysa hayat, sürekli ilerlemekten çok, zaman zaman durmayı da içeriyor. İnsan bazen durarak fark ediyor nereye gitmek istemediğini. Bu da bir ilerleme sayılmalı.

Bir de yanlış meselesi var. Yanlış yapmak, çoğu anlatıda bir sapma gibi duruyor. Oysa gerçek hayatta yanlışlar, yolu değiştiren kırılmalar. İnsan bazen yanlış bir karar sayesinde başka bir ihtimali görüyor; bazen de ne istemediğini anlıyor. Bunlar pişmanlık değil, yön bilgisi.

Belki de hayatı tek bir doğru etrafında anlatmaya çalışmak baştan hatalı. Çünkü çoğumuz tek bir hikâye yaşamıyoruz. Aynı anda birkaç ihtimalle, birkaç “acaba”yla, birkaç yarım cümleyle ilerliyoruz. Hayat bu yüzden düz değil; katmanlı.

Bu noktada sosyal medyada gördüklerimizle yaşadıklarımız arasındaki mesafe büyüyor. Orada her şey tek bir çizgiye indirgeniyor. Burada ise hayat sürekli yeniden yazılıyor. Aynı cümleler siliniyor, başka cümleler ekleniyor. Ve bu hâl, kusur değil; gerçeklik.

Belki de mesele, hayatı baştan sona tutarlı bir hikâye gibi anlatma çabamız. Oysa hayat, roman gibi. Bazı bölümleri çok net, bazı sayfaları karışık. Bazı karakterler beklenmedik anda çıkıyor, bazıları sessizce kayboluyor. Hikâyeyi ilginç kılan da bu belirsizlik.

Mükemmel hikâyelerin arasında, kendi yarım cümlelerimize yer açmak istedim. Çünkü hayat, vitrinde durduğu kadar düzgün değil; yaşadığımız kadar karmaşık.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Hande Demir Arşivi