Yüksel YAZICI

Yüksel YAZICI

Darbecik

Darbecik

                           Darbecik

 

Lafı hiç eğip bükmeden söyleyeceğim:

Bu yapılanlar akıl ürünü değil!...

Çünkü bu güzel ülke laik, demokratik bir hukuk devletidir ve yönetimi de cumhuriyettir.

Yani Patagonya, ya da bir kabile devleti değildir, olmayacaktır da…

 

Yaklaşık şu son 15 yıldır, daha da doğru tanımıyla söylersek 1950’den beri adım adım ulusalcı ilkelerimizi törpülüye törpülüye geldik bugünlere…

Şimdi ise freni patlamış, sürücüsü ehliyetsiz, lastikleri kabak külüstür bir kamyon gibi korkunç bir uçuruma doğru son hızla gitmedeyiz!

Ve öyle günlere vardık ki; sürücüsüne ne ehliyet soran var, ne de dur diyen!

 

16 Temmuz günü bütün ülkenin  insanları  merak içinde  hop oturup, hop kalktı…

Olan gerçekte çok  garip bir olaydı ve belkide dünyada ilk kez mantık dışıydı..

Sözde TSK ülke genelinde yönetime el koymuştu.

Hangi amaçla belli değildi.

Darbenin başındaki kişi bilinmiyordu.

Cumhurbaşkanı tatildeydi ve yakın korumaları ile aile efradı saklı tutulan bir yerde  tamamen endişesizdi.

Başbakan televizyonlarda boy gösteriyor ve eyleme kalkışanları o garip uslubuyla doğrudan tehdit ediyordu.

Diğer iktidarın bakanları ve vekilleri  de aynı haldeydiler… Yani endişe yoktu yüzlerinde…

Kısaca sanki  yönetime el koyma olayı bir tiyatro gösterisi gibiydi ve herkesin ağzında   gülücükler geziniyordu!

Bu nasıl yönetime el koyma eylemiydi, herkes birbirine sormaktaydı.

Muhalif olanlar, iktidara karşı  yıllardır bir çıkış arıyordu ve hepsi ezikti…

Vakit gece ilerledikçe ortaya çıkıverdi ki, bu yüksek profil şekli verilmiş bir minik darbecikti!

 

Çünkü:

Gerçek bir darbe, öyle kolay yenilir yutulur bir olay değildir. Bakın bir darbede temel nedenler neymiş bir göz atalım:

 

·        Askeri darbeler, akşam üzerleri değil, sabaha karşı herkes uykudayken uygulamaya konulur.

·        Tv. ve radyo aracılığıyla, bu el koyma işleminin duyurusu tüm ülkeye yapılır ve ikinci bir emre kadar sokağa çıkma yasağı konulur.

·        Yönetimde bulunan şahıslar yani cumhurbaşkanı, başbakan, bakanlar, iktidar partisinin ve muhalefetin Genel Başkanları ve   ileri gelenleri tutuklanarak erişilemeyecek yerlere götürülürler.

·        Yayınlanacak her türlü bilgi, belge, talimat kontrola alınır.

 

Bunların hiçbirisi olmadı değil mi? Ya ne oldu?

Camilerden imamlar sala vererek halkı  topladılar ve galeyana getirdiler.  Yani gerektiğinde şeriat kokulu bir sivil darbenin resmen  provası yapıldı.

Darbeci askerler, onlara silah doğrultmadı ve toplantılarına göz yumarak seyirci kaldılar. Hatta bu güruhtan bazıları tanklara çıkarak  telefonlarına  selfiye çektiler.

Ve içlerinden  birçoğu, sessiz duran gariban askerleri dövdüler, linç ettiler ve kimilerini de vura vura  öldürdüler.

İki askeri  ise Boğaziçi köprüsünden denize attılar, Başka  iki askerin de İşid militanlarının yaptığı  gibi başlarını kestiler.

Amansız bir vahşet ve barbarlık örneği sergilediler özetle….

Ve bunları yapanlar, iktidara muhalif olan parti gruplarından kimseler değil;  seçilmiş gibi  yandaş fanatikleri  olan İşid, El Kaide, El Nusra gibi  bazı tarikatların  mensubu oldukları aleniydi…

 

İşte bütün bu tuhaflıklar nedeniyle yurtsever Türk halkı, olan bitenleri darbe olarak değil, bir amaca yönelik olarak hazırlanmış tezgah olarak niteledi ki, bence de  abartı değildir!  Şahsen kendi adıma söyleyeyim ki bu bir darbeden çok; bazı amaçları gerçekleştirmek için   iktidarın mağduriyet  yöntemiyle taraf kazanma politikasından başka bir şey olmasa gerek!

 

Haa, darbe iyi bir şey mi? Asla… Ne zaman ki halkın aklı başına gelmek üzere olur ve siyasi tercihler değişmeye yüz tutar darbe hazırdır bu ülkede… Şimdiye kadar da hep böyle oldu çünkü!

 

Bunun aksini savunanlara inanmak hiç de akılcı olamaz… Kaldı ki, hala ortaya çıkmamış olan seçim hileleri,  gece yarıları çıkarılan torba kanunlar,  Arap kültürünü ülkemizde egemen kılmak gibi bir çok istekler.

 

 Ve amaç açık söyleyeyim şudur:

Orduyu cuntacı, Fetö’cü, darbeci diye suçlayıp fişleyerek kendi yandaşı olan subayların içinden temizlemek!  Buna paralel olarak da, Atatürk’çü tüm yargı mensuplarını Silivri gibi yeniden zindanlara doldurup kahır içinde tüketmek… Bunun adı, adı da nedir biliyor musunuz?

Baştakilere hiç kimsenin dokunamayacağı “Hitler / Suudi Seriya” adlı karma rejiminin kurulmasıdır.

 

İşte gerici güçleri harekete geçiren darbe provasının amacı budur.

Zaten bu şaka gibi darbenin perde arkası  isteseler de istemeseler de bir bir dökülecektir ortalığa… Çünkü tarihi gerçekleri ilanihaye gizlemek mümkün değildir. Ve bütün bu bilgilerin eşliğinde bir daha söylüyorum:

Bunun adı darbe değil, asıl suçlunun gizli tutulduğu bir mini  darbeciktir!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

                         

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yüksel YAZICI Arşivi

"27"

08 Eylül 2016 Perşembe 00:01