• BIST 75.727
  • Altın 129,876
  • Dolar 3,4745
  • Euro 3,6641
  • Adana 5 °C
  • Adıyaman 0 °C
  • Afyon -1 °C
  • Ağrı 8 °C
  • Amasya 2 °C
  • Ankara -3 °C
  • Antalya 5 °C
  • Artvin 2 °C
  • Aydın 5 °C
  • Balıkesir -2 °C

Laiklik Nedir

Mürsel Adıgüzel

Laiklik Nedir?
1. Laiklik :
Konuyu lâik kelimesinin anlamlarını açıklayarak, ele alarak uzatmak istemiyorum. Kelimeler ve kurumlar nereden gelirse gelsin, başlangıçta hangi anlamları ve amaçları taşırlarsa taşısınlar farklı bir topluma geçişlerinde başka anlam kazanabilirler. Bu sebeple Atatürkçü düşüncede ve Türk toplumunda lâikliğin farklı ülkelerdeki uygulamalarından başka oluşuna şaşmamak lâzım.
Türkiye’de lâiklik kendi özel şartları içerisinde gelişmiş ve yerleşmiştir. Bir bakıma kendine özgüdür. Türkiye Cumhuriyeti'nde laiklik tam anlamıyla modern içeriğe sokulmuştur. Türkiye laikliği, dünyada uygulanan laiklikten farklı olarak Kemalist bir çizgide ilerlemektedir.
Laiklik: devlet yönetiminde herhangi bir dinin referans alınmamasını ve devletin dinler karşısında tarafsız olmasını savunan prensiptir. Bu prensiple birlikte, din işlerinin devlet işlerinden ayrılmasını esas kılmaktadır. Bu yönüyle bakıldığında, devlet akılcılığı rehber edinerek din ve vicdan hürriyetini tanımasını kapsar. Kısacası, Laiklik dini istismar etmemek ve dini istismar ettirmemek demektir.
Türkiye Cumhuriyeti’ne demokratik, sosyal hukuk devleti olma özelliği kazandıran laiklik, her dine ve mezhebe bağlı bireylerin eşit haklara sahip olduğu, insan haklarına saygılı bir toplum düzeni gerektirmektedir. Laik düzende herkes vicdan, dini inanç ve düşünce özgürlüğüne sahiptir. Kimse, Dini, din duygularını ya da dince kutsal sayılan şeyleri, siyasal ya da kişisel çıkar sağlamak amacıyla kötüye kullanamaz. Demokrasinin temelini oluşturan laiklik olmadan, din ve vicdan özgürlüğünden kesinlikle söz edilemez.
2. laiklik:
Laiklik herkesin İnancını özgürce yaşamasını garanti altına almalıdır.
Atatürk, laiklik anlayışını, kendi el yazısı ile kaleme aldığı "Medeni Bilgiler" kitabında, sadece din ve devlet işlerinin değil, dinin de siyasetten ayrılması ve yasaların dine göre değil, toplumun gereksinmelerine göre yapılması ilkelerine bağlamaktadır
Atatürk, laikliğe geçilirken ülkede pek çok namuslu din adamları bulunduğunu, fakat bazı gericilerin bu kişilerin sesini kısmak istediklerini sıklıkla dile getirmiştir. Laiklik gericiliğe bağnazlığa karşıdır
Laiklik ülkemizde, akılcı ve ilmî düşüncenin yerleşmesi, hurafelerin ve cehaletin ortadan kalkması, dine saygının artması, din istismarının önlenmesi, toplumsal bütünleşmenin güçlenmesi, inanç, mezhep ve tarikat ayrılıkları sebebiyle parçalanmanın önüne geçilmesi, düşünceye, saygının ve sevginin gelişip kökleşmesi. Bakımlarından önem taşır.
3-Kişiler laik olur
Buraya kadar olan kısımda devletin laik olmasından bahsettim birazda kişilerin laik olmasından bahsetmek istiyorum.
Laiklik, hem bireyi hem de devleti ilgilendirir. Çünkü esas olarak, insanın ve toplumun dinsel ideolojiden özgürleşmesidir. Eğer birey laik değilse, devletin laik olması içi boş bir iddiadır. Evet, ‘Devlet Laik olur’ düşünce doğrudur, ama ‘Birey laik olmaz’ düşüncesi yanlıştır. 
Oysa birey de laik olur. Laik birey, eğer inanıyorsa inancını kendi özel yaşam alanında saklı tutan, başkasının inancıyla ilgilenmeyen, toplumsal ve kamusal alanın, din kurallarına değil, akla ve bilime dayanan evrensel kurallarla düzenlenmesini isteyen bireydir. Laik birey, dinin siyasal malzeme yapılmasına, dince kutsal değerlerin sömürülmesine, dinsel baskı ve dayatmalara izin vermez.
Devlet, hem Laik, hem de bir dinden yana taraf olamaz. ‘Laik Devlet’, tüm dinsel inançlar karşısında tarafsız olmak ve tüm dinsel inançlara karşı eşit mesafede durmak zorundadır. 
Oysa birey açısından durum farklıdır. Birey hem laik, hem de isterse dinsel bir inanca sahip olabilir. İsterse de hiçbir dinsel inancı olmayabilir.
Devlet ve birey arasındaki bu ince ayrıntıyı, farkı iyi kavramak gerekir. Çünkü birey vatandaşı olduğu Laik Devletin bir parçasıdır. Birey özel bir kişi olarak, devlet ve toplumla ilişkilerinde Laik olmalıdır. Aynı birey kendi özel alanında dinsel inanca sahip olmak ya da olmamakta özgürdür. Aslında laik olan, insandır; devlet değildir. Bu sıfat devlete sonradan atfedilmiştir. 
4-Hem laik Hem Müslüman olunur
Nitekim laiklik bir din olmadığı içindir ki, Müslümanlıkla da öteki dinlerle de çelişmez ve karşı karşıya gelmez.
Yani insanlar hem laik hem de Müslüman olabilir. Aynen hem laik hem Hıristiyan; hem laik hem de Musevi olunabileceği gibi.
Ama laik insan olmaz diyerek önce terimleri değiştirmek, sonra kavramların içini boşaltmak, sonra onları işimize geldiği gibi yeniden tanımlamaya çalışmak açıkça yanlıştır.
Dinin en önemli öğeleri olan terim ve kavramların içlerinin boşalttığı, yozlaştırdığı, saptırdığı da görünen bir gerçektir.
Kişi veya kişiler kim olursa olsun gerçek düşünceyi gizleyerek, akılları karıştırarak toplumda huzursuzluk yaratacak kavramlarla oynayarak, doğru kavramları alt-üst ederek, kendine özgü değişik ve zıt tanımlar yaparak, sonra da bu tanımlara göre kendini anlatarak, değişik kesimlere farklı imajlar vererek, topluma zarar verme hakkına sahip değildirler.
5-Laik insan nasıl olmalıdır
Laikliğin kökeni malum "aydınlanma devrimi". Aydınlanma değerlerini benimseyen özümseyen insanlara "laik" insan denir.
Bu değerlerin en birinci kıstası, dogmalarla beslenen "cemaat kültürü" yerine sorgulamaya açık "bireyi" öne çıkarmasıdır.
Laiklik; en has tanımıyla "özgür bireye" dayanır. Bireyin olmadığı yerde; laiklik diye bir şey olmaz.
Laiklik bireyin "inanç dünyasıyla" ilgilenmez:"İnanıyor musun? İnanmıyor musun? Dinin beş şartını yerine getiriyor musun? Dinin beş şartını yerine getirmiyor musun? İçki içiyor musun? İçki içmiyor musun?" Gibi sorular laiklik savunucularının ilgi alanına girmez. Kendisini laik diye tanımlandıran kişi için asıl olan kıstas bireyin "inanç sahibi" olup olmaması değil, "birey" olup olmamasıdır.
Laik birey kendi dininden olan bir başka bireye nasıl davranıyorsa, kendi dininden olmayan bireye de öyle davranır. Kimsenin dini inancını sorgulamaz. Herkesin istediği dine inanma hürriyetine saygı duyar.
Laik bireyler; insanların dini inançlarını, duygularını kullanarak prim elde etmeye çalışmaz.
Laik insan, Kendini geliştirmiş, bilgili, ötekileştirmeyen ve toplumda kutuplaşmaya izin vermeyen insandır. 

Mürsel Adıgüzel

Eğitimci Yazar ve Şair

 

 

 

 

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Haber Sitesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0212 210 90 00 Faks : 0212 210 34 00