• BIST 107.303
  • Altın 153,156
  • Dolar 3,7141
  • Euro 4,3624
  • Adana 18 °C
  • Adıyaman 14 °C
  • Afyon 12 °C
  • Ağrı 4 °C
  • Amasya 9 °C
  • Ankara 10 °C
  • Antalya 18 °C
  • Artvin 11 °C
  • Aydın 18 °C
  • Balıkesir 19 °C

Yaşam Hakkı

Mürsel Adıgüzel

 

Yaşam Hakkı

Sevgili okurlarım, ülkemizde her gün sudan sebeplerle kadın cinayetlerinin olduğunu okumakta ve duymaktayız. Bu nasıl insanlık, bu nasıl bir insan hakkıdır anlamış değilim. Bu tür hareketin önüne geçilmesinin zor olduğunun nedeni cahilliğe dayandığındandır. Eğer insanlar eğitimli olmuş olsalardı, yaşam hakkına saygılı olurlardı.

Yirmi birinci asrın gelişmişliğinde, ülkemizdeki insan haklarını ve kadına bakışı düşündüğüm zaman, aklıma ilk gelen sorulardan birisi, bazı kişilerin anneye, kız kardeşe ve eşe çağdaş olmayan bir bakış ve anlayışın nedenlerini eğitimsizliğe bağlıyorum.

O zaman insanların haklarının korunması ve gelişmesini sağlayacak koşullar ve şartlar nasıl yaratılmalıdır diye sorgulanması gerekir.

Bu durum sorgulanmadığı sürece, insan hakları kadın ve erkeğin insanca yaşama hakkı sağlanamaz. Kaldı ki bu hakların topyekûn herkese gerekli olduğunu da düşünüyorum. Bu hakların korunması, kadın erkek her kişinin kendine ait olan tarafını bir fiil savunması çok büyük önem taşımaktadır. Kaldı ki bu hakların her zaman her yerde bu kullanılması, devlet ve millet bütünlüğünü de sağlamış olur. Bu bütünlüğün devamlılığını ve sürekliliğini sağlayacak ve öncülük yapacak olanda, devletin tüm kurumlarıdır. Devlet, insanların özgür birey olmasını sağlamak için, insanları çağdaş demokrasiyle yönetmesi gerekir. Bu anlayışın oluşturulması şarttır. Böyle bir oluşum devletle vatandaşının sosyal, ekonomik ve demokratik taleplerinde barışık olmasını sağlar. Devlet, insanların temel haklarını göz ardı etmeden, insanların evrensel değerleri doğrultusunda, hiçbir koşul öne sürmeden çağdaş demokrasinin alt yapısını hazırlaması gerekir. Kadın ve erkek ilişkisinin ve sosyal gelişiminin alt yapısını sağlıklı olması, çok büyük önem taşımaktadır. Yani, devlet mutlaka vatandaşıyla barışık olmalı ve bütünleşmelidir. Devlet vatandaşının eğitim kültür, sosyal gelişimi yönünde bütün şartları seferber etmelidir. Sağlam bir alt yapı oluşturmalıdır. Çağdaş demokrasi ilkelerine bağlılık gösteren, sağlıklı bir bütünleşme oluşturulduğu takdir de,  insanların mutluluğundan söz ede biliriz. Şayet, devlet vatandaşıyla bir takım gereksiz ve anlamsız bir biçimde güvensizlik ilişkileri içine girmiş ise ve de gereksiz bir biçimde korku içine sokmuşsa, o kuşular içinde insan haklarının var olması düşünülemez.

Sevgili okurlarım, bugün kadınlarımızın ve gençlerimizin içinde bulunduğu durumları pekte iç açıcı olduğunu söylememe gerek yoktur. Bu kötü şiddeti ve ahlaksız gidişatı nasıl aşarız diye mücadele vermemiz gerekir. Millet egemenliği içinde her hususta bir bütünlük sağlamış olursak, işte o zaman bütün olumsuzlukla bertaraf edilmiş olur. Böylece birlik ve beraberliğimiz ve de bütünleşmemiz sağlanmış olur. Böyle bir bütünleşmeyle de,  İnsanlar her alanda yaşam haklarını daha iyi kullanmış olur. Ne kadınlarımız namus adına öldürülür, nede gençlerimiz ihmal edilir.  Eğer bu durumlar göz ardı edilirse,  devlet, vatandaşından fazla bir şey bekleme hakkına sahip olamaz.

Toplumsal barışın ve insanca yaşamanın bütün kuralları ve değerleri buna bağlıdır. Aksi halde haklarından mahrum edilen insanların, insan hakkından bahsetmek mümkün değildir.

Mürsel Adıgüzel

Eğitimci Yazar -Şair

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2002 Haber Sitesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0850 533 02 62 Faks : 0212 210 34 00